Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2015 Cuma

Yeni yıl yeni hayat!





İnandığın herşey seni terk edebilir bir gün. Bir şarkı, bir film, bir din, bir masal, ailen, sevdiğin... Başına çok kötü şeyler gelebilir... Sana göre korkunç, tahammül sınırlarının ötesinde, gücünün yetmeyeceği şeyler... Boşluğa düşebilirsin... Amaçsız ve inançsız kalabilirsin... Umudun tükenebilir... Vazgeçmeye karar verebilirsin. Herşeyden... Seni terk eden her şeyi, tekrar tekrar terk etmek isteyebilirsin... Kötü anıları zihninde canlandırıp ağlayabilirsin... Kendini çok yalnız ve değersiz hissedebilirsin... Herşey olabilir... Herşeyin mümkün olduğu garip bir evrende yaşıyoruz...

Ama sana söylemek istediğim bazı şeyler var. Mesela; üzüldüğünde Gülşen Bubikoğlu'nun hoyratça portakal soyuşunu getir gözünün önüne... Gülümsemeni sağlayacaktır. Yalnızlığını kabullendiğinde, seni acıtmayacaktır. Gücün bittiğinde, senden güçsüz olanları düşün. Birine yardım et mesela... Bir insana, bir sokak hayvanına... İyi hissettirecektir. Umudun biterse bana gel. Rengi solmuş kutumda ikimize de yetecek umut var. Bir öykü yazarım. İçinde kendini bulursun.. İyileştirmez belki ama bir parça serinletir yangınını... Seni iyi anlıyorum. Benzer hayatların fragmanlarında arkadan geçen kadını oynuyoruz ikimizde. Sen kırgınlığınla öylece geçip gidiyorsun. Ben hala gülümseyebilmemin şaşkınlığında duraksıyorum... Hayatın içinde durup dinlenebileceğim bir köşe bulmanın ferahlığı bu... 

İnsanın başına herşey gelebilir... Hergün bir önceki günden daha kötü olabilir... Ama parçalanmış inancını bir araya getirip Tanrı'ya güven... Bir şekilde mutlu olmanın yolunu buluruz biz... Küçük, basit birşey bulur onu severiz... Bir kediyi, bir martıyı, dalgaları, gökyüzünü, bulutları, yolları, insanları, yeniden başlamayı biliriz... Bir şekilde yaşarız... Kendi doğrularımıza sarılırız... Yalnız değilsin. Hissediyorum çok kırgınsın.... Annenin en sevdiği sardunya saksısını deviren rüzgar, seni de toprağından köklerinden ayırmış... Ama bitmedi henüz... Ayağa kalk!

Yeni bir yıl, yeni bir hayat! En baştan başla... Ölene dek, sonsuzluk seninle... Bizimle...


27 Ocak 2014 Pazartesi

İdareli Sev..!




        Bazı şeyler yasaktır. Seni sevmek gibi. Bir gün önce el çırparak dinlediğim şarkının bir sonra ki gün sözlerinin içime çökmesi gibidir, aşk. Seni çok sevdim. Çoğu zaman çocukça, korkakça, gizlice... Ama çok sevdim. Sanki dünyaya geliş sebebim seni sevmekmiş gibi, yüzyıllardır aradığım ruh eşime kavuşmuşum gibi, eksik kalan parçama kavuşmuş, sonsuz acım son bulmuş gibi. İbadet gibi... Sevdiğim herşeymişçesine... 

        Annem, ben henüz çocukken ilk kaybedişimde belki, "çok muhabbet tez ayrılık getirir, idareli sev" demişti. Çocuk aklım işte kızmıştım ona. Memur emeklisi ailen olunca bir şeyleri idare etmeye alışıksındır. Ay sonu, öncelikli ihtiyaçlar, keyfi harcamalardan kaçınmak... Hep bir şeylerin eksikliğini hissedip susmayı öğrenirsin. Çünkü memur çocukları anlayışlı olur. Yokluğu bilirler. Zamanla bol kepçe yaşayabileceğin tek şeyin "sevmek" olduğunu öğrenirsin. Ve buna kimse karışmasın istersin. Annem haklıydı. İdareli sevmek lazımdı. Şimdi başım, ellerimin arasında... Burnumun kenar çizgisinden dudağıma inen bir damla... Sürekli gideceğin fikri, kulağımda gece yarısı dolanan bir sinek vızıltısı gibi... Öyle rahatsız edici ki...Gideceksin. Ve ben ne yapsam durduramayacağım seni. Çünkü sevmek benim, gitmek ise senin hayalin... 

