Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...

20 Aralık 2010 Pazartesi

Onu neden sevmedik?

Konuşamayan birinin yanında konuşmak kadar acı hiçbirşey yokmuş meğersem! Nasıl utanıyor kelimelerim.. Nasıl da fısıltılı olmuş çığlıklarım.. Ne kadar acizim.. Ve o ne kadar da cüretkar hayata karşı.. Benim olamadıklarım oluyor, yaşıyor.. Farkında değil!Başına gelecekleri bilemiyor.. Onun yanında kendimi sakat hissediyorum.. Eksik.. Eskinin deyimiyle illetli.. Utanıyorum kendimden delicesine..
O konuşamıyor. Aslında konuşuyor da onun sözleri benim ve benim gibi sığ bakışlı normallerin(!) kulağının süzgecinden geçemiyor. Ona bakınca kendimi bu denli suçlu mu hissetmeliyim?.. Bu çaresizlik korkunç. Kendini normal sanıyor aslında öyle de benden daha normal ve tanıdığım herkesten.. Ama bilmediği şeyler var.. Arada kalmış o. Ne dilsiz ne de konuşma yetisi ile dolu.. Söyledikleri uğultulu bir direniş ile çıkıyor ağzından.. O ne söylediğini biliyor ama ben(!), ben bilmiyorum. Anlamıyorum, Anlatamıyorum ona..Neden o ?
Onun askerlik arkadaşı olmayacak hiç.. Çünkü askere almayacaklar onu.. Almadılar da.. Sevmeyecekler belki.. Arkadaşları olmayacak.. Onu anlayamayacaklar.. Benim gibi.. Utanıyorum sadece.. Ölesiye utanıyorum.. Yerin yedi kat dibinden yazıyorum şimdi.. Cehennemden fax çektim sayın.. Öyle bir utanç işte..
O da evlensin, çocukları olsun.. Torunları.. Onun yaşamaya hakkı olmadığına kim karar veriyor.. Anlamıyorum. En basit ihtiyaçları için bile iletişim yeteneği yok ki konuşsun! Konuştuklarını kulağımda ki süzgeçten geçirip, özümseyebilsem.. Ona onu anladığımı söyleyebilsem.. Şimdi ben ne yapmalıyım? Kuzenim.. Özür dilerim.. Bir uğultu da benden çıktı ne olduğu anlaşılmayan.. Seni her gördüğüm de olduğu gibi..

12 Aralık 2010 Pazar

Tanrı'nın cezası Tesadüfler!!!

Bir çöp kamyonunun üzerinde seyahat ederken, Beethoven dinlemek gibiydi..
İlk melodini duyduğum an..
Yanlış bir yerde yanlış bir şarkı dinlediğimi farketmiştim..

Susmak!
Korkudan yorganın altına sinip,susmaktı tüm yaptığım..
Farketmemiş gibi yapıp, salağa yatmak..
Yanında uyurken , çıplaklığımdan utanmak!
Yaptığım, senin bana her dokunuşunda içime daha çok kapanmak!

Memnun musun?
Tanrı'nın cezası..
Şimdi bir erkeğin gözü değse gözüme..
Çırılçıplak hissediyorum kendimi..
Ve utanıyorum delice,doyasıya!
Diyorum ki giyinebilsem tekrar!
Ne olduğu önemli değil;
Üzerime uyan, benim olduğunu hissettiğim, benim olabilecek, benim lanet çıplaklığımı örtebilecek!

Yanlış şarkı çaldı radyoda o gün..
Falımda ince uzun bir adam çıktı, gizemli..
Gözüm daldığında birisi gelecek dedi, densizin biri..
Sen geldin!
Bana değil ama..
Geçerken çarparcasına yıkıp geçtiğin bir sandalyeydim yolunda..
Belki bir tabak yemek, açlığını bastırmak için!
Tanrı'nın cezası bir filmdi!
Beni bu hale koyan..
Bana utanmadan koyan!
Tesadüflere inanmamı sağlayan!
Ve bir çöp kamyonunda;
Muz kabuğuna basıp, yuvarlanırken duyduğum melodi Beethoven değildi..
Sİlindirler beni kola kutusuna benzetmeden az biraz önce anladım!

