Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
gezi parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2013 Pazar

Benim güzel, yalnız ve başı dik ülkem..






Bundan tam 16 gün önce Gezi'yi yazmıştım.  Şimdi ülkemi yazıyorum. Şafak vakti baskın yiyen 3-5 çapulcu ile başlayan şuan çığ olmuş akan ülkemi yazıyorum. Ayaklanmış, baş kaldırmış,direnmekte olan ülkem. Benim güzel, yalnız ve başı dik ülkem. Karanlığın çığ gibi arttığı ama aydınlığın hiç azalmadığı ülkem. 

Haberleri izliyorum. Anneler gelmiş. elele verip parkın etrafını çember altına almışlar. Çocuklarını koruyacaklar akılları sıra. Bilmiyorlar ki onlara saldıranlar ayrım yapmıyor. Bakıyorum benim güzel insanımın güzel gözleri yaşlanmış. Biber gazından kan çanağı. Benim ülkemin güzel gözlü insanları.Bazılarının artık gözleri yok. Henüz 18-19 yaşındalar. ÖLENLER var. Onlar bir daha nefes alamayacaklar.  Farkında mısınız? Bu ne korkunç bir şey. Tanrı'm güç ver. Aklımı yitirmek üzereyim. Öldüler arkadaş. Ölürüldüler. Hangi ideoloji, hangi din, hangi mezhep açıklayabilir bunu ? Onlar yok artık. Benim güzel ülkem eksik artık.

Hayatım boyunca bu dünyaya çocuk getirmek istemiyorum dedim. Ben ne büyük aptalmışım. Bu ülke ki yere düşenini kaldırdı, bu ülkeki evlerinin kapılarını açtı, bu ülkenin mülletvekillerinden bazıları (benim çoğu zaman tasvip etmediğim siyasetçileri) tomaların önüne yattı. Tomaların karşısında durdu. Dokunulmazlık bu ülkede ilk defa halk için, halkın yanında olmak için kullanıldı.

Şimdi insanlar diyorlar ki yetmedi mi? İlk 3 gün tamam hak verdik ama uzadı artık. Hangi mücadele 3 günde kazanılmış biri bana söylesin. Fatih, İstanbul'u devasa orduları ile 53 gün süren kuşatma sonunda almadı mı ? Ne yapsaydı yani. 3 gün durup, olmadı hadi yine geliriz mi deseydi? 

Biz ki bu milletin helal süt emmiş evlatları, şehitin ne olduğunu bilen, her şehit haberinde gözyaşları döken halk, ölenlere hiç bi üzülmediniz. Alevi- sünni, kürt-türk, kadın-erkek yetmedi de şimdi de birbirimizi oy verdiğimiz %50'ye göre mi ayıralım. Benim ekmek aldığım bakkal hangi yüzdelik dilimde? Veya parkta oynarken düştüğünü gördüğüm, koşarak kaldırdığım çocuğun ailesi kime oy verdi diye mi düşüneyim ? 

Yapmayın. Kıymayın birbirinize. Herşeyi unutun. Varlığınızın en saf haline dönün. İçinize. Orada ne olduğunu söyleyin bana. Bölüneceksek o zaman bölünelim. İçinde vicdan olanlar bir yere, olmayanlar başka bir yere ayrılsın. 




31 Mayıs 2013 Cuma

Diren Gezi Parkı





        Bazen durup geriye baktığında utanmamak istersin. Ben bugüne kadar bloğumu hiçbir siyasi konuya alet etmedim. Siyaseti edebiyatıma karıştırmadım. Sınırı bildim hep. Ama bügün daha fazla susamayacağımı öğrendim. Ben bunları yazarken, insanlar nefes almak için gayret ediyor. Bir sürü şey gördü bu millet. Bir sürü savaş, yıkım, adaletsizlik, hainlik... Terörle mücadele ettik sözde senelerce. İnsanlarımızı kaybettik. Tanımadığımız ama bizim olan insanları. Üzüldük ve sonra gidip serin bir ağaç gölgeliğinde unuttuk yaşananları. Biz en çok unutmayı biliriz çünkü. Hep unuttuk. Darbeleri, yokluğu,faşizmi. görmezden gelirsek hiç olmamış sayabilirdik! Direnmeyi seçenleri unuttuk bazen. Utancımızdan geriye dönüp bakamadık bile. İnsandan uzaklaştık, teknolojiye sarıldık. Rahat evlerimizin, serin koltuklarında yayıldık. İnsanlar ölünce kahrolsun terör dedik, sonra yine unuttuk. Umudumuzu kaybettik. Kimseye söylemedik. Böyle geldi böyle gider dediler, içten içe hak verdik. Kazanamayacağımıza inandık. Yılgındık. En korkuncuda bu olsa gerek. Tarihimizi unuttuk. Savaşmak yerine sinmeyi tercih ettik. 

        Ama bugünlerde birşeyler kıpırdanıyor halkımda. Benim insanlarım ayağa kalkmış, dur diyor gidişata. Diren diyor. Böyle gitmez diyor. Biber gazları var her yerde. Yazın sıklıkla yokluğunu çektiğimiz sular tazyikle püskürtülüyor benim insanlarımın üzerine. Birlik olanlar terörist sayılıyor, onlara destek olmaya çalışanlarsa yandaş. Aslında onlar sadece VATANDAŞ.Oysa istedikleri o korkunç, o uyku kaçıran, o insanı insana kırdıran, o ölümlere yol açan, yeni doğmuş bir bebeği biber gazıyla tanıştıran şey; ağaçları kurtarmak. Biraz yeşillik görmek istiyorlar sadece. Birşeylerin aynı kalmasını. İnsanlıklarını kurtarmak istiyorlar. Kitap okuyorlar başlarında bekleyen polislere, şarkı söylüyorlar. Yemeklerini ikram ediyor, ağaçlarının gölgesini paylaşıyorlar. Sabah oluyor bu kez paylaşım vakti polislere geliyor. Onlar biber gazlarını, joplarını, plastik mermilerini paylaşıyorlar..

        Ben henüz 26 yaşındayım ve darbeyi kitaplardan okudum, vesika ile ekmek alındığını annemden duydum, savaş görmedim hiç. Ama bugün kliması bol ofisimde çalışırken bir çığlık duydum. İçim ürperdi. Twitter'da insanlar ilaç istiyor, su istiyor, nefes almak istiyor. Benim insanlarım bugün umudu yeşertiyorlar. Bir park için ölünür mü demeyin? Ölünmez mi? Değil mi ki zamanında memleketimin bir karış toprağı için binlerce çocuk öldü. Şimdi bu neyin kavgası diyenler, serin avmlerde zaman geçirmek isteyenler, bir parça yeşillik kalmadı mı içinizde! Biber gazının genzi ne kadar yaktığını, plastik merminin ne denli acıttığını bilmeyenler, size söylüyor Nazım yıllar öncesinden; Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine..

Gezi parkından geçtiğim, gölgesinde dinlendiğim ağaçlara ithafen.. Diren gezi parkı...