Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
git etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
git etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2016 Cumartesi

Gitmeyi öğren...






Eşyalar toplanmış seninle birlikte… Anılar saçılmış odaya her yere… 
Sevdiğim o koku yok artık bu evde
 


 
Gitmenin üzerine en az 10 cilt kitap yazarım. Öyle iyi bilirim gitmeyi. Kimseler benim gibi güzel kaçamaz, böyle bulunmaz yerlere saklanamaz. Ben istemezsem _ ki istemem_ kimse beni bulamaz. Ben öyle güzel giderim ki geride hiçbir şey bırakmam. Huyumdur. Oscar’a aday olur en az bir özgün gidiş ödülü alırım. Ben öyle güzel giderim ki, gitmek üzerine yazılmış bütün şarkılar eksik kalır. Kocaman boşluklar bırakır, etrafa anılar saçarım. 

Her şeyimi toplar giderim. Geriye saç telim bile kalmaz. Sadece adım, anıların, bir de mutfak önlüğünü bırakırım. Beni unutma diye… Parfümümün sinen kokusunu bile toplarım. Camları açar ardına kadar bedenin, kalbine ceyran çarpar. Öyle giderim. Tüm filmler canını acıtır. Gözyaşları bırakırım ardımda. Ama merak etme en çok ben ağlarım. En çok benim canım acır.

Ben gitmeyi iyi bilirim. Zihninde sürekli aynı ses döner durur… Daktiloma çarpan parmaklarım, biten dizini haber veren küçük zilin sesi… Duvarlarına çarpar zihninin. Kalıcı yaralar bırakmam ama… Bir süre sonra unutmaya başlarsın. Çünkü ben hep kendim için zor, diğerleri için atlatması daha kolay vedalar bulurum. Siz benden, ben kendimden nefret ederim. Siz unutursunuz ben nefretimle bir ömür çoğalarak yaşarım. 

O yüzden sinirlen, kus öfkeni… Ne kadar çok kızarsan o kadar kolay geçer… Kendine iyi bak… Sen daha iyilerine layıksın… Sorun sende değil bende… Bunlar benim tarzım değil. Canın ne isterse onu yap. Sadece unut beni. Unutamazsan gitmeyi öğren sende… Bu anneden kıza, babadan oğla nesillerce sürecek bir gen aktarımı… Gitmeyi öğren ve hemen git birilerinden. Tüm dünya mutsuzlukla terbiye olana dek!
Tüm dünya gözyaşlarını kanıksayana, kimseye bağlanmamaları gerektiklerini öğrenene dek. 

Tüm dünya özgür ama mutsuz olana dek. 

Git ve sakın arkana bakma…

27 Ocak 2014 Pazartesi

İdareli Sev..!




        Bazı şeyler yasaktır. Seni sevmek gibi. Bir gün önce el çırparak dinlediğim şarkının bir sonra ki gün sözlerinin içime çökmesi gibidir, aşk. Seni çok sevdim. Çoğu zaman çocukça, korkakça, gizlice... Ama çok sevdim. Sanki dünyaya geliş sebebim seni sevmekmiş gibi, yüzyıllardır aradığım ruh eşime kavuşmuşum gibi, eksik kalan parçama kavuşmuş, sonsuz acım son bulmuş gibi. İbadet gibi... Sevdiğim herşeymişçesine... 

        Annem, ben henüz çocukken ilk kaybedişimde belki, "çok muhabbet tez ayrılık getirir, idareli sev" demişti. Çocuk aklım işte kızmıştım ona. Memur emeklisi ailen olunca bir şeyleri idare etmeye alışıksındır. Ay sonu, öncelikli ihtiyaçlar, keyfi harcamalardan kaçınmak... Hep bir şeylerin eksikliğini hissedip susmayı öğrenirsin. Çünkü memur çocukları anlayışlı olur. Yokluğu bilirler. Zamanla bol kepçe yaşayabileceğin tek şeyin "sevmek" olduğunu öğrenirsin. Ve buna kimse karışmasın istersin. Annem haklıydı. İdareli sevmek lazımdı. Şimdi başım, ellerimin arasında... Burnumun kenar çizgisinden dudağıma inen bir damla... Sürekli gideceğin fikri, kulağımda gece yarısı dolanan bir sinek vızıltısı gibi... Öyle rahatsız edici ki...Gideceksin. Ve ben ne yapsam durduramayacağım seni. Çünkü sevmek benim, gitmek ise senin hayalin... 

    Seni çok özleyeceğim. Bu memur emeklisi ruh halimin üç aylığı gibiydin sen. Göğsümün kenarına sıkıştırıp herkeslerden gizlemek istediğim... Hoşçakal Haziran! Ben seni çok sevdim. Git Haziran. Git ve yeşili benim ağacımdan farklı olmayan bir ağaca hayranlıkla bak! Git! Dilini bilmediğin o insanların, yollarını bilmediğin şehirlerinde kaybol! Mutlu ol Haziran. Bu ömür sen mutlu ol. Dünyaya bir daha gelip, seni bulduğumda sıra benim olsun..!