Göremiyordun artık çığlıklarımı,
Duyamıyordun değil!
Yanlış söylemedim.
Göremiyordun..
Çünkü görünür hale gelmişti çığlıklarım..
Sana aşık olmak, belki de "bu kalbin" yaptığı en büyük hataydı!
Başka bir adam sevebilirdim,başka bir ten!
Başka bir dokunuş..
Belki o zaman bu kadar çok tabak kırılmazdı içimde!
Cam değil..
Yanlış duymadın, tabak..
Kendim için özene bezene aldığım,
Özene bezene büyüttüğüm, kocaman yaptığım
O, 12 kişilik yemek takımı..
12 kişilik çatal-bıçak takımı..
Hani sen, ben, çocuklarımız için..
Belki masada benim öykülerim otururdu, senin şarkıların!
Yazdığım şiirlerime de bir tabak koyardım..
Belki gitarım otururdu masa da , voleybol arkadaşlarım..
Belki aile dostlarımız olurdu..
Belki de hiç birşeyimiz olmazdı..
Belki ben yalnızca uyumuşumdur..
Bu acı gerçek olamayacak kadar derin bir kabusun armağanıdır..
Sen olmamışsındır..
Tabaklarım çeyizimdedir hala ve ruhum beyaz bir masa örtüsü tadında..
Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
24 Ekim 2010 Pazar
4 Ekim 2010 Pazartesi
Ruhumun siyah bukleleri..
Bitti.. Evet artık kabullenebiliyorum.. Olgunluk falan değil bu..Yüzüne çarpan her gerçekten kaçabiliyormuşsun da 'o söz' seni tüm beklentilerinden sıyırıp dibe çekebiliyormuş.. "O seni sevmedi.. Hep başkasını sevmişti.. Sana dokunurken, sana bakarken, seni hissederken, senin keşfedilmemiş coğrafyanda macera dolu yolculuklar yaparken.. Hep onu düşlemiş, hep onu sevmişti.. Sen bir bedendin sadece.. Yüzün yoktu yani var olan yüz sana ait değildi.. Değildi işte.. O'na aitti.. Delice istediği sen değildin.. Dokunduğunda ellerini titreten sen değildin.. Sana dokunmuyordu o.. Seni öpmüyordu.. Senin kulağına fısıldamıyordu sevdiğini.. Sen yoktun.. Şimdi seni özlemesini bekleme.. O seni hiç tanımadı ki.. Hiç sevmedi.. O seni sevmedi işte.. Sevmedi.. Sen yoktun.. Olmadın..
Senin iri ela gözlerin yoktu.. Siyah bukleli saçların.. Uzun parmakların.. Sana çok yakıştığına inandığın ben'in.. Onun gözünde dudakların vardı öpülesi, göğüslerin vardı,bacakların,bacak aranda sakladığın dünyan.. Senin olan herşeye tecavüz etmeye çalıştı o; 'sevgi sözcüklerinin ardına sığınarak'.. Düşlerine,hayallerine,kalbine,duygularına,düşüncelerine,hissettiklerine,saklamaya çalıştıklarına.. Sonra üzerine bir sigara yaktı tüm alabildiklerinin hatırına.. Dumanı yüzünü yalayıp geçti.. Öksürdün duymadı.. Kulağı senin sesine duyarlı değildi çünkü..
Bir fahişe gibi bırakırken seni o yatakta kendi kokusu ile beraber, O'nu düşünerek başka yolculuklara çıktı gözleri kapalı.. Yanında değildi ve olmayacaktı hiçbir zaman.. Nefes alışları düzene girince bir daha tecavüz edecekti güzel sözcükleri ile sana.. Aşk'tan hırsını alana dek.. O''nu unutana dek.. Belki günün birinde seni unutturmasını dilediği kadınları yaralayacaktı o yatakta..Sen onu bırakıp gidebildin diye..
Teşekkür ederim sana.. Tam zamanında kalkabildin o yataktan.. Şimdi bir banyo yap ve gel de siyah buklelerini düzelteyim ruhum..
