Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
sokak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sokak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2014 Cuma

Aklımın kenar sokağı'ndan...





          


          Gidiyormuşsun... Aynı şehrin ayrı sokakları olacakmışız seninle... Neden bilmiyorum ama bana söyleme zahmeti, aklının kenar sokağından bile geçmemiş. Bu kadar mı herhangi biriyim senin için? İnsanlara acayip geliyor bu hüznüm. Anlatamıyorum. Ben senin herşeyin olma çabası içindeyim. Ben sensiz yaşayacağım kadar yaşadım. Artık seninle devam etmek istiyorum. Ben çok yorgunum. Seninle dinlenmek istiyorum. Çok şey öğrendim. Seninle unutmak istiyorum. Yeni doğmuş bir bebek gibi... Bomboş bir beyinle sana gelmek istiyorum. Beni sev istiyorum! Beni yalnızca sen sev... 

                 Başka kimsenin olmadığı yerlerden birini seçip orada beraber yaşayalım. Biz birbirimizin yanında ne güzel duruyoruz. Hiç görmüyorsun. 

                  Ben yaşlanıyorum. Ve en korkuncu sana kavuşamadan ölüp gitme korkusu! Ya bir başka adama evet dersem, bir çılgınlık halinde! Ya başkasının olursam! Ölesiye korkuyorum. Başkasının olamam. Bir sürü düzgün adam var ama ben senin hafif eğri burnunu seviyorum. Ben düzgün adam istemiyorum. Ben senin kısık gözlerini istiyorum. Ben sensiz bir gün daha geçirmek istemiyorum...


               Eylül'e az kaldı. Seni sevdiğim bilincine geçişinin seneyi devriyesi... Benim gözümde doğduğumdan beri, ölümlü takviminde 4 yıldır, senin nezdinde 1 yıldır, ben aralıksız seni seviyorum. Çayı sever gibi. Her güne uyanmak, her gece yeniden ölmek gibi... Ben seni bir başkasının koynunda uyurken görüyorum bazı rüyalarda. Hiç bir rüyamda biz uyumadık beraber. Ve ne biçim bir dünyadır ki, seninle hiçbir sabah uyanamadım..!


              El değmemiş çerez kasesine ithafen...

15 Mayıs 2011 Pazar

Yasak kelime; Aşk!




Sözcüklerin kifayetsiz kaldığı bir gece yarısıydı.Kendimi mutfağın soğuk zemininde çıplak ağlarken bulmuştum.Yüzükoyun yatmışım. Ocakta kaynayan bir suyun çıkardığı tuhaf fokurtudan başka bir ses yok gibi. Sanki tüm dünya susmuş. Susmuş ve benim söyleyeceklerimi dinlemek istiyor. Ben dünyadan daha da suskunum. Neden çıplak olduğumu bulamıyorum, hatırlamıyorum. O su ne zamandır kaynıyor bilmiyorum. Böyle zamanlarda insan hep mi ölmek ister acaba? Yani şuan ölsem ve tüm bedenim minik parçalara bölünse.. Hiç olmamışım gibi.. Hiçkimse acı çekmese yokluğumda.. Cenazem kalkmasa.. Ruhum gökyüzüne yükselmese.. Beyaz ışığı görmesem. Bana sorular sormasalar..
Hatırlıyorum.. Neden yerde yattığımı.. Aynada kendime bakıyordum. Aşık olmuşum yine.. Ve tabi ki başarısız.. O gitmiş.. Hiç gelmemiş gibi. Ya da ben gittiğine inandırmışım kendimi.. Hava soğuk. Severim soğuğu. Ama soğuk havalarda hep birileri gider benden. Daha ılıman iklimlere.
Bindiğim taksi, onun dur deyişleri.. Kimin gittiğinin belli olmadığı veda.. Çantamda anahtarımı arayışım, Şöförün bana mendil uzatışı.. Onun kollarını birbirine düğümlemiş, sokak lambası altında parlayan teni.. Benim gözyaşlarım. Onun olmaz deyişleri. Suskunluğu..Benden bekledikleri. Benim veremediklerim.. Onun başkasına gidişi, benden gitmediğini söyleyişleri.. İhtiyaçları.. Şöförün yol bulma çabaları.. Meraklı bakışları..Evin önünde ki fren sesi. Benim koşarak merdivenlerden çıkmam. Yediğim herşeyin vücudumu terkedişi.. Banyoda geçirdiğim vasat zaman.. Mutfağa kahve yapmaya gidişim.. Gözlerimin önünde ki sureti..
Sözcüklerim yurdunu kaybetmiş gibi.. Nereye gideceklerini ne anlam vermeleri gerektiğini unutmuşlar. Ben kahve içecektim en son. Sonra, sonra onun gözkapaklarıma yerleşen lanet gülümsemesi geldi aklıma.. Geceliğimi sıyırdım. Halıyı kaldırdım. Üşümeliydim. Yere uzandım.
Kendime kızıyorum çoğu zaman. Daha farklı bir hayat seçmediğim için. Önyargılarımı bir kenara koyup ta yeniden başlamadığım için. Bu kadar çok sevdiğim için insanları, yaşamayı.. Ölemiyorum bile.. Her gidenle eksiliyorum sadece.. Onursuzca bir ölüm şekli benimkisi.. Birilerinin beni öldürmesini bekliyorum, korkakça..