Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
beyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2016 Pazar

İyileşti Kadın, temizledi kalbini...



Artık sevmek istemediğiniz, ama sevmekten vazgeçemediklerinize...

Uzun soluklu cümleler kurmayı, uzun yaşamaya tercih ettim hep. İlişkilerim kısa ama tutkulu oldu hep. İçimde en az 3 farklı kadın yaşattığıma yemin edebilirim. Tuhaf şeyler sevdim, tuhaf şeylerden korktum... Mercimek çorbasının yanında beyaz peyniri sevdim mesala. Martılardan korktum hep! Kimse bilmez. Ben seni unuttum mesela. 

Bir yerinde bu şehrin, kulaklığın kulağında karşıdan karşıya geçiyorsun ellerin cebinde. Bir yerden bir diğerine yetişiyorsun sakince. Koşmadan. Paniklemeden. Fazladan enerji harcamadan yaşıyorsun. Sanki hepimiz çok müsrifmişiz gibi... Sen hayatı tutumlu yaşıyorsun. Aynı yerlerden geçip, ayrı yerlere varıyoruz. Aynı bulutlara bakıp, farklı şekiller görüyoruz. Sen realistsin, ben romantik. Dünyanın ilk kavgası, ilk karşılaşması bizim ki... En eski problem... Değişmeyen şeyleri var dünyanın... Mesela hala biz dönüyoruz güneşin etrafında. Yer bizi inatla çekip, sabitliyor. Hala iyi filmler yapabiliyoruz, birbirine benzemeyen. Hala şaşırabiliyoruz. Merkür'ün gerilemesi bizi hala tedirgin ediyor. Kavgalar bitmiyor. Ölüm bitmiyor. Ayrılıklar bitmiyor. Herşey aynı... Herkes burnundan nefes alıp ağzından veriyor. Ben hariç! 


        Ben herkese inat yaşıyorum. Herkes artık dayanamaz dediği an, dizlerimin üzerinde doğrulup şarkımı mırıldanıyorum. Ben, ben olmaktan vazgeçmiyorum hala! Ne aptalca, ne cüretkar bir girişim! Ben hala savaşıyorum. İçimde ki kadınlarla... Kalbimde eskimiş adamlarla... Baştakiler ile... Sondakiler ile... Beynim, kalbim, çoğu zaman akciğerim ve ara sıra karaciğerimle... 

   Güzel görünen bir şey gördüğümde ( çirkin bile olsa) ben hala mutlu olabiliyorum. Basılmamış yar yığınlarına zıplıyorum utanmadan! Sensiz bir kışı daha sindire sindire yaşıyorum. Ne mutlu bana! Ne mutlu beni, ben yapan afacan kalbime...

Diyeceğim o ki, sen git. Başka bir dünyada başka bir kalbe yerleş... Ben iyiyim. Çok iyiyim. İyileştim. Kar herşeyi temizler derlerdi. Temizledi. İyi olmayı özlemişim...

Hepinizin iyi olması dileğiyle...

P.S: Kalbinizi iyice süpürmeden yeni bir misafir kabul etmeyin. Pişman olursunuz. Kimse bir gölge ile savaşmaktan keyif almaz...

P.S 2: Bence o bulut, düpedüz göte benziyor. Gothe'e değil. Bildiğimiz göte!

Özz

22 Kasım 2014 Cumartesi

Beynim, kalbime sordu; Sevecek misin ?



Bir zamanlar seni ne kadar çok sevdiğimi hatırladım. Ne zamandı onu hatırlayamıyorum ama çok sevmiştim. Ve bir insanoğlu o zamanlarda gelip bana, seni sevmediğim zamanların geleceğini söyleseydi ne kadar kızardım. Kader sanırım böyle birşey... Ben senin son'um olacağına inandım. Oldunda... Ama benim hayal ettiğim gibi değil. 