Senin iri ela gözlerin yoktu.. Siyah bukleli saçların.. Uzun parmakların.. Sana çok yakıştığına inandığın ben'in.. Onun gözünde dudakların vardı öpülesi, göğüslerin vardı,bacakların,bacak aranda sakladığın dünyan.. Senin olan herşeye tecavüz etmeye çalıştı o; 'sevgi sözcüklerinin ardına sığınarak'.. Düşlerine,hayallerine,kalbine,duygularına,düşüncelerine,hissettiklerine,saklamaya çalıştıklarına.. Sonra üzerine bir sigara yaktı tüm alabildiklerinin hatırına.. Dumanı yüzünü yalayıp geçti.. Öksürdün duymadı.. Kulağı senin sesine duyarlı değildi çünkü..
Bir fahişe gibi bırakırken seni o yatakta kendi kokusu ile beraber, O'nu düşünerek başka yolculuklara çıktı gözleri kapalı.. Yanında değildi ve olmayacaktı hiçbir zaman.. Nefes alışları düzene girince bir daha tecavüz edecekti güzel sözcükleri ile sana.. Aşk'tan hırsını alana dek.. O''nu unutana dek.. Belki günün birinde seni unutturmasını dilediği kadınları yaralayacaktı o yatakta..Sen onu bırakıp gidebildin diye..
Teşekkür ederim sana.. Tam zamanında kalkabildin o yataktan.. Şimdi bir banyo yap ve gel de siyah buklelerini düzelteyim ruhum..
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Bir çöp kutusundan anektodlar..
Sana dokunuyordum o zamanlar. Kokun çok tanıdıktı. Yüzümü örseleyen sakalların vardı. Öpmekten korktuğum sakalların. Güçlü kolların vardı. Beni saran. Sardığı zamanlarda bırakmayan. Uyurken boğulmaktan korkardım.
Sabaha kadar elimi bırakmadığın o günü hatırlıyorum. O ilk gecemizi. Ürkek ve şaşkındık. Bir gün önce arkadaşken bir gün sonra sevgili olmuştuk. Beraber uyuyacaktık. Kapasitesinden fazla insan dolu bir evde. Ben yavaşça yanına geldim, uzanıyordun. Kolunu başımın altından geçirdin. Elimi tuttun ve hayatında ilk defa birine sarılıyormuşçasına bana sarıldın. Ben ilk defa birine sarılıyordum, korktum. Uyuyamıyordum. Titriyordum yaprak gibi. Kalbimin atışını duyuyordum büyük bir gürültüyle, bu beni daha çok utandırıyordu. Elimi daha sıkı tuttun. Uyuyordun. Ama bırakmıyordun da elimi. Her daim zamansız öten horozlardan biri musallat olmuştu o keskin sessizliğe. Seni dürtüyordum her ötüşünde. Bir şeylerin yanlış olduğunu gösterir gibi ötüyordu. Orada olmamalısın diyordu bana, kalk giyin ve git. Giyin ve seni sevmeyecek o adamın yanından git. Defol diyordu. Anlamıyordum. Sen her dürtmemle birlikte uyanıyor ve bana gülümsüyordun. Uyu artık diyordun. Uyuyamıyordum.
Seni ilk gördüğüm gün geliyordu aklıma. Okulun bahçesinde deri ceketin üzerinde gözlerini kısmış ışığa bakmaya çalışıyordun. Ben de gözlerimi kısmış ışığına bakıyordum. Başımı büyünden koparıp çevirdiğim an bana günler gibi gelen o mucizevî yolculuğun sadece bir dakika sürdüğünü anlamıştım. Oradaydın hala ben arkamı dönüp gidiyordum ama. Sonra… Sonrası tam bir muamma… Her şeyin ve herkesin yer değiştirdiği bir öykü de yarı esas kız yarı çöp kutusunu oynadığım rolden ibaretti… Sen gittikçe küçülüyordun o devasa gövdene rağmen. Ben ise bir çöplüğe dönüşüyordum. Başka birini seviyordun içten içe. Sevişirken bile onu düşünüyor, beni çıplak bir halde dağınık ter kokulu yatağında bırakıp onun telefonunu açabiliyordun. Ben, sen yanıma dönene kadar çöp kutusunu sen döndükten sonra ise esas kızı oynuyordum. Şimdi bu sözleri bir çöp kutusu söylüyor. Esas kız seni terk ettiği gün başka bir öyküde mezar taşını oynamaya gitti… Ben ise yeni bir öykü de paspası oynamaya karar verdim. İyice üstüme basılıp çiğnenmedikçe ben adam olmam çünkü.