    Seni çok özleyeceğim. Bu memur emeklisi ruh halimin üç aylığı gibiydin sen. Göğsümün kenarına sıkıştırıp herkeslerden gizlemek istediğim... Hoşçakal Haziran! Ben seni çok sevdim. Git Haziran. Git ve yeşili benim ağacımdan farklı olmayan bir ağaca hayranlıkla bak! Git! Dilini bilmediğin o insanların, yollarını bilmediğin şehirlerinde kaybol! Mutlu ol Haziran. Bu ömür sen mutlu ol. Dünyaya bir daha gelip, seni bulduğumda sıra benim olsun..!

17 Kasım 2013 Pazar

Yol Arkadaşım'a Sevgilerimle...

        



         Kalabalıktan kurtulup denize doğru yürüme isteğim sebep oldu seninle tanışmama. Belki o gün beklemem gereken güzergahta bekleseydim binmem gereken aracı, seni tanıyamayacaktım. Yani sıradanlığa mahkûm bir karakterim olsaydı, seçenekleri düşünmeyen biri olsaydım... Olasılıkları olmayan... İçimde denizi görmek için bu kadar tutkulu bir his doğmasaydı, yorgunluğumu bastırmasaydı bu istek seni göremeyecektim. Bazen mucizeler olur hayatta. İnsan hiç yapmayacağı şeyler yapar. Bir adama yol sorar, o adam ona gülümsediğinde gülümsemeyle karşılık verir gülümsemesine, yalnızlığını ve belki de bir fincan kahveyi paylaşmak ister onunla. Yemek yemeye karar verirler bazen. İlk görüşme için fazla olan kararlar alırlar. Göz göze gelmekten korkmazlar... Kadın, sırlarını anlatır, adam dinler bazen. Hayat, bir mucize verir, kadının yorgun kalbi yumuşar, adamın ön yargıları kırılır... 

           Adamın gamzesi vardır bazen, kadının çapkın bir gülümseyişi... 

         Kadın, denizini anlatır adama. Sırdaşını... Onu herkesten ve herşeyden ayrı ne çok sevdiğini... Adam anlar onu. Kadın, anlaşılmanın ne olduğunu unuttuğundan belki de şaşırır. Bir sürü karar alır bir gece içinde. Yol arkadaşı ona farkında olmadan bir sürü şey öğretmiştir. O bilmese de minnettardır kadın aslında. Senelerdir ne idüğü belirsiz bir aşk için paraladığı kalbini çürümekte olan o mahzenden çıkartmaya karar verir mesela, umutsuzluk kırıntılarını içinde barındırmayacağına söz verir ve en çok da mucizelere olan inancını kaybetmemek için hayata daha sıkı sarılacağını tekrarlar içinden mesela. 

           Adam kadına bir şarkı öğretir, kadın adama denizi sevmeyi...

        Biz'li cümlelerden Ben'li cümlelere geçilir bir süre sonra. Adam kadına su gibisin der, kadın su gibi olmayı sever. Gelecekten konuşulur en çok. Geçmiş bulutlu ve önemsiz bir ayrıntı oluverir bir anda. Kadın Sindirella'dır o gece. Son motorla birlikte balkabağına dönüşecek bir hayaldir yaşadığı... Hayattan hep daha fazlasını bekleyen kadın, o gece verilenle yetinmeyi öğrenir. Ona bir şans verilmiştir. Külkedisine verildiği gibi... Bir pencere açılmış ve oradan kendini soyutladığı o eğlenceli, sürprizler ile dolu dünyaya bakmasını sağlamıştır evren. Ve kadın müteşekkirdir. İlk kez belki de gökten düşecek elmaların ve çıkılacak kerevetlerin hesabını tutmaz... 

         Adam, beyaz atlı prens olmak için biraz esmer, kadın Sindirella olmak için biraz fazla iridir. Masal , son motor kalkana kadardır. 

       "Bazı insanlar iyileşmek için C vitaminine ihtiyaç duyar, bazıları ilgiye, anne kuzuları tavuk suyuna yapılmış çorbaya, benim gibiler ise denize ihtiyaç duyar... Denizi göresim, seni yazasım geldi..."

Yol Arkadaşım'a Sevgilerimle...


Özlem Çelik

Kasım 2013


29 Eylül 2013 Pazar

Çok sevdiysem demek ki...



       Bazen öyle bir noktada karar vermek zorunda kalıyorsun ki kendinden nefret etme sebebin oluyor.  Hele bilincin yerinde değilse yandın. Kararı senin yerine bilinçaltı denilen sinsi düşman veriyor. Şaka ile başlayan ama gerçeğe dönme hatasını gösteren bir sözcükle tüm sakladıkların tüm gizlediklerin bir bir ortaya saçılıyor. 

