Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
özümdecokiyiyim. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özümdecokiyiyim. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2016 Cumartesi

İkinci şansın şanssızlığı




"Herkes ikinci bir şansı hak eder" dedi. Hayat insanlara bu şansı vermezken, Tanrı bile... O buna inanıyordu. İkinci şansa. Ama unuttuğu şey, birine birden fazla şans verirsen aslında ona seni kırıp dökmesi için fırsat tanırsın. Bana göre ikinci şans, tam bir mazoşistliktir. İlkinde yeteri kadar yakamadın canımı, bir kez daha dene demenin kibarcası... Hem bu kez herşeyin düzeleceğine dair inancımı da yıkabilirsin. O da bonusun olur.. Bir taşla iki kuş...

Ben kimseye geri dönmedim. Bu övünülecek birşey mi bilmiyorum. Canımın yandığı, mutsuz olduğum hiçbir yerde de kalmadım. Bana göre insanlar seçemediklerini sevmek zorunda değiller... 50 yıllık evliliklerini de bitirebilirler. Doğdukları yerden koşarak kaçabilirler... Sahte gülümsemeler veya samimiyetten uzak sohbetler yerine uzaklığı tercih edebilirler... Tekrar kırılmak istemiyorlarsa aynı hatayı yapmamayı seçebilirler. Birinden vageçmek sandığınız kadar zor değil. Şöyle düşün, o bir süre önce hayatında yoktu ve sen gayet iyi idare ediyordun. O gittikten sonra da bir yolunu bulabilirsin. 

Hayat, yanlış seçimleri tekrarlamak için fazla kısa değil mi sencede? Canın acıyorsa git, mutsuzsan yerini değiştir... Çiçekler bile mutsuz olduğu yerde ölürken, sen nasıl yaşayacaksın ? Boğulduğunu hissediyorsan nefes al. Nefes almak için ne yapman gerekiyorsa yap ve kurtul düğümlerinden. Sana bencilliği öğütlemiyorum. Ben mutlu olmanı istiyorum. 

Tüm kadınlar peri masalları ile büyüdü. Mutlu sonlar hayal ederek yaşlanıyor. Peki ya herkesin kaderi sonsuz aşk değilse? Birilerinin de yalnızlığın konforunda huzuru bulması gerekiyorsa? Ya aşkı ararken yaşlanıyorsak? Evlenmek, kariyer yapmak, çocuk yapmak, iyi bir anne olmak için verdiğimiz savaşta yüreğimize yakışanı yapmıyorsak? Peki kaderi zorluyorsak? Birileri bulmak, tanımak, sevmek, alışmak dramasında kendimizden uzaklaşmıyor muyuz? Herkes evlenmek ve mutlu olmak (!) zorunda mı gerçekten ? Mesela evlilikte kadına biçilmiş rolden fazlasını, başrolde oynamayı, esas kadın olmayı istiyorsam ? 

Ben sorularıma cevap buldum. eğer bir kez yaşayacaksam , ikinci bir şansı yoksa bu hayatın, yeterli bonusu toplayıp üst tura geçemeyeceksem, _aferin çok güzel bir ot oldun tam da istedikleri gibi _ diyecekse ayna da bir gün kalbim... Kendi seçtiğim yoldan gidip, kendi yanlışlarımı doğru yapma zamanıdır. 

Aklınız ve kalbiniz savaşıyorsa, karaciğerinizi dinleyin..

Kendinizi olduğunuz gibi sevin..

Hoş kalın.

Öz

5 Mart 2015 Perşembe

Korkaklığım...




