Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
cemalsüreya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cemalsüreya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2015 Salı

Mavi



Yaklaşıyor. Yaklaştığının farkındayım. Bir sigara daha  yakmanın, son kez demi yerinde bir çay içmenin zamanı... Panik atak gibi bu. Geldiğini biliyorum. Anlıyorum. Histerik bir hal aldı çünkü. Sen ellerin iki yanında savrularak bir kez daha geçeceksin. Aynı gün ve aynı saatte. Mavinin 5. faklı tonunu giyeceksin... Ben sağ bacağımı yine sol bacağımın üstüne atacağım beceriksizce... Saçımı soluna alacağım omzumun... Sana bir daha bakacağım yan gözle... Kötü gözle değil yanlış anlama... Yanıyla gözümün. Çaktırmadan... Hissettirmeden. 

Zamanla ustalaşıyor insan. Ne demişti büyük usta; Sevda sır'ınan olur! Özentilikten belki. Doğrusunu yapmaya çalışmaktan. Sır ile haşır neşir olmaktan doğru düzgün sevmeyi unuttum galiba. Yani biri özgürce sev dese. Sevemem! Aşkın tarifinin olmama sebebi bu galiba. Mesela bana sorsalar bende sır ile olur derim... İçten içe.. Ve hep yarım kalarak. 

Şimdi gidiceksin. Benim aklımdan geçen onlarca sözün içinden çıkıp gideceksin. Gözün takılıp bir an bakarsın belki! Bir an sadece. Ben senin o bakışından onlarca anlam çıkartır satırlarca şiir yazarım. Yani sen, sen olduğun için sadece... Yürüyüp gittiğin için, bir adımını diğerinin peşi sıra sürüklemeyi bildiğin için sadece! Şiir olmayı hak edersin. Ve Tomris ile Vera dışında ki diğer kadınlar kendilerine yazıldığını bilmediği gibi şiirlerin, sende sana yazıldığını bilmeyeceksin adam. 

Sakince geçti yanımdan en sevdiğim tonu mavinin,
Peşi sıra götürdü ne varsa bildiğim.
Alnına düşen iki parça saçının hatrına,
Bir kez daha eğdi başını kalbim...

Zamanı değildi sevmenin / söylemenin...

İnadına sırlara sarılmanın, Neşet ustaya katılmanın,
Korkunun ve zaferin, umudun ve yalnızlığın,
Tanıdık bir tonu olmalı göğün, denizin...
Bir sebebi olmalı mavini sevmemin...

Zamanı değil göğün, güneşin...



25 Ocak 2015 Pazar

Şiir burada, Sen nerdesin ?




Yok işte! Tüm sokakları gezsem bile senden bir iz yok! Yoksun ve o kadar yoksun ki ben varlığını görsem tanımam... Ne çakıl taşları ne ekmek kırıntıları ne sokak tabelaları! Sana gelen yolu göstermiyor hiç biri... Şiirler topluyorum kaldırım taşlarından, duvarlardan, yerlerden... Sokaklardan şiirler toplayarak yürüyorum, bomboş! Ne güzel şeyler yazmışlar diyorum... Bende yazmıştım güzel şeyler... Bir taşın üzerine sevdiğimi yazmıştım... Bulamıyorum yerini... Daha çok bardak altlığı biriktiriyorum gittiğim barlardan... Daha çok içiyorum... Seni bulamayacağım yerlerde arıyorum... 

Korkunç birşey bu... İçimi görsen nasıl gürültülü... Ne büyük bir kavga! Sakinliği özledim. Sessizliği... Sonsuz gibi görünen o masmavi gökyüzünü... Şiirlerin acıtmadığı zamanları özledim. Cemal'e, Edip'e, Turgut'a kızmadığım günlerimi özledim. Kelimelerin bu kadar yakıcı olmadığı, sokak kedilerinin kendilerini sevdirmeye çalıştıkları günleri özledim. 

Peter Pan'ı bir daha okuyamayacağım.... İnancımı kaybettim çünkü... Varolmayan ülkenin anahtarını kaybettim... Biri bitmeden közüyle diğerini yaktığım sigaraların dumanlarından boğuluyorum... Ben direnemiyorum. Zor... Gitmek ne zor! Arkana bakmaman lazım. Bakarsan gidemezsin çünkü. Ama için yangın yeri. Affedememek! En korkuncu gitmek zorunda olmak! İnsan kendiyle girdiği hiçbir savaşı kazanamaz! Hiç bitmeyecek bir savaşın kaybedeniyim. Kendimi affedemeyeceğim.

Sokaklar şiir dolu... Şiirlere basarak, mavileri kirleterek yürüyorum...