[ O geldi der kız en yakın arkadaşına. Vize sınavına girecektir. (Elbise giymiştir ilk kez. Kırmızı pabuçları vardır ayağında. Böyle güzel olmuştur.) Çocuk yakışıklıdır. Güzel bir gömlek giymiştir deri ceketinin altına.(siyah üzerine ince gri çizgili). Kot pantolonu her zamankinden çok yakışmıştır ona. Saçlarını hafif ıslak bırakmıştır. Gözleri uykudan yeni kalktım dercesine şiş ve kısıktır. Kız, arkadaşına fısıldarcasına şöyle der; (kendine ispat etmek için belki de) O benim şimdi, değil mi? Rüya gibi Allah’ım. O benim! O benim sevgilim! O benim! Ona koşmalı mıyım?
Ona doğru koşup sarılsam, sen benimsin dimi diye sorsam boynuna sarılıp, bana kızar mı sence?]
You used to captivate me by your resonating light
Now I'm bound by the life you left behind
Your face it haunts my once pleasant dreams
Your voice it chased away all the sanity in me
These wounds won't seem to heal
This pain is just too real
(Evanescence- My immortal)
27 Haziran 2010 Pazar
Hayal Arkadaşım'a..
DÜN GECE SENİNLE OLACAĞIMA ASLA İNANMAYACAĞIM MASALSI BİR YOLCULUK YAPTIK BERABER.. İKİMİZİN BİR HAYALİ OLDU. OLMAYAN BİR ÇOBAN KÖPEĞİNİ SEVDİK.. VAROLMAYAN BİR DENİZ KENARINDA OTURDUK.. VAR OLMAYAN AĞAÇLARLA DOLU VAROLMAYAN BİR ORMANDAN GEÇTİK.. YAĞMAYAN BİR YAĞMURDAN KAÇTIK. OLMAYAN YOLLARDA KOŞTUK. ÇAKMAYAN BİR ŞİMŞEKTEN KORKTUK.. VAR OLMAYAN BİR ŞARAP İLE SARHOŞ OLDUK.. KÜÇÜK BİR BALIKÇI KASABASINDA KÜÇÜK BİR EVDE KÜÇÜK BİR YATAKTA UYUDUK..VAR OLMAYAN TENLERİMİZE DOKUNDUK.. SEN BENİM ISLAK OLMAYAN SAÇLARIMI KURUTTUN.. BEN SENİN ISLAK OLMAYAN TİŞORTUNU ÇIKARTTIM.. VAROLMAYAN KALP ÇARPINTILARIMIZ ARASINDA UYUDUK.. GÜNEŞ TAMAMEN DOĞANA KADAR KALABİLECEĞİMİZ BİR HAYAL KURDUK SENİNLE.. GÜNEŞ DOĞMASIN İSTEDİM. VAR OLMAYAN RÜZGARLAR DA ÜŞÜYÜP SANA SIĞINMAK İSTEDİM..VAROLMAYAN BİR BATTANİYEYİ ÇEKİŞTİRMEKTİ EĞLENCELİ OLAN.. GÜNEŞİN DOĞDUĞU AN KAYBOLACAK BİR HAYAL KURDUK BİZ.. İKİMİZ.. ORADA OLDUĞUMUZA İNANDIK..İNANMAK İSTEDİK. SABAH OLDU.. GÜNEŞİN DOĞMASINI İSTEMEDİM BU KEZ.. AMA DOĞDU.. EV BALKABAĞINA, KÖPEĞİM BİR KARINCAYA, SAHİL BİR BARDAK SUYA,YILDIZLAR SOKAK LAMBALARINA,BEN ; CAMDAN KULESİNDE YALNIZ YAŞAYAN YALNIZ BİR KADINA DÖNÜŞTÜM.. SEN GİTTİN.. KEŞKE O TEKNEYE BİNİP SENİNLE VAROLMAYAN AÇIK DENİZLERDEN VAROLMAYAN ÜLKEYE DOĞRU BİR YOLCULUĞA ÇIKSAYDIK.. BÜYÜMEMEK İÇİN.. DAHA FAZLA HAYAL KURABİLMEK İÇİN.. ROMANIN KAPAĞI KAPANMASIN DİYE. BU HASTALIKLI HALİN GEÇMEMESİ İÇİN.. HAYAL İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.. HAYAL ARKADAŞIM..
