Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...

1 Aralık 2010 Çarşamba

Tavla

 


Buradasın değil mi? Kahveme diktiğin gözlerini ve içinden söylediklerini duyuyorum..
_Çok içiyorsun, yine..
_Azalt şu kahveyi biraz..
_Demin söndürmedin mi sen o sigarayı? diyorsun..
Cevap vermiyorum.
Biliyorum ki söyleyecek sözüm yok bunlara..
Değişmemişsin ama,
gözlerin aynı bıraktığın günkü kadar hüzünlü,
sesin de hala aynı titreyişte,
ellerin ince ve uzun..
Kahvemden gördüğüm yansıma sana aitse tabi.
Bir de ölenlerin bedenleri yok olur derler.
Nereden inandıysam ben de bu hurafeye..
Sapasağlam durmuşsun karşımda.
Tavla da beni yeniyorsun yine.
Zarı ben atıyorum pulları sen oynatıyorsun..
Bak! Kırdın beni yine..
Ben 5 atamam ki..

Annemler geldi iki gün önce..
Elinde bir şemsiye, yağmur yağmıyordu ama..
Yağsa bilirdim!
Benim üzerime tuttu şemsiyeyi.
Gökyüzünün yaşları ile kurulanıyordum oysa..
Islanmışsın dedi..
Islak değilim dedim..
Alnı kırıştı..
Tekrarladı sözlerini, ıslanmışsın dedi..
Islanmadım dedim tekrar..
Alnı biraz daha kırıştı.
Çizgili pijama aldım sana, dedi.
Pikniğe de gidelim dedim.
Sustu...
Annem eskiden bu kadar çok susmazdı.
Onu böyle üzen ne bilmiyorum.
Bir arkadaşım geçti arkasından, korktu.
Annemin korktuğunu hiç görmemiştim..
Sen ondan korkmuyorsun ama değil mi??
........
Sadece birazcık aklı karışmış.. Kendisini halı zannediyor:)
Çok gülüyorum ona..
Geçen gün hemşire üzerine basmış, bir çığlık yankılandı ki sorma..
(Kahkahalar)

Annem odamı sevmiyor galiba..
Sonunda bir odam oldu diyorum, ama anlamıyor!
Gözleri de görmüyor annemin, çok yaşlandı..
Odam kireç rengi değil ki!
Kırmızı..
Açelyama su döktüğümü gördüğün de gözleri dehşetle açıldı..
Ne olduğunu anlayamadım..
Çiçek sevmek suç mu?
Annem çok değişti..
Beni korkutuyor artık..
Yüzün de bir suçluluk ifadesi..
Birşeyler onu üzüyor ama ne bilmiyorum..
İşte böyle..

Eee sizin taraf nasıl sıkıcı değil dimi?
Bu gece senin için çizgili pijamalarımı giyeceğim..
Hala sevişebiliyorsun değil mi???
Seni çok özledim çünkü..
Doktor, bana bazı ilaçlar veriyor seni bulmakta zorlanıyorum..
Ama sen o çok sevdiğimiz film gibi tutun düşlerime..
Seni kaybetmek istemiyorum..
Ve bu gece gel!
Sana yeni öğrendiğim bir şarkıyı söyleyeceğim..

28 Kasım 2010 Pazar

Zaman mekan kavramı'm..

Hayatım teknoloji kurbanı bir akar saniyeli saat gibi..
Sen ne zaman geldin?
Ne zaman seni sevdim?
Ne zaman senin oldum?
Ne zaman gittin, anlayamadım..
1 dakika kadar kısaydı sana olan yolculuğum..
Keşke o saati hiç duvara asmasaydım!

26 Kasım 2010 Cuma

Benim piyanist ellerim..

