Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
yüreksızım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yüreksızım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2017 Perşembe

Derin bir nefes..






Ne kadar uzaktayım senden. Ne kadar mesafe var aramızda. Sahi kaç km? Kaç lanet olasıca adım ? Kaç kulaç yüzmeliyim boğazın diğer yakasına ulaşmak için ? Ne kadar koşmalıyım sana varmak için? Kollarımı ne kadar açmalıyım sımsıkı sarılabilmek için ? Ne kadar renkli giyinmeliyim kalbimin siyahlığını gizleyebilmek için ? Ne kadar su içmeliyim içimde ki bitmez ateşi söndürmek için?  Ne kadar  gülmeliyim yalandan.. Ne kadar saklamalıyım acımı..

Gün ortasındayım. Günün tam ortası.. Tuvalete saklandım ben. İçimde koptu bir şeyler... Durup dururken. 5 dakika önce çirkin bir rapor içinde formüllere boğulmuşken.. Sıradan çalan tavsiye listesine uygun şarkılar dinlerken.. Bir anda.. Birşey kırıldı içimde. Bir anda! Dağıldım. Midemden yükselen ateşe karşı koyamadım. Küçük bir çocuk gibi saklandım. Kimseye söyleyemedim. Fayansa uzanmak istedim. Soğuğu beni ele geçirene dek.. Yanıyorum. Sıcaklardan değil.. Buz yanığı gibi.. Yanıyorum. Yemin ederim. Kendime verdiğim her sözü tek tek unutup, huzursuzluğumda boğuluyorum. 

Sesin gelmese de ara ara kelimelerin geliyor bana. Bir bilsen sana yazmamak için telefonumu kapatıp uyuduğum geceleri.. Özleyen bir tek ben değilim biliyorum. Özlüyorsun. Özlüyoruz. Ama çare değil birlikte olmak. Çare değiliz birbirimize.. İyi geldik bir dönem, birbirimizde huzur bulduk. Ama bitti. İkimizde farkındayız. İkimizde silkinip devam etmek istiyoruz hayata.. Olmuyor. Mağlup olduk. Birbirimize, kendimize, aşka.. Suçluyuz.. Ve haklı.. Ve aşık. Yani en azından ben. 

Ama derin bir nefes alıp formüllerime, hesaplamalarıma döneceğim birazdan. İş arkadaşlarımla şakalaşacağım. Güleceğim. akşam eve giderken senin beni her zaman beklediğin yerden geçeceğim. Kalbim ağzımda atacak yine.. Sonra yarın olacak... Her zaman olur. Bunca yıldır yarın oluyor çünkü. Bitmez bir inatla.. Asla pes etmeyen bir sabırla.. Her gecenin sabahında gün doğuyor ve ben eksiklerime rağmen yaşıyorum. Senin gibi.. 

Kendine iyi bak canşenliğim, yürek sızım..

P.S: Canınızın ne kadar yandığını saklamakta ustalaşmamanızı dilerim. Umarım hiç maskeleriniz olmaz. Benim güzel, yaralı ve bir o kadar güçlü kadınlarım...


Öz.

3 Haziran 2017 Cumartesi

Ağlayamam...




Sirkeci'deydim... Merdivenlerden çıkıp beni hep beklediğin o banka bakakaldım. Kalabalıktık, ağlayamadım.. Kalabalıktı, sustum. Yanımda insanlar vardı, güçlü olmak zorundaydım... Banka baktım, sen oradaydın.. Ben oradaydım.. Senin, ben sevdiğim için giydiğin siyah tişortün oradaydı.. Benim, sen sevdiğin için giydiğim topuklu ayakkabılarım oradaydı.. Suskunluğumuz, senin toparlamaya çalışman, benim çaresizliğim... Oradaydık. Yemin ediyorum gördüm. Bir an! Kısacık bir an, gözümü kırpana dek... Bizi gördüm. Kırgınlığım nüksetti.. Ellerim acıdı, yemin ediyorum hissettim. Tutamadığın ellerim, acıdı canım ağlayamadım.. 

Sözleri yarım yamalak bazı şiirlerim geldi aklıma, tamamlayamadım. Sözlerini hatırlamadığım melodisi dilimin ucunda şarkılar anımsadım, söyleyemedim.. Ben hiç tamam olamadım! Senden sonra gittiğim hiçbir yere ait olamadım. Sığamadım, yetemediler, kaybettim.. Ve başaramadım doğrulmayı. Ben yeniden ben olamadım, bir daha...

Üzgünüm! Çok üzgünüm. Seni affedemediğim için. Yoluma devam edemediğim için! Sana dönemediğim için.. Ellerinden öpüp, ayaklarına kapanamadığım için. Üzgünüm. Benim lanetim ikimizinde devam etmesine engel, biliyorum. Ama devam edemem, istemiyorum. 

