Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
2 Eylül 2011 Cuma
Nefes
Nefes alışların hızlanmıştı.
Parmaklarının ucunda atıyordu kalbin.
Parmakların beni keşfediyordu.
Dudaklarıma uzandın.
Aniden kalp atışlarının durduğunu hissettim.
Uzun süre suyun altında nefessiz kalmışsın gibi aniden derin bir soluk aldın.
Dudağın hala dudaklarımın arasındaydı.
Ruhumu çekiyordun içine..
Şikayetçi değildim.
Bu bedende rahat edemiyordum zaten artık.
Ruhumun dudaklarının arasında ki yolcuğuluğunun bitişine değin sessizce bekledim.
Soluk borundan aşağı süzülürken kalbini gördüm.
Ne muhteşemdi.
Yolculuğum bir boşlukta sona erdi.
Güzel bir ezgi yayılıyordu damarlarından.
Ruhum boşlukta yüzüyordu sırt üstü.
Gözlerimi araladım.
Aldığın soluktan memnun gülümsüyordun.
Sağ dudağın hafifçe yukarı kıvrılmıştı.
O an ve ondan sonra ki heran korktum aldığın nefesi vermenden.
Bu yüzden ayıramadım dudaklarımı dudaklarından.
Yabancıya gitmesin diye ruhum..
1 Eylül 2011 Perşembe
Hiçliğin içinde..
Yanyana yürümeyelim diyeydi herşey.
Çünkü yanyana olursak dengeler bozulacaktı.
Tanrı kızacaktı yine yukarılarda biryerlerden.
Kızacaktı herkes.
Mutluluğun resmi çizilmişti çünkü çoktan.
Aşkın tarifi yapılmıştı.
Son tabu yıkılmak üzereydi..
Başarabilseydik eğer dünyaya barış gelecekti..
Barış gelecekti kalbime..
Kimseler bilmedi nasıl sevdik..
Dinlemedi kimsecikler..
Yetim kalmanın ne olduğunu öğrettiler..
Seni alarak benden..
Oysa ana gibiydin, baba gibiydin..
Ekmek gibiydin..
Su gibiydin..
Toprak gibiydin..
Toprak olup gittin..
Kelime oyunlarını bıraktın bana sadece.
Bu eller benim değil..
Bu parmaklar..
Bu sözler..
Sen yazıyorsun biliyorum.
Kandırma kendini..
Beni..
Biz kimiz sevgili demiştin ya günün birinde..
Biz seninle hiç'iz..
Hiçliğin içinde..
29 Haziran 2011 Çarşamba
Kayıp
Kanatları kırılmış sözcüklerimin, yetim kalmış gibiler..
Kimin dna’sı ile ıslanmış amatörce yazılmış cümleler ile dolu peçete kağıtlarım böyle yapış yapış..
Kim onu bu kadar değersiz kıldı..
Kim izin verdi..
Bağır çağır şarkı söylemek zamanıdır..
Şarkılar yarım..
Sözcüklerin vatanı yok..
Ucuz bir pezevengin dilinde pelesenk şiirlerim..
Umutlarım bir tinercinin gözlerinde..
Beyni uyuşmuş yalnızlığımın..
Günün monotonluğunda unutuyorum sözlerimi..
Oysa ağzımı her araladığımda şahane hikayeler duymalı insanlar..
Ben buraya ait değilim..
Bulunduğum beton yığını, parlak merdivenler..
Asansörler.. Aynalar.. Gereksiz yansıtıcılar..
Bana utancımı yansıtıyorlar..
Birileri onların üstlerini örtmeli..
Kelimelerim gibi..
Örtünmeli sözcüklerim..
Yanlış bir hayatta açtım gözlerimi bugün, olmamam gereken bir yerde..
Maaşı iyi diye bir statüm olsun diye şairliğimden vazgeçtiğim yerde, utancımla tutunmaya çalışıyorum hayata..
Tabii hayat beni tutarsa..
26 Haziran 2011 Pazar
Merdiven..
Üzgünüm derken sesi bile titrememişti..
