Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
gökkuşağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gökkuşağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2015 Cuma

Ben hep aşık kalacağım, sen hep huzursuz...




Ben hep sana aşık kalacağım. Hep sadık! Mümkün değil diyorsun biliyorum. Kalbimin bir yanı yokmuş gibi devam edeceğim hayata. Hayatıma giren herkes o kadar sevebiliyormuşum sanacak. O kadar mutlu olabilirmişim gibi. Daha fazlasına kalbim yetmez sanacaklar. Midemi küçültmek için kelepçe takmışım gibi kalbimi küçülteceğim. Sınırımı yalnızca ben bileceğim. 

Seni kimse sevemeyecek benim gibi mesela... Sende bunu bileceksin. Hep bir eksik olacak, için. Sebebini hatırlamayacaksın belki. Ama eksik kalacaksın. Giderken helal ettiğim haklarımın yanında gizlice ruhunu çaldım ben. Artık yalnızca bana ait bir yanın. İstesende kimseye ait olamayacaksın tamamen. Benden aldıklarının yanında bu hiç! İnan. 

En karanlık kabusunun ortasında uyanamadığını düşün, bildiğin tüm dualarla bildiğin tek Tanrı'ya  yalvardığını... Ve onun seni kendinle başbaşa bıraktığını düşün. Kan ter içinde yatağında gözünü açtığında yaşadığın o anlık huzur. Bir kaç saniye ama dünyaya bedel. İşte ben o huzur olmanın hayalindeydim. Sen artık gözünü açtığında yalnızca karanlığı göreceksin. İnce uzun parmakların lambanın düğmesine gidecek. Korktuğun için kendinden utanarak ışığı açıp karabasanlarını kovacaksın. Sonra yeniden uyuyacaksın ama tedirgin. Ben düğmeyi açmadan karanlığa gözlerimi alıştırıyorum. Karanlığı sevmeyi öğrendim. İşte huzur korkmamakmış. 

Neden bunları anlattığımı soruyorsun biliyorum. Aklından onlarca düşünce geçiyor. Savaşmamak veya vazgeçmek! Senin bana benim hayata yakıştıramadığım diğer herşeyle birlikte karanlığımı kucaklamadan yazmak istedim. Huzurlu uykular uyuma istiyorum. Uyuyama! Benim karanlık sessizliklerim sana da bulaşsın istiyorum. Huzursuzluğun ne olduğunu bil ve ondan kurtulmanın çaresi olmasın! 

Benim içime gün be gün işleyen ve gökkuşağının tek bir rengini dahi barındırmayan o korkunç resmi gör istedim.

Huzursuz geceler artık sevmek istemediğim...


16 Mart 2014 Pazar

Ben Öz! Duygularını hunharca yaşayan bir kadınım...






Ben yüreği ağzında bir kadınım. Az biraz korkak, delice cesur, epey fevri, çokça kırılgan, biraz çatlak, bazı zamanlar komik, bazen sessiz, çoğunlukla konuşkan, bir tutam kinci ama her daim affedici...

Ben yerinde duramayan bir kadınım. Sevdim mi koşmak isterim. Bir yere varma derdi olmaksızın, amaçsızca koşmak isterim. Sonra aniden durmak! Ve yeniden koşmak...

Ben duyguları sınır çizgilerinde volta atan bir kadınım. Elime iğne de batsa, aşık olduğum adam beni yarı yolda da bıraksa aynı kırgınlıkla ağlarım. Hiç susmayacak gibi... Sonra bir anda güneş çıktı diye deli gibi kahkahalara boğulabilirim.Gökkuşağını da severim, yakamozu da...

Azım yoktur benim çokça yaşarım!
 
Ben yorgun bir kadınım. 27'sine sayılı günler kalmış ama 7 yaşının muzurluğunu üzerinden hiç atmamış bir kadınım.

Ben aşk kadınıyım. Dostlarımın tabiriyle... Aşkı yazmak için buralardayım. Size sadece göz kırpmak istedim...