Sen beğen diye yazıyormuşum meğersem her satırımı.. Ne zamandan beri bunu yaptığımı bilmiyorum ama.. En sevdiğim şarkıyı açıyorum önce.. Kısa bir süre gözlerimi kapatıyorum.. Sonra yüzümde kocaman bir gülümseme ile basıyorum daktilomun tuşlarına.. Beyaz kağıdım notalar ile doluyor.. Ellerim usta bir piyanistin ezberlediği notaları çalarcasına ahenk dolu dolaşıyor klavyede.. Ara sıra gözlerimi kapatıp hangi enstrümanın baskın olarak çaldığını anlamaya çalışıyorum.. Kulak kabartıyorum melodiye.. Ve nefes alışım değişiyor, bir saksafondan ses çıkarmak istercesine.. Kısa bir solo çalıyorum,nefesimle.. Sonra gitarın tellerin de dolaşıyor parmaklarım.. Önce baslardan başlıyorum sonra parmaklarım yavaşça tiz seslere doğru iniyor.. Sana küfür edercesine söylüyorum sevdiğimi.. Şarkımı beğeniyorsun.. Gözlerin kapalı.. Ben memnun olmuş bir halde bitiriyorum öykümü.. Sana küfrettiğimi anlamıyorsun! Gözlerimi yavaşça açıyorum.. Notaların beni terk ettiğini görüyorum, yavaşça gökyüzüne doğru süzülüyorlar.. Ve ben karanlık odam da çırılçıplak sana bunları yazıyorum.. Ve hala sana küfrediyorum.. Hem de en ağırından.. En can yakanından.. Seni seviyorum!!!

Geleceğim'e bir bakış..

Kapının önüne serilmiş bir hayatın üzerine basarak,
kokusundan tiksinerek geçtik sokaktan..
Çöp evmiş öyle dediler..
Kağıtlar dolusu hayatını çöpe atarken, yaşlı kadının..

Ecza Dolabı'm

Seninle tanıştığım da
henüz kullanılmamış
bembeyaz sargı bezleri vardı
ruhumun ecza dolabında..

Şimdi ise kan ve yara merhemleri yüzünden sarardılar..
Küçük bir tıbbi mucizeymişim ben
Doktorum öyle söyledi..
Sana rağmen, yaralarıma rağmen yaşayabilen..

14 Kasım 2010 Pazar

Daktilo,kağıt ve adam

Daktilo'm bozulmuş..
A' harfini yazmıyor mürekkep saman kağıdıma..
Ş' harfi silik..
K' nın orada olduğunu bir ben biliyorum..
Sİktir'edesim geliyor bu daktiloyu bazen..
Benim istediklerimi yazmıyor bir türlü..
Kağıdı da beğenmez oldu..
Bu lanet baş'ağrısı da geçmiyor sen gideli..
Kulaklarım da bir çınlama!
Ne yaptın bana be adam!
Ben söyleyeyim..
İçine sıçtın bu aşkın!
Sil kalbime de, medeniyet görsün kıçın!

13 Kasım 2010 Cumartesi

Perde

Bir zamanlar seviştiğim adam..
Teninin her bir noktasını dudaklarım ile tattığım..
Hazmettiğimi sandığım..
Şimdi senin fazlaca giyinik(!) haline bakıyorum..
Çıplaklığımız geliyor aklıma..
Vücudumuzun birbirine değdiğinde çıkardığı ses!
Göğüslerimin arasından sızan terde ki suretin..
Seviştikten sonra kalkıp perdeyi açışım geliyor aklıma..
Karanlıklara tahammül edemeyişim..
Yatağın ucuna çömelerek sigara yakışım..
Bana milyonlarca ışık yılı uzakta görünen gökyüzüne bakışım..
Senin beni çağırışların..
Yeniden, yeniden başlayan kıvılcımlar,sarsılmalar..
Ve yine perdeye gidişim..
Senin uyuya kalışların!
Senin olduğumu zannedişlerin..
Kimseye ait olmadığımı ve olamayacağımı bile bile bana tutunuşların..
Bunu neden yazdığımı soruyorsun biliyorum kendine..
Bir fotoğrafına baktım ve çok giyinik göründün bugün gözüme..

Kürtaj..

senin doğumunu durdurabilmekti tüm dileğim
kürtaj masasında kaybetmek bu aşkı..
narkozun baygın kokusu ile miğdem bulanırken 10 dan geriye doğru saymak ve 7 ye gelmemişken henüz seni unutmak..
gözlerimi açtığımda koparılmış olsaydın içimden..
söküp almış olsalardı senin prematüre aşkını..
keşke doğurmasaydım sen'i..
bedenimden beslenen o yaratığı alabilselerdi benden..
keşke ultrasonda göstermeseydi doktor seni bana
ve kalp atışların tıkamasaydı kulağımı diğer seslere..
keşke seni öldürebilseydim içimde..
düş'ebilseydin..