1 Aralık 2010 Çarşamba

Tavla

 


Buradasın değil mi? Kahveme diktiğin gözlerini ve içinden söylediklerini duyuyorum..
_Çok içiyorsun, yine..
_Azalt şu kahveyi biraz..
_Demin söndürmedin mi sen o sigarayı? diyorsun..
Cevap vermiyorum.
Biliyorum ki söyleyecek sözüm yok bunlara..
Değişmemişsin ama,
gözlerin aynı bıraktığın günkü kadar hüzünlü,
sesin de hala aynı titreyişte,
ellerin ince ve uzun..
Kahvemden gördüğüm yansıma sana aitse tabi.
Bir de ölenlerin bedenleri yok olur derler.
Nereden inandıysam ben de bu hurafeye..
Sapasağlam durmuşsun karşımda.
Tavla da beni yeniyorsun yine.
Zarı ben atıyorum pulları sen oynatıyorsun..
Bak! Kırdın beni yine..
Ben 5 atamam ki..

Annemler geldi iki gün önce..
Elinde bir şemsiye, yağmur yağmıyordu ama..
Yağsa bilirdim!
Benim üzerime tuttu şemsiyeyi.
Gökyüzünün yaşları ile kurulanıyordum oysa..
Islanmışsın dedi..
Islak değilim dedim..
Alnı kırıştı..
Tekrarladı sözlerini, ıslanmışsın dedi..
Islanmadım dedim tekrar..
Alnı biraz daha kırıştı.
Çizgili pijama aldım sana, dedi.
Pikniğe de gidelim dedim.
Sustu...
Annem eskiden bu kadar çok susmazdı.
Onu böyle üzen ne bilmiyorum.
Bir arkadaşım geçti arkasından, korktu.
Annemin korktuğunu hiç görmemiştim..
Sen ondan korkmuyorsun ama değil mi??
........
Sadece birazcık aklı karışmış.. Kendisini halı zannediyor:)
Çok gülüyorum ona..
Geçen gün hemşire üzerine basmış, bir çığlık yankılandı ki sorma..
(Kahkahalar)

Annem odamı sevmiyor galiba..
Sonunda bir odam oldu diyorum, ama anlamıyor!
Gözleri de görmüyor annemin, çok yaşlandı..
Odam kireç rengi değil ki!
Kırmızı..
Açelyama su döktüğümü gördüğün de gözleri dehşetle açıldı..
Ne olduğunu anlayamadım..
Çiçek sevmek suç mu?
Annem çok değişti..
Beni korkutuyor artık..
Yüzün de bir suçluluk ifadesi..
Birşeyler onu üzüyor ama ne bilmiyorum..
İşte böyle..

Eee sizin taraf nasıl sıkıcı değil dimi?
Bu gece senin için çizgili pijamalarımı giyeceğim..
Hala sevişebiliyorsun değil mi???
Seni çok özledim çünkü..
Doktor, bana bazı ilaçlar veriyor seni bulmakta zorlanıyorum..
Ama sen o çok sevdiğimiz film gibi tutun düşlerime..
Seni kaybetmek istemiyorum..
Ve bu gece gel!
Sana yeni öğrendiğim bir şarkıyı söyleyeceğim..

28 Kasım 2010 Pazar

Zaman mekan kavramı'm..

Hayatım teknoloji kurbanı bir akar saniyeli saat gibi..
Sen ne zaman geldin?
Ne zaman seni sevdim?
Ne zaman senin oldum?
Ne zaman gittin, anlayamadım..
1 dakika kadar kısaydı sana olan yolculuğum..
Keşke o saati hiç duvara asmasaydım!

26 Kasım 2010 Cuma

Benim piyanist ellerim..