Tanrı..
YA TANRI ARAMIZDAN BİRİYSE VE BEN ONUN SIRASINI ALDIYSAM POSTAHANE KUYRUĞUNDA..
YA TANRIYI İTTİYSEM SON OTOBÜSE BEN BİNEBİLMEK İÇİN..
YA TANRI BANA KIZDIYSA VE ONDAN BEN MUTLU OLAMIYORSAM?
ÖZÜR DİLERİM TANRI..
BENİ AFFET ARTIK..
SÖZ ÇALDIĞIM KALPLERİ YERLERİNE GERİ KOYACAĞIM
VE BİR DAHA KİMSENİN GÖZLERİNİN İÇİNDEN KALBİNİ GÖRMEYE ÇALIŞMAYACAĞIM..
DAHA AZ ŞARAP DAHA AZ SİGARA İÇECEĞİM..
BELKİ DİLEK DİLEMEKTEN VAZGEÇERİM
DUA ÖĞRENİRİM..
BELKİ SEN ÖĞRETİRSİN..
BANA YARDIM EDER MİSİN?
YAŞAMI SENİN İSTEDİĞİN GİBİ YAŞARSAM EĞER
MUTLU OLMAMA İZİN VERİR MİSİN?
BELKİ BİRİ BU KEZ BANA AŞIK OLUR..
NE DERSİN?
YA TANRIYI İTTİYSEM SON OTOBÜSE BEN BİNEBİLMEK İÇİN..
YA TANRI BANA KIZDIYSA VE ONDAN BEN MUTLU OLAMIYORSAM?
ÖZÜR DİLERİM TANRI..
BENİ AFFET ARTIK..
SÖZ ÇALDIĞIM KALPLERİ YERLERİNE GERİ KOYACAĞIM
VE BİR DAHA KİMSENİN GÖZLERİNİN İÇİNDEN KALBİNİ GÖRMEYE ÇALIŞMAYACAĞIM..
DAHA AZ ŞARAP DAHA AZ SİGARA İÇECEĞİM..
BELKİ DİLEK DİLEMEKTEN VAZGEÇERİM
DUA ÖĞRENİRİM..
BELKİ SEN ÖĞRETİRSİN..
BANA YARDIM EDER MİSİN?
YAŞAMI SENİN İSTEDİĞİN GİBİ YAŞARSAM EĞER
MUTLU OLMAMA İZİN VERİR MİSİN?
BELKİ BİRİ BU KEZ BANA AŞIK OLUR..
NE DERSİN?
6 Mart 2010 Cumartesi
Ar-tık..!
Baktığın yerde değilim artık..
Farklı yönlere doğru oturuyoruz..
Birbirimize sırtımız dönük..
Göz- göze gelmiyoruz..
Hiç, ol(!)madık..
Rüzgarım saçlarını dağıtmıyor artık..
Ve sen taramıyorsun saçlarını günde 3 kez..
Dağınıksın..
Senin kokun da başkalarının burnuna çalınıyor artık..
Ve özlenmiyorsun benim iklimimde at-ıl-mış-sın..
Biz ; Ar-tık bir sevda idik..
Semti sokağı unutulmuş..
Geçilmez olmuş..
_muş 'lu geçmiş zamana ait..
Ben ikametgahımı senden öteye aldım bilesin..
Sen'den değilim artık..
Sende ben'den değilsin..
Baharının tadını çıkart..
Ve ben de başlayayım hayata ar-tık..!
Farklı yönlere doğru oturuyoruz..
Birbirimize sırtımız dönük..
Göz- göze gelmiyoruz..
Hiç, ol(!)madık..
Rüzgarım saçlarını dağıtmıyor artık..
Ve sen taramıyorsun saçlarını günde 3 kez..
Dağınıksın..
Senin kokun da başkalarının burnuna çalınıyor artık..
Ve özlenmiyorsun benim iklimimde at-ıl-mış-sın..
Biz ; Ar-tık bir sevda idik..
Semti sokağı unutulmuş..
Geçilmez olmuş..
_muş 'lu geçmiş zamana ait..
Ben ikametgahımı senden öteye aldım bilesin..
Sen'den değilim artık..
Sende ben'den değilsin..
Baharının tadını çıkart..
Ve ben de başlayayım hayata ar-tık..!
ikinci el..!
