Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
yenidenbaşlamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yenidenbaşlamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2017 Cuma

Beni hatırla





Ateşler içindeyim. Bu mevsimde hep nükseden garip faranjitime eklenmiş tuhaf tükenmişlik hissi! Engel olamıyorum bazen, bir anda inceden sırtım ağrımaya başlıyor. Sonrasında göz kapaklarım yorgunlukla çöküyor.. Ve peşi sıra.. Domino gibi.. Huzursuz çirkin bir tükenmişlik hissediyorum.. Cem adrian şarkılarının iç parçalayan baslarında.. Kendimi tüketiyorum bazı kış akşamlarında.. Ne yapsam yarım, neye elimi atsam darmadağın.. 

Çok zaman geçmiş, unutmuştur dedi bir arkadaşımın arkadaşı.. Unutmaz dedim. Unutamaz.. Unutamıyoruz.. Biz herşeyi yapıyoruz ama unutamıyoruz.. Keşke gerçek olsa o film. Siliversem aklımda, kalbimde sana dair ne varsa.. Unutuversem bir akşamüstü.. Geçse tüm izler, silinse sesler.. Çok iyi bildiğim bir şeyi yaparken, sarma sararken mesela veya kitap okurken bir anda birşeyin eksikliğini duyumsasam.. Bilemesem ne olduğunu.. Üstüne fazlaca düşmeden geride bıraksam.. 

Ah iki gözümün çiçeği.. Baharım ve kışım. En tanıdık acım. Ben kalabalıkların arasına karışıyorum artık. Kalabalıkların beni sürklemesine izin veriyorum. Ellerm cebimde kimse bana değmeden, ben kimseye dokunmadan geçip gidiyorum sokallar boyu.. 

Sabah uyanıp işe gideceğim. Gergin olacağım her gün olduğu gibi. Biraz huysuz biraz tatlı.. En çok ben çalışacağım. En çok ben tırmalayacağım hayatın basamaklarını. 

Hiç bir şarkının beni anlatamayacağı bir hikayenin içinde arkadan geçen kadını oynamaya devam edeceğim.. Kalbim hiç çarpmamış, parmaklarım uyuşmamış, ürkekçe sana sokulmamışım gibi..  Hayatım boyunca kimseyi sevmemiş, hiç bir hikayenin başrolü olmamış gibi..

Yaşayacağım, sessizce..

Öz 

P. S : Bu yazı Cem Adrian - Beni hatırla dinlenilerek havanın eksilere düştüğü soğuk bir kış gecesi yazılmış ve tükenmişliğin sardığı tüm eski hikayelere adanmıştır. 

22 Ekim 2017 Pazar

Hayat ne güzelsin..




                                  


İnsan kendisini affedince yoluna giriyormuş herşey.. 


Meğer tüm bu tantana insanın kendisi ile savaşındanmış.. Ben kazandım. Nasıl kazandığım kısmı çok iç açıcı değil ama kazandım. Kendimi affettim. Kabul ettim. Eskiden kendime söylediğim o kutsal sözü hatırladım. "Aşkın acısı bile ayrı güzel".. Gözlerimi açtım yeniden. İnsanları, hayatı kucakladım. Sigarayı ve karbonhidratı azalttım. Kırmızıları bıraktım daha toprak tonlarında daha sofr renkler keşfettim. Fazla iddialı yaşayınca fazla acı çektiğimi anladım. Sınırlarımı öğrendim. Sınırlarımın kıyısında dolaşmanın güvenli huzurunu tanıdım. Ne kadar sürede başardım, ne kadar hata yaptım ve ne çok yanıldım kimbilir.. Ama şimdi gülümsemenin farklı bir yolunu buldum. Şuh kahkahalarımın yerine tebessümler koydum. Bardaktan boşalırcasına değil daha dingin yaşamayı öğrendim. Hayatın koşturmacasına bıraktım kendimi.. En fazlasını değil yeteri kadarını almayı öğrendim. Bağıra çağıra şarkı söylemekten vazgeçip, mırıldanmayı seçtim..  Şarkıların sözlerinde acı çekmekten bıkıp müziğinde dans etmeyi öğrendim.. Meğer geceler o kadar da karanlık değilmiş. Yıldızları sevdim. Havayı tahmin etmeye çalışmanın beceriksiz komedisine kaptırdım kendimi.. Aldığım her kararın doğru olma zorunluluğu ne yormuş beni, yanlış kararlarımı, yanlış yollarımı , yanlış eşleşmiş çoraplarımı, kalabalıklarımı sevdim. Dünyanın en mendebur kedisine sahip olmayı, yılışık bir kediye sahip olmaya tercih ettim. Hayatın verdiklerini, verdiği haliyle değiştirmeden aldım, sevdim. Mutlu olmak bu kadar basitmiş meğer.. 