Neden üzgün olduğunun yazılı olduğuna inandığım mektup avuçlarının terini emmişti sanki.. Nemliydi.. Belki rutubetli.. Soramadım ona.. Kelimelerin anlamsız olduğu, soru kalıplarının yetersiz kaldığı anlardan biriydi.. Okuma-yazma bilmemeyi umdum.. Öyle olsun istedim.. Okuyamamak. İstedim.. Meğer bana yıllar geçse bile hiç bitmeyecek bir hüzün armağan ediyormuş.. Bir yazı kabiliyeti.. Farkında değildim.. Azalır sandım acım.. Geçer sandım.. Geçmedi.. Yıllar geçti.. Mektup eskidi.. Nemi kurudu.. Gözyaşlarım ıslattı.. Gözyaşlarım kurudu.. Yağmurlar yağdı üzerine.. Ona söylemediklerim birikti.. Seni çok sevdim.. Sen bir çocuğun sahip olabileceği en müthiş şeydin.. İlk oyunum.. İlk keşiflerim.. İlk aşkım.. İlk yalnızlığım.. İlk terkedilişim.. İlk şiirim.. İlk şarkım.. İlk acım.. İlk sarhoşluğum.. Seni çok özlüyorum..
Gitme diyemedim..Affetmiyorum kendimi.. Bir korkak bir aciz gibi diz çöküp yalvarmalıydım sana.. Gitmemeliydin.. Benimle kalmalıydın.. Mektubun bende hala.. Sen benim yazdıklarımdan kurtuldun zannederim.. Çocukluk giysilerin ile birlikte.. Ben atamadım.. Saklayamadım da.. Koyduğum yeri unuttum diyelim..
Bana bir sinema borcun var bilesin.. Bir de karşılıklı içmek lazım.. Birgün cesaretimi topladığımda belki.. Belki bir 5 sene daha sonra..
*** İsmini söylemeyeceğim kimseye.. Duymayacaklar benden.. Gizli öznesin cümlelerimde.. Her paragraf senle başlar şimdi.. Affetme sakın kendini.. Oyun arkadaşın affedene dek seni.. O ıslığı pencerende yeniden duyana dek.. Yeniden o küçük kız olana dek.. Hoşçakal..
23 Haziran 2011 Perşembe
Ünlem
Yalnızlığın da seni terk edene dek anlamazsın ne olduğunu..
Uykularını bölen uçurum düşüşleri olmadan!
Karanlıkta yeni suretler görmeden..
Felaket senaryoları türetmeden..
Anlamazsın..
İçini yakan susuzluğun başlamadan..
Kapılar üstüne kapanmadan..
Çayının içinde varolmayan şekeri girdaplar oluşturarak eritmeye çalışmadan..
Anlayamazsın..
Birilerinin sana söylemesi gerek..
Duyman gerek..
Görmen gerek..
Bilmek için..
Onun gittiğini..
Sonra da beklemen gerek..
Geçmesini..
Umutsuzca..
Sonra boğazını temizleyip daha az acılı bir şarkı mırıldanmaya başlaman gerek..
Sadece senin duyacağın kadar kısık bir sesle..
Kısık ateşte demlenmen gerek.
Onu unutman için..
12 Haziran 2011 Pazar
Yaz..
Güneşli bir günde kaybetmek seni..
Buzlu bir limonatanın içine akıtmak gibi gözyaşlarını..
Güneşe ve gündüze yakışır mı hiç ayrılık, acı?
Her şeyin daha steril olduğu bu iklime?
Sen hiç güneşli günlerde yazılmış ayrılık şiirleri okudun mu?
Ve hangi mutsuz son gündüze armağan?
Bana gündüzü yasaklayan bu acı neden?
Sorularım var.. Cevabını kimsenin bulamayacağı..
Güneş kadar yakıcı içimde ki..
Uyuyan canavar yanlış zamanda uyandı..
Sen yanlış zamanda gittin..
Ben yanlış zamanda ağladım..
Güneş yanlış zamanda çıktı..
Yaz erken geldi..
Saçmaladı doğa ana bu kez..
Yada eros okunu yanlış zamanda çekti..
Yapış yapış ellerim..
Tenim..
Gözyaşlarım..
Soğuk bir duş alma vaktidir şimdi..
Buzlu sularda yıkanmanın..
Ve nefesini ne kadar uzun süre tutabileceğine dair kendinle inatlaşmanın vaktidir..
Biliyorum..
Yazın kimse ölmek istemez ama..
Ben baharı bekleyemedim..