Affet beni... En azındandan yapabiliyorken sen yap. Keza benim ne seni ne kendimi affedecek gücüm yok. Affet! Belli ki ben başaramayacağım. Affet. Ve devam et hayata... İnan ki ah'ım yok. Ama Allah görüyor ya sevgilim, kırgınlığım tüm dünyaya yeter... Sen devam et  ve mutlu ol. Güzelliklerini al hayatın. Mevsimlerden baharı, şarkılardan umudu, renklerden maviyi al. Denizlerde senin olsun gökyüzü de.. Mutlu ol canşenliğim, yürek sızım. Tüm derdim ve tek ilacım. Benim bir daha sahip olamayacağım o mutluluğu al. Senin olsun. İnan ki hakkım helaldir sana. 

Sadece inceliğini kaybetme...

Görmeyeyim başkasının elinde, elini... Yüreğimin kaldıramayacağı dert verme bana. İzin ver köşesinde hayatın, sessizce dolmasını bekleyeyim zamanımın. Hüznü, karanlığı, umutsuzluğu alırım. Mevsimlerden kışı, ayazı hatta dilersen şehrin tüm arnavut kaldırımlarını da... Beraber yürüdüklerimize benzeyen...

Sadece inceliğini kaybetme ve görmeyeyim başkası ile... Korkarım. Kalabalık olur yanım, ağlayamam...


P.S: Bu yazı zamanın birinde çift kişilik koltukta tek başına yapılan yalnız bir yolculukta yazılmıştır, kaçmaya çalışıp kaçamayan tüm yaralı kadınlara adanmıştır...


Öz


14 Aralık 2013 Cumartesi

Ali'm...




İlk sevdalanışım. Dün sanki. Henüz çocuğum tahmin edebileceğiniz gibi. Abisi olan, abisinin arkadaşları olan bir kız kardeşim o zamanlar. Abim çok arkadaşı olmayan bir adam. Seçme şansım yok. Birine sevdalanacağım. Ali'yi sevdim. Esmerdi, güzel gülerdi. Henüz yeni terlemekte bıyıkları vardı. Beyaz bir tişört giyerdi o yüzden gizli gizli sevdim beyazı ben hep siyahlara tutsakken bile. Çok sevdim Ali'yi. Onu yazdım, onu çizdim, onu söyledim. Onu içtim her susuzluğa kapıldığımda... Yıllar sürdü. Ah Ali'm. Benim güzel gülen, güzel yürekli Ali'm. Benim temizliği, saflığı yüreğimin. Ne yaptın acaba? İlk aşklara ne oluyordu büyürken? Bebeklik battaniyemi bile saklamışken senin sadece adın mı kaldı bende? 

Zaman zaman aklıma düşüverir Ali. Acıdığımda... O beni kanatmayan ilk sevdam. Başka bir kızla görmedim ben Ali'mi. Bana hiç kötü söz söylemedi benim Ali'm. Hep gülümseyerek baktı. Sevdiğimi ilk söylediğim adam! Ondan sonra kimseye söyleyemedim ben sevdiğimi. Bir Ali'me. Ona söyledim. Çünkü beni hiç üzmedi Ali'm. "Abin arkadaşım olmasaydı, sen bu kadar küçük olmasaydın bende seni severdim" dedi. Yalanı yoktu Ali'min. Bana hep güzel baktı. Onun baktığı gibi bakmadığı için kimseler bende hiçbirine "seviyorum" demedim. Tahmin etmek zorunda kaldılar, umut ettiler, bazıları körü körüne inandı. Ama o hiç susmayan dudağımdan dökülmedi o sözcük. 

İlk aşkımın üzerinden 16 sene geçti. Bir adam gördüm. Ali'me benziyordu. Onun gibi beni kırmamak için koza örmeye çalışıyordu etrafıma ve aynı zamanda en çok o acıtıyordu beni. "Ali'm olsa böyle yapmaz" dedim canımı her yaktığında. Ahh Ali'm. Benim çiçeği burnunda sevdam. Gözlerimin bakarken parlamayı öğrendiği, yuvam. Sığınağım. Canımı acıtıyor bir adam. Seviyorda ama. Bir yandan dünyanın en mutlu insanı olurken bir yandan yıkıyor. Ama yıkılırken bile seviyorum. Ali'm. Azı dişim, şeytan tırnağım, çocukluk hayalim, yürek sızım, kalp çarpıntım. Onu seviyorum. Seni sevdiğimden az değil belki biraz da fazla... Sen söyle ne yapayım Ali'm. Gideyim mi bir gün ansızın... Yoksa olduğum yerde kalıp göz mü yumayım onun bir başkası için heyecanlanmasına?

Ahh Ali'm. Yürek sızım. Nerdesin şimdi?