Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
varolmayanülke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
varolmayanülke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2015 Pazar

Şiir burada, Sen nerdesin ?




Yok işte! Tüm sokakları gezsem bile senden bir iz yok! Yoksun ve o kadar yoksun ki ben varlığını görsem tanımam... Ne çakıl taşları ne ekmek kırıntıları ne sokak tabelaları! Sana gelen yolu göstermiyor hiç biri... Şiirler topluyorum kaldırım taşlarından, duvarlardan, yerlerden... Sokaklardan şiirler toplayarak yürüyorum, bomboş! Ne güzel şeyler yazmışlar diyorum... Bende yazmıştım güzel şeyler... Bir taşın üzerine sevdiğimi yazmıştım... Bulamıyorum yerini... Daha çok bardak altlığı biriktiriyorum gittiğim barlardan... Daha çok içiyorum... Seni bulamayacağım yerlerde arıyorum... 

Korkunç birşey bu... İçimi görsen nasıl gürültülü... Ne büyük bir kavga! Sakinliği özledim. Sessizliği... Sonsuz gibi görünen o masmavi gökyüzünü... Şiirlerin acıtmadığı zamanları özledim. Cemal'e, Edip'e, Turgut'a kızmadığım günlerimi özledim. Kelimelerin bu kadar yakıcı olmadığı, sokak kedilerinin kendilerini sevdirmeye çalıştıkları günleri özledim. 

Peter Pan'ı bir daha okuyamayacağım.... İnancımı kaybettim çünkü... Varolmayan ülkenin anahtarını kaybettim... Biri bitmeden közüyle diğerini yaktığım sigaraların dumanlarından boğuluyorum... Ben direnemiyorum. Zor... Gitmek ne zor! Arkana bakmaman lazım. Bakarsan gidemezsin çünkü. Ama için yangın yeri. Affedememek! En korkuncu gitmek zorunda olmak! İnsan kendiyle girdiği hiçbir savaşı kazanamaz! Hiç bitmeyecek bir savaşın kaybedeniyim. Kendimi affedemeyeceğim.

Sokaklar şiir dolu... Şiirlere basarak, mavileri kirleterek yürüyorum... 









30 Kasım 2013 Cumartesi

El Değmemiş Çerez Kasesine Veda Vol.1


         




            Bugün seninle dertleşmek istedim. Ahh Peter... Sen benim en güzel düşümsün, varolmayan ülkemsin, kaybolmuş çocukluğum, maskesiz- makyajsız halimsin. O kadar Öz'üm ki yanında. Kimse beni o kadar gerçek görmedi. Göremezler zaten. Çünkü ben bir tek sana sakladım herşeyimi. İnsanlığımın en güzel kısmını görmediler daha, sevmenin en saf halini yaşamadı hiçbiri, aynı anda hem kadın, hem anne, hem kardeş, hem baba, hem dost, hem yakın, hem uzak hem sevgili, hem aşık, hem maşuk olmadı onlar... Beni anlamazlar. Sende anlamazsın gerçi. 

              Mesela bir kez olsun bir satırımı okumuşluğu yok gözlerinin... Bencilsin. Ama bencilliğin bile sevgi dolu. Nasıl da temiz kalbin. Ahh Peter... Seni sevmenin kaç değişik yolunu buldum ben. Kaç değişik türde sevdim seni. Bir insanın bir diğerini böyle sevdiği nerede görülmüş! Hissettiğini biliyorum. Seninle aramızda bir bağ var çünkü. Güzel bir bağ. Bir anne ile henüz dünyaya merhaba dememiş bir bebeğin bağı gibi. Birbirimizden besleniyoruz. Sen benim sevgimden, ben senin gülümsemenden...

         Hastalıklı, korkunç bir şey bu. Biliyorum. Farkındayım her şeyin. Mayına bastım bir kere. Dönüş yok. Sadece kıpırdamadan önce sana böyle öbür dünyaya yetecek kadar, ömrümü idame ettirecek kadar bakmam lazım. Hiç konuşmadan ve dokunmadan ve sokulmnadan... Sadece bakmam lazım. İçimi doldurana dek varlığın. Sonra kıpırdarım yavaşça. Gürültü etmeden, giderim... Yavaşça... Bir süre arar sorar gözlerin, sonra geçer içinden arada adım. Sonrası belli. Biri gelir, dağınıklığına aşık olur. Ben gibi sevemez biliyorum. Ama o da kendi gibi sever işte. 

         Ahh Peter... Sende sevseydin ya beni...