Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
rakı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rakı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2013 Cuma

İlmek...

         

        


       Hiç kimse seni benim gördüğüm gibi göremeyecek ne yazık! Söylediklerini anlamayacaklar. Söylemek istediklerini de. Ya da bakışlarınla anlattıklarını. Bir tek ben bileceğim. Küçük komikliklerine gülmeyecekler. Hüzünlendiğinde suskunluğunu anlayamayacaklar. Sevdiğin şarkıları yalnızca kendine sakladığını bilemeyecekler. Heyecanla ellerini birbirine çarpıp kendi etrafında dans ettiğini göremeyecekler...

        Bir de durmuş son bir gayret kendini anlatmaya çalışıyorsun onlara. Yapma! Bırak onlar senin midyeyle tanışmanın 25 yaşına denk geldiğini bilmesinler. Bırak rakına buz koysunlar, sen sevmesende. Sevdiğini sandıkları şarkıları söyle onlara, onların şarkılarını. Hepsi senin dostun saysın kendisini. Sen yalnızlığını sev, yani beni.  Sen güzel gülen bir kadınsın bunu bil...

      Şimdi boynuna geçir ilmeği. Hadi bir gayret savur kendini. İntihar notuna gerek yok. Seni yaşarken anlamayanlar, ölünce mi anlayacak yani. Yapma! Kandırma kendini. Hadi gülüşü güzel kadın, rüzgarlarla buluşma vakti...

14 Mayıs 2013 Salı

Saklambaç

       




           Nerede kaldın?  O kadar uzun zamandır bekliyorum ki seni, neden beklediğimi unutmak üzereydim. Hoşgeldin. Beni hatırlamıyorsun. Haklısın. Bir sonbahar günü bir kadeh rakını içmişliğim var sadece. Bir parça beyaz peynirini tırtıklamıştım hepsi o. One more cup a coffea ikimizin de en sevdiği şarkıysa ne olmuş yani. Anımsamak zorunda değilsin beni. Altı üstü sana bakarken yarım yamalak gülümsedim sadece. Bir gün yağmurun içinden geçmişizdir kolkola belki.. Hatırlamaman normal. Kızma kendine. Alt tarafı aynı hayali başka insanlarla kurmuşuzdur ne olacak yani. Sen başkasını sevmişsindir ben seni beklemişimdir. Dünyanın düzeni değil mi bu zaten. Bundan bir anlam çıkarmak zorunda değiliz. 

       Mahçup mahçup bakma bana. Suçun yok. Sen sadece benim seni ne kadar sevdiğimi anlamadın. Ben de başkalarının aşkını anlamadım daha önce. Çok ah almıştım karşına çıkana dek. Hayat dediğin kocaman bir oyun bahçesi. Bir gün sen benim saçımı çektin, ben sana silgimi attım. Bahçede kovaladın diye düştüm. Farzet biz saklambaç oynadık sen ebeydin. Ve ben iyi saklanmıştım. İkimizde çocuktuk. Anlam yüklemenin faydası yok.  

       Şimdi içinden yüze kadar say. Ben saklanmaya gidiyorum yine. Aşk her bedende farklı bir dil değil mi zaten?


9 Mayıs 2013 Perşembe

Beni neden sevmedin?

             


             Sana bakarken gözlerimin rengi yeşile çalardı. Sadece seninleyken elaydım. Saçlarım da sarı hareler olurdu. Kumral olurdum. Parmaklarım zarif bir şekilde tutardı kadehi. Küçük yudumlara mahküm olurdu susuzluğum. Minik peynir parçaları ile bastırırdım aşkına olan açlığımı. Küfelik olurdum ama güzel olurdum yine de.. Uzaklara dalardım. Hüzünlenirdi bakışlarım. Seni görmeye çalışırdım. Dünyanın en güzel gülümsemesi ile bakardım sana. Önceden çalışılmış...

           Beni neden sevmedin. Oysa ben sana bir ömür vermeye gelirdim her seferinde. Elim boş dönerdim. Beni gör diye ne şekillere girdim. Şimdi ne kadar uzağız birbirimizden. Ben bir günahkarım. İnandığım herşeyden vazgeçip sana bağlandım. Kendimden vazgeçtim.

Bir kez olsun elini tutup yürüyebilmek için tüm çocukluğumu verirdim.

13 Kasım 2012 Salı

Kıymalı yumurta Özlem'i




          

          Alışamam zannettiğim ne çok şeye alıştım ben bilemezsin. İnsan acıyla ilk karşılaştığında nasıl çaresiz, nasıl nefessiz kalır bilirim ben. Böyle için kurumuş hissedersin. Sanki seni ayakta tutan tüm hayati sıvıların kaybolup gitmiştir. O kadar susuzsundur ki derinin çekildiğini hissedersin. Bu yüzden nefes alırken ciğerlerine iğneler batar, derin nefesler almaktan korkarsın. Dizlerde ki bağın çözüldüğü andır o an. Yığılacak gibi olursun ama enteresan bir şekilde ayaktasındır. Yürüyor, nefes alıyor, karnını doyuruyor, seni tanımayan insanlardan acını gizliyorsundur. Nasılsın sorusuna hiç yapmadığın kadar içten bir gülümsemeyle iyiyim diyorsundur. İyiyim, yıkıldım ama sen bilme. Ve ben paramparçayım seninle konuşurken. Sen gülümsememe odaklan ve beni anlama! Farketme ne yaşadığımı. Sen sadece alman gereken cevabı al ve sorgulama fazlasını diyorsundur aslında.

       Yıllarca böyle yaşadım. Kimselere kalbimi açmak istedim ben. Dostum olmasın, derdimi kimseye anlatmayayım dedim. Bir daha kıymalı yumurta yemedim. Sen benden gitmek için bana son kez geldiğinde mutfakta pişen kıymalı yumurta kokusunu duyuyorum her yerde. Yiyemiyorum. Sevmiyordum artık...

       Biliyor musun? Yıllarca geri dönmeni bekledim. Annem, ne zaman hüzünlensem seni andığımı bilir. Ah hayaldaşım! Seninle bir kadeh tokuşturmuşluğumuz yok işte. Olmadı bir rakı masasında birlikte bir anımız. Şarkı söylemedik sarhoşluğun etkisiyle. Biz hiç yüzmedik seninle. Ve güneşlenmedik. Sen benim en derin, en gizli yaramsın ve ne yazık ki hep orada kalacaksın. Acın her depreştiğinde bir yazıma konuk olacaksın. Duymayacaksın, görmeyeceksin, okumayacaksın.

Az daha sabretseydin, zaten yıllar bizi yavaş yavaş uzaklaştıracaktı birbirimizden...