Kahretsin bir piç sevda daha yeşerecek iklimimde!

24 Ekim 2010 Pazar

Çeyiz

Göremiyordun artık çığlıklarımı,
Duyamıyordun değil!
Yanlış söylemedim.
Göremiyordun..
Çünkü görünür hale gelmişti çığlıklarım..


Sana aşık olmak, belki de "bu kalbin" yaptığı en büyük hataydı!

Başka bir adam sevebilirdim,başka bir ten!
Başka bir dokunuş..
Belki o zaman bu kadar çok tabak kırılmazdı içimde!
Cam değil..
Yanlış duymadın, tabak..
Kendim için özene bezene aldığım,
Özene bezene büyüttüğüm, kocaman yaptığım
O, 12 kişilik yemek takımı..
12 kişilik çatal-bıçak takımı..
Hani sen, ben, çocuklarımız için..
Belki masada benim öykülerim otururdu, senin şarkıların!
Yazdığım şiirlerime de bir tabak koyardım..
Belki gitarım otururdu masa da , voleybol arkadaşlarım..
Belki aile dostlarımız olurdu..
Belki de hiç birşeyimiz olmazdı..



Belki ben yalnızca uyumuşumdur..

Bu acı gerçek olamayacak kadar derin bir kabusun armağanıdır..

Sen olmamışsındır..

Tabaklarım çeyizimdedir hala ve ruhum beyaz bir masa örtüsü tadında..

4 Ekim 2010 Pazartesi

Ruhumun siyah bukleleri..

Bitti.. Evet artık kabullenebiliyorum.. Olgunluk falan değil bu..Yüzüne çarpan her gerçekten kaçabiliyormuşsun da 'o söz' seni tüm beklentilerinden sıyırıp dibe çekebiliyormuş.. "O seni sevmedi.. Hep başkasını sevmişti.. Sana dokunurken, sana bakarken, seni hissederken, senin keşfedilmemiş coğrafyanda macera dolu yolculuklar yaparken.. Hep onu düşlemiş, hep onu sevmişti.. Sen bir bedendin sadece.. Yüzün yoktu yani var olan yüz sana ait değildi.. Değildi işte.. O'na aitti.. Delice istediği sen değildin.. Dokunduğunda ellerini titreten sen değildin.. Sana dokunmuyordu o.. Seni öpmüyordu.. Senin kulağına fısıldamıyordu sevdiğini.. Sen yoktun.. Şimdi seni özlemesini bekleme.. O seni hiç tanımadı ki.. Hiç sevmedi.. O seni sevmedi işte.. Sevmedi.. Sen yoktun.. Olmadın..

Senin iri ela gözlerin yoktu.. Siyah bukleli saçların.. Uzun parmakların.. Sana çok yakıştığına inandığın ben'in.. Onun gözünde dudakların vardı öpülesi, göğüslerin vardı,bacakların,bacak aranda sakladığın dünyan.. Senin olan herşeye tecavüz etmeye çalıştı o; 'sevgi sözcüklerinin ardına sığınarak'.. Düşlerine,hayallerine,kalbine,duygularına,düşüncelerine,hissettiklerine,saklamaya çalıştıklarına.. Sonra üzerine bir sigara yaktı tüm alabildiklerinin hatırına.. Dumanı yüzünü yalayıp geçti.. Öksürdün duymadı.. Kulağı senin sesine duyarlı değildi çünkü..
Bir fahişe gibi bırakırken seni o yatakta kendi kokusu ile beraber, O'nu düşünerek başka yolculuklara çıktı gözleri kapalı.. Yanında değildi ve olmayacaktı hiçbir zaman.. Nefes alışları düzene girince bir daha tecavüz edecekti güzel sözcükleri ile sana.. Aşk'tan hırsını alana dek.. O''nu unutana dek.. Belki günün birinde seni unutturmasını dilediği kadınları yaralayacaktı o yatakta..Sen onu bırakıp gidebildin diye..

Teşekkür ederim sana.. Tam zamanında kalkabildin o yataktan.. Şimdi bir banyo yap ve gel de siyah buklelerini düzelteyim ruhum..