Hani yeni bir telefon alırsın, merak ediyorsundur..
Sürekli kurcalarsın sıkılana dek.!
Aşk'ta öyle işte demişti..!
Aşk-a inanmayan bir adam(!)
Aşk-a inanan bana..!
Aşk-ı tanımlayabileceğine inanıyordu..
Aşk-ı kaybetti..
Şimdi yeni bir telefonun ikinci el piyasasında..!
Fiyat sormakta..
Ucuza kapatacak belli..!
Durdurulmazsa..!
Sürekli kurcalarsın sıkılana dek.!
Aşk'ta öyle işte demişti..!
Aşk-a inanmayan bir adam(!)
Aşk-a inanan bana..!
Aşk-ı tanımlayabileceğine inanıyordu..
Aşk-ı kaybetti..
Şimdi yeni bir telefonun ikinci el piyasasında..!
Fiyat sormakta..
Ucuza kapatacak belli..!
Durdurulmazsa..!
Düş kırığı..
Benim düşüm kırıldı..
Tanıdığınız bir düş tamircisi var mı?
Benim yok..!
Hiç olmadı..
Hep kendim tamir ettim kırıklarımı..
Kırgınlıklarımı..
Umudum vardı..
Olmak zorundaydı..
Yeniden düş'ler kurdum..
El değmemiş mabedimde..
Bakire beynimin derinliklerinde...
Sonra tanımadığım yüzler ellerini daldırıp 'en derinime',
Aldılar onları benden..
Karanlıktı görmedim..
Bir kanat çırpışı hızında attılar yere..
Üstüne basıp egolarını tatmin ettiler kırıklarımın üzerinde..
Dans ettiler..
Şarkılar söylediler..
Beynimin uçurumlarından attım kendimi çok kez
Düş'lerimin dallarına takıldım..
Tırmandım..
Yaşadım.
Yeni düşler kurdum..
Ama düş'üm kırıldı yine..
Beynimin uçurumlarında yürüyorum korkarak..
Fahişe beynim bakire değil artık..
Ve biliyorum tutamazlar beni ,düşlerim kırık....
Bir düş tamircisi arıyorum..
Son düş'ümü yaşatabilmek adına..
Tanıdığınız bir düş tamircisi var mı?
Benim yok..!
Hiç olmadı..
Hep kendim tamir ettim kırıklarımı..
Kırgınlıklarımı..
Umudum vardı..
Olmak zorundaydı..
Yeniden düş'ler kurdum..
El değmemiş mabedimde..
Bakire beynimin derinliklerinde...
Sonra tanımadığım yüzler ellerini daldırıp 'en derinime',
Aldılar onları benden..
Karanlıktı görmedim..
Bir kanat çırpışı hızında attılar yere..
Üstüne basıp egolarını tatmin ettiler kırıklarımın üzerinde..
Dans ettiler..
Şarkılar söylediler..
Beynimin uçurumlarından attım kendimi çok kez
Düş'lerimin dallarına takıldım..
Tırmandım..
Yaşadım.
Yeni düşler kurdum..
Ama düş'üm kırıldı yine..
Beynimin uçurumlarında yürüyorum korkarak..
Fahişe beynim bakire değil artık..
Ve biliyorum tutamazlar beni ,düşlerim kırık....
Bir düş tamircisi arıyorum..
Son düş'ümü yaşatabilmek adına..
Gökgürültülü ve sağanak yağışlı bir ben'lik...
Ben bugün yağmura bir bardak çay ısmarlamak istiyordum..
_Bize iki çay lütfen..
Lütfen dışarıda ki masaya..
Çayımı yağmurda demlenmiş içeceğim bugün..
Biz severiz yağmurla birbirimizi..
O beni ıslatır ben ona bir çay ısmarlarım göğü gören bir yerde..
Ben onu hissetmeyi severim..
O beni gülümsetmeyi..
Bugün yaşamın kıyısından döndüm 'yağmur' sayesinde..
O yüzden gök gürültülü ve sağanak yağışlıyım bugün..
Yazdığım her kelime yağmur kokuyor..
Yağmur beni çok güldürdü bugün..
Koşan çocuklara ondan kaçanlara epey bir güldüm sırılsıklam halimle..
Yağmur ve ben bugün çok eğlendik..
Trajikomik dostluğumuz sayesinde..