Sen beğen diye yazıyormuşum meğersem her satırımı.. Ne zamandan beri bunu yaptığımı bilmiyorum ama.. En sevdiğim şarkıyı açıyorum önce.. Kısa bir süre gözlerimi kapatıyorum.. Sonra yüzümde kocaman bir gülümseme ile basıyorum daktilomun tuşlarına.. Beyaz kağıdım notalar ile doluyor.. Ellerim usta bir piyanistin ezberlediği notaları çalarcasına ahenk dolu dolaşıyor klavyede.. Ara sıra gözlerimi kapatıp hangi enstrümanın baskın olarak çaldığını anlamaya çalışıyorum.. Kulak kabartıyorum melodiye.. Ve nefes alışım değişiyor, bir saksafondan ses çıkarmak istercesine.. Kısa bir solo çalıyorum,nefesimle.. Sonra gitarın tellerin de dolaşıyor parmaklarım.. Önce baslardan başlıyorum sonra parmaklarım yavaşça tiz seslere doğru iniyor.. Sana küfür edercesine söylüyorum sevdiğimi.. Şarkımı beğeniyorsun.. Gözlerin kapalı.. Ben memnun olmuş bir halde bitiriyorum öykümü.. Sana küfrettiğimi anlamıyorsun! Gözlerimi yavaşça açıyorum.. Notaların beni terk ettiğini görüyorum, yavaşça gökyüzüne doğru süzülüyorlar.. Ve ben karanlık odam da çırılçıplak sana bunları yazıyorum.. Ve hala sana küfrediyorum.. Hem de en ağırından.. En can yakanından.. Seni seviyorum!!!

Geleceğim'e bir bakış..

Kapının önüne serilmiş bir hayatın üzerine basarak,
kokusundan tiksinerek geçtik sokaktan..
Çöp evmiş öyle dediler..
Kağıtlar dolusu hayatını çöpe atarken, yaşlı kadının..

Ecza Dolabı'm

Seninle tanıştığım da
henüz kullanılmamış
bembeyaz sargı bezleri vardı
ruhumun ecza dolabında..

Şimdi ise kan ve yara merhemleri yüzünden sarardılar..
Küçük bir tıbbi mucizeymişim ben
Doktorum öyle söyledi..
Sana rağmen, yaralarıma rağmen yaşayabilen..

14 Kasım 2010 Pazar

Daktilo,kağıt ve adam

Daktilo'm bozulmuş..
A' harfini yazmıyor mürekkep saman kağıdıma..
Ş' harfi silik..
K' nın orada olduğunu bir ben biliyorum..
Sİktir'edesim geliyor bu daktiloyu bazen..
Benim istediklerimi yazmıyor bir türlü..
Kağıdı da beğenmez oldu..
Bu lanet baş'ağrısı da geçmiyor sen gideli..
Kulaklarım da bir çınlama!
Ne yaptın bana be adam!
Ben söyleyeyim..
İçine sıçtın bu aşkın!
Sil kalbime de, medeniyet görsün kıçın!

13 Kasım 2010 Cumartesi

Perde

Bir zamanlar seviştiğim adam..
Teninin her bir noktasını dudaklarım ile tattığım..
Hazmettiğimi sandığım..
Şimdi senin fazlaca giyinik(!) haline bakıyorum..
Çıplaklığımız geliyor aklıma..
Vücudumuzun birbirine değdiğinde çıkardığı ses!
Göğüslerimin arasından sızan terde ki suretin..
Seviştikten sonra kalkıp perdeyi açışım geliyor aklıma..
Karanlıklara tahammül edemeyişim..
Yatağın ucuna çömelerek sigara yakışım..
Bana milyonlarca ışık yılı uzakta görünen gökyüzüne bakışım..
Senin beni çağırışların..
Yeniden, yeniden başlayan kıvılcımlar,sarsılmalar..
Ve yine perdeye gidişim..
Senin uyuya kalışların!
Senin olduğumu zannedişlerin..
Kimseye ait olmadığımı ve olamayacağımı bile bile bana tutunuşların..
Bunu neden yazdığımı soruyorsun biliyorum kendine..
Bir fotoğrafına baktım ve çok giyinik göründün bugün gözüme..

Kürtaj..

senin doğumunu durdurabilmekti tüm dileğim
kürtaj masasında kaybetmek bu aşkı..
narkozun baygın kokusu ile miğdem bulanırken 10 dan geriye doğru saymak ve 7 ye gelmemişken henüz seni unutmak..
gözlerimi açtığımda koparılmış olsaydın içimden..
söküp almış olsalardı senin prematüre aşkını..
keşke doğurmasaydım sen'i..
bedenimden beslenen o yaratığı alabilselerdi benden..
keşke ultrasonda göstermeseydi doktor seni bana
ve kalp atışların tıkamasaydı kulağımı diğer seslere..
keşke seni öldürebilseydim içimde..
düş'ebilseydin..

Kahretsin bir piç sevda daha yeşerecek iklimimde!