       Çok sevdiysem demek ki... 

      Sevdiğime hiç pişman olmadım. Çünkü en çok seni sevdim. Kendime kızmadım hiç. Bazı zamanlar iki yüzlü hissettim sadece kendimi. Saman altından su yürütüyormuş gibiydim. Dikkatli, ölçülü ama her daim umutlu... Yoo olmamalıydı haklısın. Senin baktığın gibi bakmadım ilişkimize. Sen arkadaş bulmuştun en iyisinden. Derdin, tasan, korkuların, yarım kalmışlıklarını dinleyecek ve sana moral verecek bir gönüllün vardı. En son sen açılmıştın oysa. O yüzden kıymetliydi anlattığın herşey. Kabuğunu kırmak ve içini görmek paha biçilemezdi. Seni dinlemek ibadet gibiydi. Canım çok acıyordu ama mutlu olmanın verdiği huzura sığınıyordum. Ne saçma! Kendimi bölüp, parçalamışım onca yıl. 

        Çok sevdiysem demek ki... 

     İlacım birden fazla kadeh bol alkollü içecekmiş meğersem. İçtikçe dilimin bağları, içtikçe gönlümün karları, içtikçe özümün yaraları dağıldı, dağlandı, sarıldı... Dinledikçe için karardı, şaşırdın, korktun. Bir şey beklememden korktun belki de. Ne bekleyebilirdim ki.. Savunmasız, yalnız ve bir o kadar aşıktım... 

       Çok sevdiysem demek ki...

       Dostluğunu kaybetmek çok acı benim için. Gel diyorsun hiçbir şey değişmedi... Değişti. Tüm taşlar yerinden oynadı. Artık bana eskisi gibi bakmayacağını bilmek zaten en acısı. O yüzden bırak beni. Ben kendimi bıraktım. Hiç yaşamadım say. Oraya hiç gelmedim. Seninle iki lafın belini kırmadım hiç. Bana hiç gülmedin. Biz bir yağmurun altında kolkola ıslanmadık. Biz hiç arkadaş olmadık. Biz hiç aşık olmadık! Bu sonuncusu hiç olmadı. Biz iki yabancıyız seninle yolları kesişmesin diye kaderle pazarlığa oturulan... Unut herkesi. Ben bu aşk hiç olmamış gibi sayacağım.. 

      Çok sevdiysem demek ki...

15 Mayıs 2011 Pazar

Yasak kelime; Aşk!




Sözcüklerin kifayetsiz kaldığı bir gece yarısıydı.Kendimi mutfağın soğuk zemininde çıplak ağlarken bulmuştum.Yüzükoyun yatmışım. Ocakta kaynayan bir suyun çıkardığı tuhaf fokurtudan başka bir ses yok gibi. Sanki tüm dünya susmuş. Susmuş ve benim söyleyeceklerimi dinlemek istiyor. Ben dünyadan daha da suskunum. Neden çıplak olduğumu bulamıyorum, hatırlamıyorum. O su ne zamandır kaynıyor bilmiyorum. Böyle zamanlarda insan hep mi ölmek ister acaba? Yani şuan ölsem ve tüm bedenim minik parçalara bölünse.. Hiç olmamışım gibi.. Hiçkimse acı çekmese yokluğumda.. Cenazem kalkmasa.. Ruhum gökyüzüne yükselmese.. Beyaz ışığı görmesem. Bana sorular sormasalar..
Hatırlıyorum.. Neden yerde yattığımı.. Aynada kendime bakıyordum. Aşık olmuşum yine.. Ve tabi ki başarısız.. O gitmiş.. Hiç gelmemiş gibi. Ya da ben gittiğine inandırmışım kendimi.. Hava soğuk. Severim soğuğu. Ama soğuk havalarda hep birileri gider benden. Daha ılıman iklimlere.
Bindiğim taksi, onun dur deyişleri.. Kimin gittiğinin belli olmadığı veda.. Çantamda anahtarımı arayışım, Şöförün bana mendil uzatışı.. Onun kollarını birbirine düğümlemiş, sokak lambası altında parlayan teni.. Benim gözyaşlarım. Onun olmaz deyişleri. Suskunluğu..Benden bekledikleri. Benim veremediklerim.. Onun başkasına gidişi, benden gitmediğini söyleyişleri.. İhtiyaçları.. Şöförün yol bulma çabaları.. Meraklı bakışları..Evin önünde ki fren sesi. Benim koşarak merdivenlerden çıkmam. Yediğim herşeyin vücudumu terkedişi.. Banyoda geçirdiğim vasat zaman.. Mutfağa kahve yapmaya gidişim.. Gözlerimin önünde ki sureti..
Sözcüklerim yurdunu kaybetmiş gibi.. Nereye gideceklerini ne anlam vermeleri gerektiğini unutmuşlar. Ben kahve içecektim en son. Sonra, sonra onun gözkapaklarıma yerleşen lanet gülümsemesi geldi aklıma.. Geceliğimi sıyırdım. Halıyı kaldırdım. Üşümeliydim. Yere uzandım.
Kendime kızıyorum çoğu zaman. Daha farklı bir hayat seçmediğim için. Önyargılarımı bir kenara koyup ta yeniden başlamadığım için. Bu kadar çok sevdiğim için insanları, yaşamayı.. Ölemiyorum bile.. Her gidenle eksiliyorum sadece.. Onursuzca bir ölüm şekli benimkisi.. Birilerinin beni öldürmesini bekliyorum, korkakça..