4 Haziran 2011 Cumartesi
Rastgele..
Hoşçakal Adam..
Gitmek vaktidir şimdi..
Sandalların dalgalarla dans ettiği masalsı bir diyara..
Belki bir deniz fenerinin gölgesinde güneşlenmeye..
Ne farkeder diyorsun değil mi?
Ben yokum gittiğin yerde.
Olsun..
Deniz görsün ayrılığım..
Sancılarımın üzerinde martılar uçsun..
Balıkçılar oltalarına taksın gözyaşlarımı..
Dalgalar mırıldansın çığlıklarımı..
Sanrılarıma yakamoz düşsün!
Sensizliğimin bir tadı olsun..
Gitmek vaktidir şimdi..
Uzatmadan sözü.
Bilirsin bazen, kalsan adam olmayacaktır bu aşktan..
Gitmek vaktidir şimdi..
Yokluğunun üzerine nargile istemenin, tek başına tavla oynamanın, çayını yalnızlığınla bölüşmenin vaktidir..
Şimdi, oltayı sallama vaktidir denize..
Elbet bu umman senin de karnını doyuracak..
Gitmek vaktidir şimdi..
Rastgele Kaptan..
3 Haziran 2011 Cuma
Gizli Özne Adam..
Yabancımsın benim artık..
Yabancılaşmam..
Kendimden uzaklaşmam..
Aynı sözcüğü söyleyip durduğum için kendimden utanmamsın!
Annesine çıplak kadın resimlerine bakarken yakalanmış bir çocuk kadar mahcup ve çaresizim şimdi!
Kulağına gelecek diye ödüm kopuyor!
Korkağım..
Arkasında duramam..
Dolabımda ki canavar yatağımın altında ki hayalet fırlayacak önüme diye ödüm kopuyor..
Korkularım oldun!
Her baktığım yüzde seni görür, her duyduğum seste seni arar oldum.
Filmlerden korkuyorum.. Seni görürüm diye..
Sokağa çıkamıyorum sana rastlarım diye..
Nefes alamıyorum daha çok acır diye..
Biliyorum, bilsen beni üzmezdin!
Sevmezdin de ama..
Ne yapacağını bilemez, uzaklaşırdın belki..
Kırmazdın beni, görmezdin çünkü..
İçimde ki bu şey!
Adını bulamadığım ; belki defalarca yaşadığım hiçbir kelimede anlamlandıramadığım, korkularım, acılarım,yalnızlığım,yalınlığım,yabanlığım,kadınlığım,geç kalmışlığım..
Sonsuzluğa olan inancım..
Şimdi bir kültablası gibi kokmuş ve kirli..
İyiki ona bir isim vermemişim!
Etiketler:
adam,
gizli,
kadın kirli,
kokmuş,
kültablası,
özne.,
sözcük,
yalnızlık,
yanılgı
29 Mayıs 2011 Pazar
Sonuç... (gelişme yok)
Kaybettim!
Milyonuncu kez.. Tamam belki milyon olmadı ama kaybettim. Sayamayacağım şimdi. Lanet olsun ki kaybettim. Onu kaybettim..
Geç mi kaldım? Yanlış zamanda mı girdim sahneye? Yanlış tiratı mı söyledim? Yanlış banka mı oturdum? Yanlış otobüse mi bindim ? Yanlış yerde mi indim?
_Bilmiyorum.
Biri varmış benim bilmediğim, belki duymadığım.. Duyduğumu hatırlamadığım! Onun hayatında biri varmış. Ona gelecek birisi.. Onun olmak için gelen birisi.. Onun dokunuşlarına maruz kalacak biri..
Onu özlemek yasak şimdi. Onu düşünmek yasak. Ona başka bir gözle bakmam gerek! Arkadaşmışız gibi.. Yarı umursamaz, yarı samimi.. Herşeyin yarım yamalak olduğu bir role bürünmeliyim. Oysa ona doğru uçuşan umut taneleri beslerken ne kadar da tamdım. O yoktu ama ben tamdım. Şimdi bir sürü yeni film bulmalıyım, izlemediğim.. Bir sürü yeni video izlemeliyim. Bir sürü şarkı dinlemeliyim. Yeni mektup arkadaşları bulmalıyım. Yemek yapmalıyım daha çok. Saçlarımı biraz daha kısa kestirmeliyim. Belki yeni bir yer keşfetmeliyim aşina olacağım.. Onun kalın kaşlarının altında küçülen o minik gözlerini unutmalıyım. Kollarını birbirine dolayıp da dudaklarını düz bir çizgi haline getiren gülümseyişini.. Unutmalıyım..