Haklısınız eksikleri var yaşamın. Ama mevcut hali sımsıcak, sevgi doluymuş. Ekmeğin ucu, yeni açılmış salçanın taze kokusu, kinderden çıkan gargamel, kazı kazanda 1 liradan fazla kazanmak, eski bir dostu kucaklamak, kötü bir şakaya doyasıya gülmekmiş hayat. Verdiği kadar.. Hak ettiğimden az değil. Tam hakkım olanı.. 

Ne güzelsin hayat.. Çocuk gözlerimde bir mucize olan pinokyo bisikletim gibi.. İlk düşüşüm, haylazlığım, hayallerim, tercihlerim, olmak istediklerim ve olamadıklarım, sevdiğim herkes ve beni sevenler, dinlediğim o muhteşem şarkılar, izlediğim tüm denizler, hevesle aldığım tüm nefesler için sana şükürler olsun..

Şimdi derin bir nefes alın. Ve hayatın ne kadar kısa ve ne kadar mükemmel olduğunu bir kez daha hatırlayın. Ve nefes almayı unutmayın... 

Mutlu kalın. 

P.S: Manuş baba dinlenerek, kedim telefonumun kablosunu kemirirken gülümseyerek yazılmış ve   yeni başlangıçlara adım atan tüm kadınlara adanmıştır.. 


Sevgiler

Öz 

2 Ocak 2015 Cuma

Yeni yıl yeni hayat!





İnandığın herşey seni terk edebilir bir gün. Bir şarkı, bir film, bir din, bir masal, ailen, sevdiğin... Başına çok kötü şeyler gelebilir... Sana göre korkunç, tahammül sınırlarının ötesinde, gücünün yetmeyeceği şeyler... Boşluğa düşebilirsin... Amaçsız ve inançsız kalabilirsin... Umudun tükenebilir... Vazgeçmeye karar verebilirsin. Herşeyden... Seni terk eden her şeyi, tekrar tekrar terk etmek isteyebilirsin... Kötü anıları zihninde canlandırıp ağlayabilirsin... Kendini çok yalnız ve değersiz hissedebilirsin... Herşey olabilir... Herşeyin mümkün olduğu garip bir evrende yaşıyoruz...

Ama sana söylemek istediğim bazı şeyler var. Mesela; üzüldüğünde Gülşen Bubikoğlu'nun hoyratça portakal soyuşunu getir gözünün önüne... Gülümsemeni sağlayacaktır. Yalnızlığını kabullendiğinde, seni acıtmayacaktır. Gücün bittiğinde, senden güçsüz olanları düşün. Birine yardım et mesela... Bir insana, bir sokak hayvanına... İyi hissettirecektir. Umudun biterse bana gel. Rengi solmuş kutumda ikimize de yetecek umut var. Bir öykü yazarım. İçinde kendini bulursun.. İyileştirmez belki ama bir parça serinletir yangınını... Seni iyi anlıyorum. Benzer hayatların fragmanlarında arkadan geçen kadını oynuyoruz ikimizde. Sen kırgınlığınla öylece geçip gidiyorsun. Ben hala gülümseyebilmemin şaşkınlığında duraksıyorum... Hayatın içinde durup dinlenebileceğim bir köşe bulmanın ferahlığı bu... 