21 Ocak 2010 Perşembe

kırmızı

HERYER KIRMIZIYDI. SEN GÖREMİYORDUN. BEN İSE SADECE KIRMIZIYI GÖRÜYORDUM. GÖKYÜZÜ KIRMIZIYDI, YERLER KIRMIZIYDI. YAĞMUR KIRMIZI YAĞIYORDU.. GÖZYAŞLARIMIN TADI KIRMIZIYDI. AÇTIM, AÇIKTIM. BİR BARAKAYDI BEDENİM.. YAĞMUR ALIYORDU. BENİ KIRMIZIYA BOYUYORDU. TÜM RENKLERİN AKSİNE KIRMIZI NETTİR. NE İSTEDİĞİNİ, NE SÖYLEDİĞİNİ BİLİR.. EĞER KIRMIZIYI SEÇİYORSAN; BEN BURDAYIM DİYORSUNDUR. BURDAYIM, BEKLİYORUM. AMA FAZLA VAKTİM YOK. GELMELİSİN. EĞER KIRMIZI GÖRÜYORSAN HER YERİ YALNIZSINDIR. DÜNYA RENKLERİNİ YİTİRMİŞTİR. SENİN BAKTIĞIN GİBİDİR HERYER. HERKESİN BİLDİĞİ GİBİ DEĞİLDİR. AŞKIN RENGİ KIRMIZIDIR MESELA. SEN; KIRMIZIYI SEVİYORSAN.

SENİ GÖRDÜĞÜM GÜN… GÖZLERİM FÜTURSUZCA VÜCUDUNDA GEZİNİP, GÖZLERİNDE SON VERMİŞTİ ANLAMLI YOLCULUĞUNA. SEN BANA BAKIYORDUN. GÖZLERİN BOŞ VE ANLAMSIZDI.RÜZGAR VARDI.. BENİM SAÇLARIM UÇUŞMUYORDU. KOKUN BURNUMA DEK GELMİŞTİ. RÜZGÂR SENDEN YANA ESİYORDU. IŞIKLARDAYDIK. BEN KIRMIZIYI BEKLİYORDUM GEÇMEK İÇİN, SEN YEŞİLİ. ELİNDE BİR KİTAP TUTUYORDUN; YEŞİL. BENİM ELİMDE Kİ KİTAP KIRMIZIYDI. BAKIŞLARIM BEDENİNDE ODAK NOKTALARI ARIYORDU. SANA YAKLAŞTIĞIM AN. ELİNLE BOYNUNDA OLMASINDAN HİÇ DE MUTLU OLMADIĞINI ANLADIĞIM KRAVATINI ÇÖZMEYE ÇALIŞIYORDUN.