19 Ocak 2014 Pazar

Gökkuşağı'na verilmiş sözüm var..!






Hızla gelen bir arabanın farına bakarken anlarsın en çok, neden yaşamak istediğini. Yaşam çoğu zorluğa rağmen, gülümseyebilmektir. İnattır. Mücadeledir. Koşturmacadır. Yorulmaktır. Acıdır. Zaman zaman karmaşıktır…
Bazen ise güzeldir. Umut doludur. İnançtır. Geriye dönüp baktığında biriktirdiğin anılardır. Sevdiklerindir. Sana zarar vermeyenlerdir.
Yaşam, bazı zamanlarda babanın 26 yaşında ki prensesi olabilmektir. Adını söylemeyi beceremediğin bir kahveyi sevmektir.  Zaman zaman yolda mendil satan bir çocuğun gözleridir…

Senin dertlerin vardır, çözülmeyeceğine inandığın. Dünyanın tüm yükünü, insanlığın en büyük acısını çektiğini düşünürsün. Yalnız kalmışsındır. Hiçbir hayalin gerçek olmamıştır. Adaletin olmadığına inanmaktasındır. Ve Tanrı’nın seni duymadığına…

Kim bilir belki de ölmeyi düşünüyorsundur. Ölümün soğukluğunu. Ne hissedeceğini. Gözünde kendi cenazeni canlandırıyorsundur boş zamanlarında belki. Geride kalanların gözyaşlarını hayal ediyorsundur. Kimlerin gerçekten üzülüp, kimlerin boş boş bakacağını hesaplıyorsundur. 

Herkes hayatında en az bir kez ölmeyi dilemiştir Tanrı’dan. Sende istemişsindir. Bende istemişimdir.  

Ne var biliyor musun? Bazen dünyanın tüm koşuşturması beni yorsa da güzel bir kahve alıyorum, adını söylemeyi yeni öğrendiğim… Sonra durup insanları izliyorum. Ne kadar hızlı olduklarını ve hep bir yerlere yetişme telaşında olduklarını görüyorum. Gözlerimi kapatıp seslerini dinliyorum. Yavaş aktığı için bol korna sesleri yükselen trafiği, yakınında isem denizi, değilsem gökyüzünü, bazen çocuğunu susturamadığı için mahcup bir annenin dudaklarından dökülen yakarışları, bazen simitçileri… Evet, onları da dinliyorum. Şair doğru demiş biliyor musun? Gözlerin kapalıyken güzeldir İstanbul. Aslında hayal etmeyi bildiğin sürece her şehirde deniz vardır, üzülme. 

Çok canım sıkıldıysa ve eğer yetmiyorsa dinlemek şehrimi, umutsuzluğumdan yükselen sesi bastıramıyorsa o çok sevdiğim sokak müzisyenlerim… Bu kez ilk kez gökkuşağını gördüğüm o gizli anıma gidiyorum.  Kimsenin bilmediği anıma… 22 Mayıs 2005’e gidiyorum. Yağmurun griliği arasında parlayan renkli çizgilere bakıyorum. İlk görüşüm. Birileri ile paylaşmak istiyorum ama o kadar güzel ki ayıramıyorum gözlerimi…

O gün karar veriyorum. Gökkuşağı vazgeçene dek bende vazgeçmeyeceğim yaşamdan. Sen de vazgeçme. 

Hiçbir duygu yaşamın içinde kaybolabilmekten daha güzel değildir, emin ol…



Blogum Dergisi /  Mart 2013 

                                                                                                                      Özlem Çelik
 

24 Mart 2013 Pazar

Geleceğe bir adım at!!!