O beni ıslattı ben ona bir bardak çay ısmarladım..
Hiç duymuşmuydunuz?
Yağmur da şekersiz içiyor çayını..
_Bize iki çay lütfen..
Lütfen dışarıda ki masaya..
Çayımı yağmurda demlenmiş içeceğim bugün..
Biz severiz yağmurla birbirimizi..
O beni ıslatır ben ona bir çay ısmarlarım göğü gören bir yerde..
Ben onu hissetmeyi severim..
O beni gülümsetmeyi..
Bugün yaşamın kıyısından döndüm 'yağmur' sayesinde..
O yüzden gök gürültülü ve sağanak yağışlıyım bugün..
Yazdığım her kelime yağmur kokuyor..
Yağmur beni çok güldürdü bugün..
Koşan çocuklara ondan kaçanlara epey bir güldüm sırılsıklam halimle..
Yağmur ve ben bugün çok eğlendik..
Trajikomik dostluğumuz sayesinde..
O beni ıslattı ben ona bir bardak çay ısmarladım..
Hiç duymuşmuydunuz?
Yağmur da şekersiz içiyor çayını..
Bir orospu'dan iniltiler..
Gittin..
sadece kendini almadın benden..
Ve sadece sana verdiklerim değildi elinde ki o buruşuk kağıda sinen..
Kadınlığımı söküp alırken benden..
Ve terli tenimin tişortunda yaptığı kaçamak lekeleri sarhoş ağızlara meze yaparken..
Masumiyetim değildi aldığın benden..
Dudaklarımın vücudunda gezdiğini herkese anlatırken..
Herkesin bende saklı 'orospu' yu tanımasını sağlarken..
Benim orospu'mdu diyebilmen..
Bunlar değildi elinde ki buruşuk kağıda sinen..
O kağıtta senin sahip olamadıkların vardı..
Benim ben olmamı sağlayan iyi ve düzgün yanım..
Maskelerimi çıkardığımda kalan 23 yaş bunalımlarım..
23. yaş günüm de yazdıklarım..
Acı versin diye sana yolladığım..
Kadınlığım orospuluğum ve ya masumiyetim değildi yazdıklarım..
İki kelimeydi.. Sen anlamadın..
Buradan da görebiliyorum seni..
Buruşturursan kelimeler dökülüverir yere ve sen okumak zorunda kalmazsın diye düşünüyorsun biliyorum..
Ve biliyorum okusanda ben yine bir çizik olarak kalacağım o sarhoş sofrasının görünmez kara tahtasında..
O yüzden iyice sık kağıdı kelimeler eline nüfuz etsin..
Sen o acıları çekerken ben cennet meyvelerinden alevli meyve salatası yapacağım rakımın yanına..
Şerefine sevgi(!)li..
sadece kendini almadın benden..
Ve sadece sana verdiklerim değildi elinde ki o buruşuk kağıda sinen..
Kadınlığımı söküp alırken benden..
Ve terli tenimin tişortunda yaptığı kaçamak lekeleri sarhoş ağızlara meze yaparken..
Masumiyetim değildi aldığın benden..
Dudaklarımın vücudunda gezdiğini herkese anlatırken..
Herkesin bende saklı 'orospu' yu tanımasını sağlarken..
Benim orospu'mdu diyebilmen..
Bunlar değildi elinde ki buruşuk kağıda sinen..
O kağıtta senin sahip olamadıkların vardı..
Benim ben olmamı sağlayan iyi ve düzgün yanım..
Maskelerimi çıkardığımda kalan 23 yaş bunalımlarım..
23. yaş günüm de yazdıklarım..
Acı versin diye sana yolladığım..
Kadınlığım orospuluğum ve ya masumiyetim değildi yazdıklarım..
İki kelimeydi.. Sen anlamadın..
Buradan da görebiliyorum seni..
Buruşturursan kelimeler dökülüverir yere ve sen okumak zorunda kalmazsın diye düşünüyorsun biliyorum..
Ve biliyorum okusanda ben yine bir çizik olarak kalacağım o sarhoş sofrasının görünmez kara tahtasında..
O yüzden iyice sık kağıdı kelimeler eline nüfuz etsin..
Sen o acıları çekerken ben cennet meyvelerinden alevli meyve salatası yapacağım rakımın yanına..
Şerefine sevgi(!)li..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)