Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2017 Pazar

Hoş gel, Koş gel 2018




Ve 2017 yarın gece bitecek.. İnanması zor değil mi ? Hiç bitmeyecek gibiydi. Yaşadığımız her kötülüğü onun üzerine atacağımız bir 2017'miz olmayınca ne yapacağız bilmiyorum.. İyi alışmıştık.

Mucizeler bir gece de olmuyor bunu hepimiz öğrendik.. Bazıları zor bazıları da daha zor yollardan.. Ama insanoğlunu ayakta tutan o en güçlü duygu, umut..Birşeylerin değişeceği inancı ile biletrimizi aldık. Planlar yaptık. Naif dilekler diledik.. Herşeyin daha güzel olacağına inandık. Hepimiz oyunun kurallarını biliyoruz artık..

Yarın gece 12 den sonra yeni ve daha güzel bir hayat kapılarını ardına kadar açıp kucaklamayacak bizi.. Mükemmel bir aşk, çok başarılı olduğumuz bir iş, sonsuz mutluluk olmayacak. Ama ne olacak biliyor musunuz ? Yeni bir yıl olacak. Temiz bir sayfa.. Yepyeni bir soluk. Düşüp kalkacağımız, sevdiklermize sarılacağımız, yeni şeyler öğreneceğimiz, yeni şarkılar dinleyeceğimiz, yeni filmler izleyeceğimiz, yeni heyecanlar yaşayacağımız şaşkın, tuhaf ve yer yer güzel bir yıl olacak..

Yeni serilmiş bir çarşafta temiz pijamalarla uyumanın verdiği o huzurlu steril hisse bir geceliğine kavuşacağız. Bir gece olsun hepimiz kral, kraliçe, prens veya prenses olacağız. Sonra ise o müthiş sıradanlığı kucaklayacak hayatın.

Birşeyleri değiştirmeye kendinizden başlayın. Siz değiştikçe hayatınız da değişecek. Herşey çok güzel olmayacak belki ama çok kötü de olmayacak.. Hayattan küçük şeyler isteyip küçük zaferlerin hükümdarı olun. İziniz Sultan Süleyman kadar derin olmasın siz Hazerfen olun. Güzel olun. Mutlu olun.


P.S: Bu yazı mutlu bir geleceğe sahip olmanın hayali ile nefes almaya çalışan tüm insanlara umut dolu hislerle yazılmıştır. Teomanı sevmekten vazgeçmeyen tüm naif ruhlara adanmıştır.



Aşkla,

Öz

26 Haziran 2011 Pazar

Merdiven..





Üzgünüm derken sesi bile titrememişti..
Neden üzgün olduğunun yazılı olduğuna inandığım mektup avuçlarının terini emmişti sanki.. Nemliydi.. Belki rutubetli.. Soramadım ona.. Kelimelerin anlamsız olduğu, soru kalıplarının yetersiz kaldığı anlardan biriydi.. Okuma-yazma bilmemeyi umdum.. Öyle olsun istedim.. Okuyamamak. İstedim.. Meğer bana yıllar geçse bile hiç bitmeyecek bir hüzün armağan ediyormuş.. Bir yazı kabiliyeti.. Farkında değildim.. Azalır sandım acım.. Geçer sandım.. Geçmedi.. Yıllar geçti.. Mektup eskidi.. Nemi kurudu.. Gözyaşlarım ıslattı.. Gözyaşlarım kurudu.. Yağmurlar yağdı üzerine.. Ona söylemediklerim birikti.. Seni çok sevdim.. Sen bir çocuğun sahip olabileceği en müthiş şeydin.. İlk oyunum.. İlk keşiflerim.. İlk aşkım.. İlk yalnızlığım.. İlk terkedilişim.. İlk şiirim.. İlk şarkım.. İlk acım.. İlk sarhoşluğum.. Seni çok özlüyorum..

Gitme diyemedim..Affetmiyorum kendimi.. Bir korkak bir aciz gibi diz çöküp yalvarmalıydım sana.. Gitmemeliydin.. Benimle kalmalıydın.. Mektubun bende hala.. Sen benim yazdıklarımdan kurtuldun zannederim.. Çocukluk giysilerin ile birlikte.. Ben atamadım.. Saklayamadım da.. Koyduğum yeri unuttum diyelim..

Bana bir sinema borcun var bilesin.. Bir de karşılıklı içmek lazım.. Birgün cesaretimi topladığımda belki.. Belki bir 5 sene daha sonra..



*** İsmini söylemeyeceğim kimseye.. Duymayacaklar benden.. Gizli öznesin cümlelerimde.. Her paragraf senle başlar şimdi.. Affetme sakın kendini.. Oyun arkadaşın affedene dek seni.. O ıslığı pencerende yeniden duyana dek.. Yeniden o küçük kız olana dek.. Hoşçakal..