Şimdi ben gözlerimi kapatsam... Farzı misal hayal olsam... Gelip kapına dayansam... Başucuna çömelip seni izlesem! Filmlerde ki gibi elimi sürmeden sevsem saçlarını. Yüzünde ki her bir değişimi zihnime kazısam... Sabaha dek. Öylece dursam yanında. Beni görmesen. Ben sevsem seni böyle uzaktan. Kime ne? Çok sevsem! Affetsem seni! Hesap vermek zorunda olmasam kendime... Ben sadece seni severek yaşasam... Ne zor şey sevmek! Ah bilsen. Affedemediklerim karşıma diziliyor her sözün geçtiğinde... Ahh... Nasıl acıyorum. Çok acıyorum kendime... Yenemediğim öfkeme, kışın ortasında açan güneşe, birlikteyken çok sevdiğim ama  müziğe yalnız devam etme kararı alan o güzel insanlara, yalancı baharlara, henüz ismini bile bilmediğim kuş çeşitlerine, küllüğü dökmeyi unuttuğum gecelere kızgınım... Ben nasıl affedeyim seni? Önümde upuzun bir nefret listesi... Dünya bir araya gelmiş diyor ki bana; sevme onu, affetme! Ama zor, yeniden başlama gücünü bulmak... Değişiyorum... Korkunç bir insana dönüşüyorum. Korkuyorum. Artık ağlamaktan, gittiğim her yere seni taşımaktan, yapamadıklarımızdan ve birlikteyken yaptığımız herşeyden, tüm anılardan nefret ediyorum... Çiçekli elbiselerimin yerini alan siyahlardan korkuyorum. Gizlice ağlamakta gün geçtikçe ustalaşan gözlerimden, paramparça olan umudumdan korkuyorum...

İnsanlığımın kayboluşunu izliyorum ve çok korkuyorum... 


(Tüm korkanlara ve korkulara ithaf edilmiştir...)

19 Şubat 2015 Perşembe

Benim insanlarım siz misiniz sahiden ???


 Bu yazı ağır hayal kırıklığı ve gerçeklik içermektedir!!!

Ben 28 yaşında bir kadınım! Sokakta yürürken insanlara gülümsemeyi, güzel bir şarkı duydugumda tempo tutmayı severim. Sokak hayvanlarına yemek veririm, mendil satan cocuklardan mendil alirim. Umuda, insanliga inanirim. Her yeni gune, sahip olduklarima sukrederim. Iyi bi insan oldugumu hic soylemedim. Iyi olmaya calisirim sadece…
 
Ama…

Arabam yok. Minibus kullanirim. Korkmadim bugune dek… Saat kac olursa olsun. Korkarak yasamayi yakistirmadim kendime! Felaket senaryolari uretmedim. Yakistiramadim kimselere kotulugu..

Kartopu oynarim her kar yagdiginda. Benden once annem cikar eldivenlerini alip. Annem 61 yasinda. Kartopu oynariz. Bol bol egleniriz. Kimsenin rahatsiz olacagini dusunmedim. Neden rahatsiz olsunlar ki.. Cocuklardan ne farkimiz vardi… Kahkahadan kim rahatsiz olur ki ?

Bir haftadir duyduklarim… Ne kadar korkunc! Benim insanlarim… Benim insanlarim nasil yapar diyorum. Ne zaman bu kadar tahammülsüz olduk biz ? Ne zaman bu kadar kotü olduk. Öldürmek, bir insanın canını almak nasıl bu kadar kolaylaşır ? Aklım almıyor..

Minbüse binen gencecik bir kadın! Öldü... Kartopu oynayan bir adam! Öldü... Dün sabah Üsküdar'da bir kadının parçalanmış cesedi bulundu çöp konteynırında... Özgecan öldürüldüğünden beri 50'ye yakın kadın sessizce terk etti bu dünyayı... Sevgilileri, aileleri, kocaları veya sadece gözüne kestirdiği için, onun olsun istediği için, bir anlık nefis için öldüler... Biz Özgecan'ı duyduk sadece... Diğerlerini bilen, kadınlar ölmesin, biz ölmeyelim diye sesini çıkartmaya çalışan bir sürü kadın daha ölecek... Biliyorum. Ve bunu bilmek benim dünyaya olan inancımı yerinden oynatıyor.. En çok biz ölüyoruz. Doğurduklarımız tarafından... Sıra arkadaşlarımız, sevdiğimiz adamlar, babalarımız, kardeşlerimiz, abilerimiz, sokaktan geçerken bizi süzen, bakışlarıyla rahatsız eden, aklından geçenlerden tiksindiğimiz onlarca erkek tarafından! Ölüyoruz. Ve hiç bir şey yapamıyoruz bu ölümler karşısında...

Ne oldu bize klişesi değil bu. Biz hep mi böyleydik? Görmüyor duymuyormuyduk ? Bunun cevabini öğrenmek icin kac kişi daha ölecek ?? Sıra saklambac oynayan çocuklara geldiği zaman mı duracaklar ? Ya da bir gun duracaklar mı ???