İnsanın başına herşey gelebilir... Hergün bir önceki günden daha kötü olabilir... Ama parçalanmış inancını bir araya getirip Tanrı'ya güven... Bir şekilde mutlu olmanın yolunu buluruz biz... Küçük, basit birşey bulur onu severiz... Bir kediyi, bir martıyı, dalgaları, gökyüzünü, bulutları, yolları, insanları, yeniden başlamayı biliriz... Bir şekilde yaşarız... Kendi doğrularımıza sarılırız... Yalnız değilsin. Hissediyorum çok kırgınsın.... Annenin en sevdiği sardunya saksısını deviren rüzgar, seni de toprağından köklerinden ayırmış... Ama bitmedi henüz... Ayağa kalk!

Yeni bir yıl, yeni bir hayat! En baştan başla... Ölene dek, sonsuzluk seninle... Bizimle...


2 Mayıs 2014 Cuma

Yeniden başlama rehberi (Evet yürümeyi yeniden öğreniyorum)






 Bazen acılar hiç geçmez zannedersiniz! Bir şeylere tutunma ihtiyacı ile hep bir arayıştasınızdır. İçiniz de büyüyen kocaman yapayalnız bir sevgi vardır. Paylaşmak istersiniz. Ama kimse sizi görmez! Siz kimseye kendinizi göstermezsiniz. Sonra o gelir… Kim olduğunu bilmediğiniz, ama “kim olacağını” bildiğiniz!

Hafızanızı silmek istediğiniz o hiç bitmeyen geceleri anımsamakta zorlanırsınız. Bazılarının buna aşk, bazılarının ise huzur dediğini duyarsınız. İsim vermeye korktuğunuzdan sessizce kabullenirsiniz. Cesaretiniz kırılmıştır! Yalpalayarak yürüyorsunuzdur yollarda! O ana dek! Bir şaka arar zihniniz. Komik olmak için değil! Onun gülümsemesini görmek için. Çünkü güzel gülen adamlar zarar veremez, bilirsiniz.

Gülmek bir devrimdir ve sizi devrimden başka hiç bir şey kurtaramayacaktır… O sevdiğiniz filmler gözünüzün önünden bir bir geçer! Üzülmezsiniz, daha önce hıçkırarak ağladığınız sahnelere… Pişman olursunuz sadece, tüketmiş olmaktan, tükenmiş olmaktan. Aynı aşk ile izleyemeyeceğinizi düşünmekten! Aynı aşk ile yaşayamama korkusundan!

Geç kalmak korkutucu bir eylemdir! Bu yüzden saatim diğer insanlara göre 10 dakika ileridir her daim.
Biliyorum sende benim gibisin. Bugün sana bir sır vereceğim. En sevdiğin filmin dvd’sini al! ( İzleyemediğiniz tüm filmler için) Güzel bir mektup yaz! (çektiğiniz tüm özlemler için) İki poşet çay al! (içemediğiniz tüm çaylar için) Kum saati al! (beraber geçiremediğiniz tüm saatler için) Boş bir çerçeve al! (çekilemediğiniz tüm fotoğraflar için) Bir atkı ör! ( geçiremediğiniz tüm kışlar için) Bir şiir ezberle! (beraber sevemediğiniz tüm şairler için), Bir müzik cd'si hazırla! ( çıkamadığınız tüm yolculuklar için) Onun için bir kutu yap… Bu kutuya umut adını koy… Sonra yapamadıklarını biriktir. O gelene dek… Sonrasını biliyorsun.

Onu deniz kenarına götür. İki çay söyleyin tavşan kanı… Sonra umudunu ona ver! Gerisi kolay…

Karşılıklı çay içmeyen sevgili mi olurmuş? Hiç!

Sevgiler,