Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
cesaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cesaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2016 Cumartesi

Mutlu uykular



Yol kenarında ki kafede bol trafik gürültüsünü duymamak için olsa gerek, kulaklığını biraz daha bastırdı kulağına... Hikaye basitti. 1 saati vardı farklı biryerde olabilmek için. Basmakalıp sıkıcı iş hayatından kaçabilmek için... Kahvesini avucunun içine alıp gözlerini yumdu... İnsanları veya ağaçları değil, en sevdiğini 'gökyüzünü' izledi... Azalıyordu. Gittikçe daha hızlı vazgeçiyordu olmak istediğinden... Akıp gidiyordu hayat ve o durdurmak istemiyordu. İçinde bastıramadığı o garip, reankarnasyon inancı ile... Dünyadan vazgeçiyordu başka bir dünyaya geçebilmek için...

İntihara meyilli değildi her zaman. Ama sade bir kahve, ikiye on kala'nın o en sevdiği şarkısı, düyaya duyduğu güvenin sarsılması ve mevsimin yaza denk gelmesi onun suçu değildi... Kaçamıyordu. Çocukluğundan beri içinde bulunduğu ait olamama hissi onu ele geçirmişti. Başını hiç kıpırdatmıyordu. Şiirsel bir görüntü vardı.. Ayaklarını uzattığı karşısında ki koltuğun dibinde uyuyan devasa köpek, hafif rüzgar, elinin yana düşüşü, yazdığı kısacık mektuba kahvesinin dökülüşü, bir kedinin güneşte gerinerek uyanması, onun bir daha asla uyanmayacak olması... 

Gözünün önünden geçen hayat mı güzeldi yoksa ruhu yeni hayatına doğru yola mı çıktı da böyle gülümsedi bilmiyorum. Ama rahatlamıştı. Onun öldüğünü bile bile kıpırdayamadım. Cesaretine hayran kalıp, kaskatı kesilmiştim. Kulaklığının teki düştü. Gidip kulağına geri takmak istedim. Şarkıyı başa almak... Yolculuğunda istediği herşeyin tam olmasını isterdim. ama en küçük bir kıpırtıda herkes onu farkederdi... Sustum, gitmesine izin verdim... Bir süre sonra garson, sonra diğer insanlar farketti onu... Ölmek için kendisini sokak lambasına asan Nerval gibi... Çoğu insan onu düşününce ürperecekti korkuyla... Ben ise onu hep büyük bir saygıyla anacaktım.. 

Ölmek kolay, güzel ölmek yani ölümü güzel hale getirmek zor olan... 

Notunda ne yazdığına hiç bakmadım. Dünyevi bir yazı kalbimi kırardı... Şiirselliğini bozmaktan korktum... O sadece gitmeyi seçmişti... Ve gitti...

Mutlu uykular...


27 Şubat 2016 Cumartesi

Ve Tanrı kadını yarattı, ama onu kimse korumadı...







Kadınların varlık sebebidir ağlamak! Tercih değil. Kadın olmanın sorumluluklarından biridir gözyaşı dökmek... 
Ve Tanrı kadını yarattı… Erkeğin kaburgasından… Göğüs hizasında sevilsin diye… 
Eşit olsun diye, korunsun diye… 
Buna inanma cüretini gösterenleriniz varsa hala, umarım Tanrı denildiği gibi kadınların gözyaşlarını sayıyordur… 
Zira bu dünyada çözülmeyenlerin diğer dünyada çözülme umudu bir kadını ayakta tutan. 
Bizim bizden, bizim Tanrı’nın adaletinden başka sığınağımız yok…

Bazı adamlar sokakta bira içerken gazeteye sararlar… Bira olduğunu bilmiyormuş gibi yaparız bizde… Oyunlarına uyarız.  O gazeteler kadın cinayetleri ile doludur… O adamlar, biralarını sardıkları gibi gazeteye, günün birinde kadınların cesetlerinin üzerini de sararlar başka cinayet haberleri ile… Aslında acınası olan ölü bir kadının cesedinin üzerine magazin sayfasının denk gelmesi değildir. Asıl trajik olan, o kadının birkaç gün önce bir başka ölü kadına üzülmesidir! Biz, bizi öldüreceklerini bile bile güveniriz bazılarına… Minibüs şoförüne, eski sevgilimize, dayımızın oğluna, babamıza, her gün gördüğümüz öğretmenimize… 