MERHABA… BU KADARDI. SÖYLEYEBİLECEĞİM TEK ŞEY BUYDU. CEVAP ARAMAYAN, SONUNDA SORU İŞARETİ BARINDIRMAYAN, MASUM VE MAĞRUR BİR MERHABA. SEN DUYMAMIŞ GİBİ BAKIYORDUN BANA. GÖZLERİM ODAĞINI BULMUŞTU, GÖZLERİNDE. TEKRAR ETTİM. MERHABA… SUSUYORDUN. SEN SUSTUKÇA DÜNYA KIRMIZIYA BOYANIYORDU. BEN KIRMIZIYI SEVİYORDUM. SEN SUSTUKÇA KELİMELER KIRMIZIYA BOYANIYORDU. BEDENİM MOLEKÜLLERİNE AYRILMAYA ÇALIŞIYORDU. BİLDİĞİM TEK RENK KIRMIZIYDI SEN KONUŞANA DEK. BANA MERHABA DEDİĞİN AN DÜNYA YENİ BİR RENK İLE TANIŞTI. YEŞİL. HİÇ OLMADIĞIM KADAR YEŞİLE BÜRÜNDÜM. SEN KIRMIZIYKEN. GÜLÜMSEDİN. SAHİBİNİ ARAYAN ILIK BİR GÜLÜMSEME BIRAKTIN; ATMOSFERE. SAHİBİ OLMAK İSTEDİM. OLDUĞUMUZ YERDE DURUYORDUK. BEN ŞAŞKINDIM. SEN ANLAMSIZ. NEYİM VARDI BİLMİYORDUM. SANA BOYANIYORDUM.SEN OLUYORDUM.ELİNİ UZATTIN BANA, DOKUNABİLİRMİŞİM GİBİ.. BENİM DOKUNUŞLARIM ÖLÜM KOKARDI. DOKUNDUĞUM YERDE, DOKUNDUĞUM BEDENDE ÖLÜRDÜM. BENİÖLDÜRMEK İSTİYORDUN. ELİN HAVADA DURUYORDU. BEN ALİ DEDİN. DUYDUĞUM EN GÜZEL İSİMDİ. BEN HİÇKİMSEYDİM ARTIK. BİR İSMİM YOKTU ARTIK. HARFLERİM BEDENİMİ TERK ETMİŞTİ.. ELİN HAVADA DURUYORDU. ELİMİ UZATTIM. PARMAKLARIM PARMAKLARINA DEĞECEKTİ SANİYELER SONRA.. BEN ÖZLEYİŞ DEDİM.NE GÜZEL BİR İSİM DEDİN SAATLER SONRA, BELKİ DE GERÇEK DÜNYADA SADECE SANİYELER GEÇMİŞTİ.. BENİM DÜNYAMDA ASIRLAR OLMUŞTU. ELİM ELİNİN İÇİNDEYDİ. BİR KUŞU TUTARCASINA ÜRKEKTİ PARMAKLARIN. NE ÇOK SIKI NE DE ÇOK GEVŞEK. İSTESEMDE KURTULAMAZDIM Kİ SENDEN. SEN BIRAKMADIKÇA. AMA SEN ÇOK DA UZUN TUTMADIN ELİMİ. ELLERİNİ GEVŞETTİN, DÜŞECEĞİM SANDIM. HENÜZ UÇMAYI ÖĞRENMEMİŞTİM. VE SEN BENİ BIRAKMIŞTIN. KANATLARIM ACIYORDU ÇIRPINMAKTAN. SON CÜMLENİ SÖYLEDİN.

HOŞÇA KAL. SONUNA NOKTA KOYUNCA BİR CÜMLE SAYILABİLİRDİ DEĞİL Mİ BU KELİME. DUDAKLARIN BİRBİRİNE DEĞMEDEN SÖYLEMİŞTİN BUNU. YÜZÜNDE YARIM BİR GÜLÜMSEME VARDI. SAHİBİNİ ARIYAN ILIK BİR GÜLÜMSEME. BEN ARAFTA SIKIŞMIŞTIM. İKİ DÜNYADA KABUL ETMİYORDU VARLIĞIMI. GÜNAHKÂRLARDAN OLMUŞTUM. SANA DOKUNARAK.. SEN YÜRÜMEYE BAŞLAMIŞTIN. ARKANDA TOZU DUMANA KATAN BİR RÜZGAR VARDI.. GÖZLERİM ACIYORDU ŞİMDİDE. TOZ TANELERİ DOLMUŞTU GÖZLERİME, GÖZLERİM KIRMIZIYDI ŞİMDİ. SEN YOLUN SONUNDAN KÖŞEYİ DÖNÜP KAYBOLDUN. BEN ORDA KALDIM. BÜTÜN SÖYLENECEKLER BİTMŞTİ. BEN AVUÇİÇLERİMDE SENİN KOKUNU SAKLAYARAK KALDIM. TANIMSIZDIK…

___ BU RÜYAYI DAHA KAÇ KERE GÖRECEĞİM? ÇOK KİTAP OKUYORUM GALİBA.. ALİ DİYE BİRİ YOK!!! BENİM ADIM ÖZLEM, ÖZLEYİŞ DEĞİL. HİÇ O DURAĞA GİTMEDİM. BEN KIRMIZIYI SEVMEM Kİ!

O KIRMIZI HAPLARI ALMAYI BIRAKMALIYIM…