Bu sefer çok hızlı oldu. Daha ilk bakışmanın ilk göz göze gelmenin sarhoşluğunu atamadan üstümden! Şimdi onu bırakmalıyım kendi haline.. Kendime gelmeliyim. Ona başkası gidecek çünkü.. Fal bakmıştım ona, biri gelecek sana ama olmayacak demiştim. Kendi söylediğime mi inanmalıyım? Ben mi belirledim onun gelişini?
Tanrı’m! Önce dönme dolaba binmeme izin veriyorsun. Sonra en güzel yerinde iken benim uyanmama sebep oluyorsun! Nerde hata yaptığımı bir söylesen, bir konuşsan benimle.. İşaretlerle anlaşamadığımız belli..
27 Mayıs 2011 Cuma
El değmemiş çerez kasesi..
Aynı kelimeyi defalarca yazma isteğine engel olamadığım bir saçmalık halindeyim. Bildiğim tek dilde, tüm yazım tekniklerini kullanarak onun adını yazmak istiyorum. Birileri beni durdurmalı.
Seni özlüyorum.
Doğru sözcükler neydi acaba?
Hangi sözle başlamalıydım konuşmaya?
Merhaba? Yoo olmaz bu çok sıradan..
Selam.. Olmaz!
......
Saçmalıyorum. Direk söze başlasam;
Seni tam 6 gün 18 saat 14 dakika 53 saniyedir görmüyorum. Korkutucu ama gerçek.. Seni son gördüğümden bu yana grip oldum. Kendime acıdım. Kendimle kavga ettim.. Hayatın anlamını sorguladım. Mutluluğun resmini çizemedim. Nefes almakta zorlandım. Bi kaç sayfa gazete okudum. Ülkede önemli şeyler de oldu. Bomba patladı Etiler’de.. Birkaç insan yaralandı. İzlanda da ki bilmem ne yanardağı 190 yıl sonra faaliyete geçti. Fenerbahçe şampiyon oldu. Sırp kasabı yakalandı. Amerika’da hortum oldu. 6 film 41 video saçma sapan bir sürü kadın programı izledim. Yaklaşık 80 küsür şarkı dinleyip her birinde seni hatırlattım kendime.. Annemin çiçeklerini suladım. Camın kenarına oturan bir karga ile birbirimizi inceledik.. Onun evcil hayvanım olmasını istedim. Elimi kestim domates rendelerken. Yemeğe tuz yerine şeker attım.. Kocamı seveceğime dair tuhaf bir sohbet yaptı yemeğimi tadanlar.. Ben sustum. Şimdi burdayım. Beni henüz görmedin. Bara yaslanmış sipariş alıyorsun.. Ben merdivenlerden yavaşça çıkıyorum tek başıma. En kuytu masaya yerleşiyorum. Nasılsa benim geldiğimi haber verecekler sana. Nasılsa beni göreceksin. Gülümseyeceğim sana.. Bir bira getireceksin bana. Sonra içinde antep fıstığı bol olan bir kase el değmemiş çerez getireceksin. Bende içimden konuşacağım seninle; filmlerde ki gibi.. Sen duymayacaksın.. Boşalan bardağa gidecek gözlerin.. Tazeleyeyim mi diyeceksin.. Evet diyeceğim.. Uzun zamandır neden olmadığımı soracaksın. Yoğundum diyeceğim sadece.. Sen beni özle diye çırpındım da diyemeyeceğim.. İçimden konuşacağım sadece..
Kadın; Aaa duyuyor musun?
Adam; Neyi?
Kadın; Zaz çalıyor.. Çok severim ben bu şarkıyı…
Adam; Bende..
Kadın; …. (Bu iyi bir başlangıç olsa gerek..)
Adam; Bir daha bu kadar uzun süre kaybolma ortalıktan olur mu?
Kadın; (Yupppiiii sevinç çığlıkları) Tamam..
Adam; Bir bira daha ?
Kadın; Olur:)(beni özlemiş:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