Ölümsüz olduğuna inanır tüm insanlar… Kötü şeyler başkalarının başına gelir. Cesaretimiz ile övünürüz… Dar sokaklardan geçmekten, karanlıkta arkamızda bir ayak sesi duymaktan, minibüste son yolcu olmaktan, biraz kısa eteğimize bakan zihniyeti çirkin insanlardan korkarız… Cesaretimizden duvarlar örer ardında korkudan titreriz… Güvenmeyi seçeriz yinede insanlara, kendimiz gibi biliriz herkesi… Ama aslında evrilemedi insanoğlu… Hayvanlığı atamadık içimizden… Sinmekten, sindirilmekten yorgun düştük… 

Ben şanlısıyım. Ailem var, arkadaşlarım, aklım, gücüm… Ve çantamda biber gazım, yatağımın kenarında bıçağım… Benim ellerim var, ayaklarım… Koşarım… Kaçarım… Bana bir şey yapamazlar!
Aynı cümleleri söyleyen bir sürü kadının mezarı içimizde… 

Ölüyoruz, mütemadiyen... Sevilmek yerine, çiçekler dikmek, yeni kurabiye tarifleri öğrenmek, bir sonra ki baharı görmek, kışlıkları kaldırmak yerine ölüyoruz... Öldürülüyoruz ve kimse bizi önemsemiyor... Bizden başka...

Ölen tüm kadınlarıma...

Sonsuz özürlerimle...

4 Mart 2013 Pazartesi

Sevmek en zorudur yaşam biçimlerinin.

       


           Geçecek diyorlar. Her acı geçermiş. Oysa ben senin acının derinlere gömüleceğini ve zaman zaman mezarından çıkıp beni korkutacağını o kadar iyi biliyorum ki. Sen başka bir kadını sevdiğini söyledin gözlerimin içine gözlerini dikip. Derin sayılabilecek bir nefes alıp, yüzüne boş bir ifade takıp onu sevdiğini söyledin. Oysa ben sana gelmiştim. Onca yıl sonra cesaretimi ceketimin cebine sığdırıp, sana gelmiştim. Biliyorum çok geç kalır bazen insanlar. 

              Ama sen de bilmelisin ki sevmek en zorudur yaşam biçimlerinin...

        İçimde titreyen bir yer var. Elimde olsa sarıp sarmalayacağım hala sakladığım bebeklik battaniyeme... Elimden gelse üşümesin diye soba kuracağım içime. Bulsam nerenin sızladığını... O kadar yabancı ki. Hiç böyle olmamıştı. Şimdi karşıma geçiyor insanlar sırayla. Geçecek diyorlar sürekli. Geçecek... Bitecek... Unutacaksın...

         Bitmeyecek diyorum, karamsar diyorlar bana. Oysa karamsarlık değil bu, bilinçli bir önsezi. Hani yumurta haşlarken piştiğini anlaman gibi zamanla. Ya da yıldızlı bir gecenin sabahında havanın güzel olacağını bilmek gibi. Yağmurdan sonra bazı insanlara gökkuşağının görüneceğini bilmek gibi. Bu çalışmadığın bir dersten kalacağını, evrim teorisini ne kadar uğraşsalarda çürütemeyeceğini, Tanrı'yı hiçbir zaman göremeyeceğini anlamak gibi...

         Söyle bana sen şimdi. Hayatım boyunca kimseye onu sevdiğimi söylememiştim. Gözlerine bakıp sana, senin mutlu olmanı herşeyden çok isterim derken seni sevdiğimi söylüyordum aslında. Çünkü sen mutlu olmalıydın. Bazı insanlar hayata mutlu olmak için gelir. Bazıları ise onların  mutlu olmasını dilemek için... 

            Sana geç kaldığımı bilmek her yere vaktinden önce gitmemi sağlayacak artık..

Hoşçakal Komik Adam...