İnsanlar sana kızsın istiyorum. Ben kızamıyorum çünkü hala. Söylediğim hiç bir kötü söz kalbimden gelmiyor! Sen söylerdin kalbim konuşurdu benim, konuşmuyor. Geçenlerde bir adam gördüm. Hoş, yakışıklı denilebilecek türden. Sonra baktım ki gözleri kahverengi değil! Kahverengi olmayan bir göze bakmak ne haddime! Göremem ki... Saçları siyahtı. Siyah... Alnının iki yanında saç çizgisi küçük çukurlar oluşturmamıştı... Bu ne demek biliyorsun değil mi ? O sen değildin! 

Beynim, kalbime sordu; Sevecek misin ? Yanıt yok! Bir daha ve bir daha ve bir daha sordu... Yanıt yok! Elimi kalbime götürüp orda mı diye bakmak istedim. Dokunabilsem anlayacakmışım gibi... Orda olmasa bu kadar acıyamazdım. Kalbim konuşmuyor artık! Siyahlar ve beyazlar arasında kırmızılarıma yer kalmadı... Renklerimi bulamıyorum, kalbimi bulamamam gibi...

Gözümün kenarında inatçı bir damla var. Ne düşüyor ne kayboluyor! Orada asılı kalmış... Hani dokunduğunda hissettiğin ama beyaz olduğu için koparamadığın, yerini bulamadığın bir tüy vardır. Herkeste vardır! Sinir olursun! Sinir oluyorum. Öfkemin esiri oldum... Hayata, kadere, yalnızlığa ve hatta çok sevdiğim Cem Adrian şarkılarına öfkeliyim. Kendime öfkeliyim... Umuda, gökyüzüne ve denizime öfkeliyim...

Unutmam gerek! Nasıl yapıldığını öğrendiğimde yapacağım. Hatta ölmeden önce yapmak istediklerim listeme ekleyeceğim! Seni ölmeden unutmam gerek... Bu yangın, dumana dönmek zorunda! Bu yangın sönmek zorunda...



21 Şubat 2014 Cuma

Aklımın kenar sokağı'ndan...





          


          Gidiyormuşsun... Aynı şehrin ayrı sokakları olacakmışız seninle... Neden bilmiyorum ama bana söyleme zahmeti, aklının kenar sokağından bile geçmemiş. Bu kadar mı herhangi biriyim senin için? İnsanlara acayip geliyor bu hüznüm. Anlatamıyorum. Ben senin herşeyin olma çabası içindeyim. Ben sensiz yaşayacağım kadar yaşadım. Artık seninle devam etmek istiyorum. Ben çok yorgunum. Seninle dinlenmek istiyorum. Çok şey öğrendim. Seninle unutmak istiyorum. Yeni doğmuş bir bebek gibi... Bomboş bir beyinle sana gelmek istiyorum. Beni sev istiyorum! Beni yalnızca sen sev... 

                 Başka kimsenin olmadığı yerlerden birini seçip orada beraber yaşayalım. Biz birbirimizin yanında ne güzel duruyoruz. Hiç görmüyorsun. 

                  Ben yaşlanıyorum. Ve en korkuncu sana kavuşamadan ölüp gitme korkusu! Ya bir başka adama evet dersem, bir çılgınlık halinde! Ya başkasının olursam! Ölesiye korkuyorum. Başkasının olamam. Bir sürü düzgün adam var ama ben senin hafif eğri burnunu seviyorum. Ben düzgün adam istemiyorum. Ben senin kısık gözlerini istiyorum. Ben sensiz bir gün daha geçirmek istemiyorum...


               Eylül'e az kaldı. Seni sevdiğim bilincine geçişinin seneyi devriyesi... Benim gözümde doğduğumdan beri, ölümlü takviminde 4 yıldır, senin nezdinde 1 yıldır, ben aralıksız seni seviyorum. Çayı sever gibi. Her güne uyanmak, her gece yeniden ölmek gibi... Ben seni bir başkasının koynunda uyurken görüyorum bazı rüyalarda. Hiç bir rüyamda biz uyumadık beraber. Ve ne biçim bir dünyadır ki, seninle hiçbir sabah uyanamadım..!


              El değmemiş çerez kasesine ithafen...