     



        Bazıları savaşmak istemez. Yenilgiyi baştan kabullenmişlerdir. Ne yapsan kar etmez artık. Bırakman gereken yeri bilmelisin. Yoluna devam edeceğin yeri... Hayat gerçekten kısa çünkü. Yürümeye başla... Geriye bakma şimdi. Geçmişin seni kovalıyor, biliyorum. Bir sürü hata bir sürü saçma sapan şey yaşadın. Çok canını acıttılar. Sana verdikleri zararın farkına bile varmadılar hiç.             
          Şimdi unut hepsini. Affet. Elbet sende mutlu olacaksın. Nasıl, nerede veya kimle bilmiyorum. Ama mutlu olmak zorundasın. Çünkü herkes mutlu olur. Senin de illa yoluna devam etmeni sağlayacak birşeylerin vardır. Bir şarkı belki, ya da hiç gitmediğin bir ülkenin hiç görmediğin bir yerine ait bir fotoğraf. Geleceğe dair bir şeyler illa bulacaksın. İnanmanı sağlayacak. Yeni bir kağıt falı öğrenebilirsin. Ya da kolay bir ilizyon. Bir el çabukluğu. Bir bozuk parayı birinin kulağının arkasından çıkarmak gibi mesela. Ya da bir kozalak bulursun. suya girince kapanıp kurudukça açılan. Mucizesine bakakalırsın.

          Belki kiraz kokan bir mum alırsın günün birinde. Belki yeni bir yazar keşfedersin. Yeni bir film çekerler ve sen çok beğenirsin. Kendinle paylaşırsın. İlla birileri olmak zorunda değil ya. Belki bir şarkı ezberlersin ve içtiğin günler daha bir güzel söylersin. Belki gökkuşağını bir daha görürsün...

         Şimdi yürümeye devam et. Geleceğe bir adım at. 

            

4 Mart 2013 Pazartesi

Sevmek en zorudur yaşam biçimlerinin.

       


           Geçecek diyorlar. Her acı geçermiş. Oysa ben senin acının derinlere gömüleceğini ve zaman zaman mezarından çıkıp beni korkutacağını o kadar iyi biliyorum ki. Sen başka bir kadını sevdiğini söyledin gözlerimin içine gözlerini dikip. Derin sayılabilecek bir nefes alıp, yüzüne boş bir ifade takıp onu sevdiğini söyledin. Oysa ben sana gelmiştim. Onca yıl sonra cesaretimi ceketimin cebine sığdırıp, sana gelmiştim. Biliyorum çok geç kalır bazen insanlar. 

              Ama sen de bilmelisin ki sevmek en zorudur yaşam biçimlerinin...

        İçimde titreyen bir yer var. Elimde olsa sarıp sarmalayacağım hala sakladığım bebeklik battaniyeme... Elimden gelse üşümesin diye soba kuracağım içime. Bulsam nerenin sızladığını... O kadar yabancı ki. Hiç böyle olmamıştı. Şimdi karşıma geçiyor insanlar sırayla. Geçecek diyorlar sürekli. Geçecek... Bitecek... Unutacaksın...

         Bitmeyecek diyorum, karamsar diyorlar bana. Oysa karamsarlık değil bu, bilinçli bir önsezi. Hani yumurta haşlarken piştiğini anlaman gibi zamanla. Ya da yıldızlı bir gecenin sabahında havanın güzel olacağını bilmek gibi. Yağmurdan sonra bazı insanlara gökkuşağının görüneceğini bilmek gibi. Bu çalışmadığın bir dersten kalacağını, evrim teorisini ne kadar uğraşsalarda çürütemeyeceğini, Tanrı'yı hiçbir zaman göremeyeceğini anlamak gibi...

         Söyle bana sen şimdi. Hayatım boyunca kimseye onu sevdiğimi söylememiştim. Gözlerine bakıp sana, senin mutlu olmanı herşeyden çok isterim derken seni sevdiğimi söylüyordum aslında. Çünkü sen mutlu olmalıydın. Bazı insanlar hayata mutlu olmak için gelir. Bazıları ise onların  mutlu olmasını dilemek için... 

            Sana geç kaldığımı bilmek her yere vaktinden önce gitmemi sağlayacak artık..

Hoşçakal Komik Adam...

