Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
prenses etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
prenses etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2018 Perşembe

Söz




Nasıl çaresiz nasıl umutsuz nasıl kendimden bi haber günler geçirdim. Elime kağıdı kalemi almak zulümdü. Okumadım, yazmadım, yemedim ihtiyacımdan fazlasını,  yemin ederim bir ssatır şarkı bile mırıldanmadım. 

Hayat bazı zamanlar beni en sevdiklerimle sınıyor.. Gene babam.. Gene bir ambulans sireni.. Gene umutsuz bir bekleyiş.. Ah benim içler acısı çaresizliğim.. Ah benim herkesi teselli edipte kendime sarılamayışım! Ah.. Ne kadar korktum.. Ne kadar çekildi içim.. Nasıl bıraktım bir anda yaşamayı.. Nasıl terk ettim hayatı!!!

Babamın prensesim diyişini duyana dek nefes aldım mı cidden ? Hatırlamıyorum. Ve neyi fark ettim biliyor musun ? Babam yoğun bakımda kapıların ardında lanet olasıca kablolar sayesinde yaşamaya çalışırken, çektiğim herşeyin ama herşeyin aslında o kadar da kıymetli olmadığını anladım. Babam bizi bırakıp gidebilirdi. İstediğinden değil. Kalbi ve beyni artık bu dünyayı kaldıramadığından.. Gidebilirdi. Sevgililer gününde çiçek alamazdı bana artık. Her akşam kapıyı açamazdı. Her sabah uyandırmak için didinemezdi. Beni gördüğünde gülümseyemezdi. İstemediğinden değil.. Ama yapamazdı. Uzaklardan izlerdi belki sadece.. Bu kadar ince bi çizgiydi.. Bu kadardı hayat! Zikzak çizmekten vazgeçen bir monitör akışında yaşam aramaktı.. 

Çok şükür, binlerce kez şükür Tanrı bir kez daha izin verdi. Ve ben anneme verdiğim sözü tutabildim. Ben babamı almadan gitmem burdan demiştim, hastane bahçesinde.. Babamı alıp döndüm.. Onun o gür sesi ile inliyor ev gene.. Meraklı bakışları ve huzurlu kokusuyla yaşıyorum çok şükür.

Yani demem o ki ben bu sene 1 yaş almadım ömrümden belki 10 yaş ve büyük birer göz torbaları aldım. Gergin çizgiler.. 

Ben bi başkasının benim kalbimi kırdığı için üzülmeyeceğim bir daha.

Kendime söz verdim.

Ve ben sözlerimi hep tutarım..

P.S: Bu satırlar babasının horlama sesini ninniye benzeten 30 yaşında bir prenses tatafından yazılmıştır. Ve tüm babaların  prenseslerine büyük bir aşkla sarılmaları umuduna inanılmıştır...


Sevgiler

Öz

15 Eylül 2013 Pazar

El değmemiş çerez kasesi 3





Bir yol ayrımındasın kadın. Karar vermen gerek. İçkiyi bıraktın. Sigarayı bıraktın. Sıra onu bırakmakta... 11 senelik alışkanlıktı sigara bırakamam diyordun hani. Ne olmuş iki buçuk senedir aşıksan ona. Ne olmuş yani çok sevdiysen... Bırak onu kadın. Sen tabağına konan bir kaç antep fıstığından kıymetlisin. Bilmiyor işte ne çok sevdiğini. Bilmiyor seni. Bilse üzmez.  Kıyamaz sana. Kıymetlisin onun için. Ama senin istediğin şekilde değil.

Onu severken daha iyi bir insan oluyorsun biliyorum. Ama olmuyor işte, sevmiyor seni. Yürümen lazım hatta koşman. Koşarak ondan kaçman. Beklemek fayda vermez artık. Yorulmadın mı hala? Her gün gözyaşlarını içine akıtmaktan. Canın acırken gülümsemekten bıkmadın mı? Dolmadı mı çilen? Kızma bana. Seni en iyi ben anlarım. Üzgünsün. Kırgınsın. Mağlupsun. Kabul et. Demirden değilsin. Parçalanıyorsun. Yeni bir öykü bul kendine. Onu bırak. Bırak ki o da yoluna gitsin. Kendinden vazgeçip ona üzülmekten tükendin. Kimse bilmiyor seni benim gibi. Karikatür okumayı neden sevdiğini? Onunla paylaşmak için komik karikatürleri biriktirdiğini. Bilmiyor kimse ona yazıp yazıp sildiklerini. Onunla yapmak istediklerini bilmiyor kimse. Deniz gören bir yerde oturup onunla piknik yapmak istiyorsun o dizine yatmışken sırtını bir ağaca verip kitabını okumak istiyorsun farkındayım. Ve yürümeyi sevmeyen sen, onunla uzun yürüyüşler yapmak istiyorsun. Sokak çocuklarına gülümsemek beraber bir kediyi sevmek istiyorsun. Ona bakmak istiyorsun biliyorum. Uyurken izlemek uykusu kaçınca uyutmak istiyorsun. Yapma. Düşünme artık. 

Uyu şimdi kadın! Uyu ki derdin azalsın. Uyu ki daha güzel bir yarına uyan. Uyandığın yarını sev. Antep fıstığı yeme artık. Onu hatırlama. Bu yazıyı bitir. Noktayı koy artık. Onu yazma artık. Gölgeni al ve git. Ben hep buradayım. Senin ne zaman canın acısa seninle konuşacağım söz. Ama onu bırak artık. 

Ağlama dur! Kıyamam. Sil gözyaşlarını. Uyu hadi hepsi geçecek...

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde uzak diyarların birinde, çoookk güzel bir prenses varmış. Bu prenses komşu ülkenin prensine aşık olmuş. Prens dünyanın en temiz kalpli, en iyi, en güleryüzlü adamıymış. O gülünce dünya daha güzel bir yer olurmuş. Ama ne var ki prens, prensesi sevememiş.  Kötü kalpli olduğundan değil, bir kaz çobanına aşıkmış prens. Onun daha iyi bir hayat yaşaması için uğraşır durur ama kıymet bilmez çoban prensi hep üzermiş... 

.....

Uyudun mu ? Peki mutlu rüyalar prenses...