     

13 Ocak 2013 Pazar

Yaşasın İnsanlık







Kötü bir dünya burası… İnsanların soğuktan donarak öldüğü, karşıdan karşıya geçen çocuklara arabaların çarptığı, insanların birbirini aldattığı, yalanlar söylediği, saklandıkları, bulunmak istemedikleri, her güne yeni bir maske ile başladıkları çirkin bir dünya. Benim umudumu kaybetmemek için bebeklik battaniyeme sarılıp uyuduğum ve her sabah gözlerimi açtığımda yeni yalanlar yeni savaşlar duyduğum dünya. Küçücük dertlerimi içime attığım insanlığın her gün bir kez daha yenildiği dünya.
Oysa sadece gülümsemek ile değiştirebilsem evreni. Bu kirlenmişliği, bu yılgınlığı, bu sığlığı delip geçebilsem… İnsanlığa umut verebilsem… Hayal etmeyi öğretebilsem… Yağmurdan sonra gökkuşağını görmek için sokağa çıkarabilsem onları. Penguenlerin olduğu komik bir animasyon izletebilsem çocuklara… İnatlaşmayı öğretebilsem.  Paylaşmayı, tokgözlü olmayı, umudu…
Tüm dünyanın yükü omuzumda gibi. Bu gece bir ölüm haberi daha verdi haber kanalları. Ben ise telefonuma mail kurmak ile uğraştım… Kirlenmiş insanlığıma bir methiyedir yazdıklarım…
Bu gece onarılamayacak bir acı doğdu bir annenin göğsünde. Ve ben yarın sabah beş dakika daha uyumak için babamın hazırladığı kahvaltıyı es geçeceğim. Hava soğuk diye söylenip, süslü kıyafetlerimi giyip bir fincan kahveye 10 TL vereceğim çocuklar dünyanın diğer tarafında açlıktan ölürken.  Beğenmeyip yarısında bırakacağım.  Akşam olduğunda içim sızlayarak haberleri izleyeceğim. Üzüleceğim herkes kadar. Yazacağım yine ve okuyacak birileri. Hak vererek veya yadırgayarak….
Ben sigaramdan derin nefesler alarak sıcak evimde uzanırken, bazıları insanlığım ile ilgili güzel sözler söyleyecek! Ben utanamayacağım…

29 Kasım 2009 Pazar

Döküntüler




Nefes alamıyorum..
Kalp atışlarım hızlandı..
Ne oluyor?
Hayır..
Seni düşünmüyorum..
Bu şarkıyı 23. kez dinliyorum ne anlatıyor bilmiyorum..
Bir tek melodisi seni hissettiriyor bana..
Aklıma seni düşürüyor..
Yooo, olmaz..
Kulaklarım uğulduyor..
Midemden başlayan kıvılcımlar dudaklarımı zorluyor..
Sanki ağzımı aralasam kıvılcımlar çıkacak..
Bir başkasının nefesi ile sönmemeli bu ateş..
Bu yangın.. seni yanımda hissediyorum..
Burda mısın?
Sanki arkamdan sarılacaksın şimdi.
Nefesin boynumda saçlarımın arasında fütursuzca dolaşacak..
Dudaklarımdan içeri süzülecek..
Göğsünde uyuduğum ilk erkek..
Sendin..
Nerdesin?
Kimlesin?
Seni özlüyorum..
Hayır özlememeliyim!
Sen yoksun.. bitti işte..
Seni attım kayıp ruhlar mezarlığıma.
Gittin..
Yoksun..
Hayır burdasın..
Soluğunu hissediyorum..
Hadi uyuyalım diyorsun..
Geçti..
Geçmedi ki..
Hiç geçmeyecek gibi..
Tenim alev alev yanıyor..
Aşk mı ? Tutku mu?
Hayır şarkı bitmesin 24 oldu..
Hala bıkmadım.. Senden de bıkmadım..
Gitmeni seni bırakmayı istemedim..
Neden gittik birbirimizden..
Sigaram bitmiş küllükte..
Sen ne kızardın sigarama..
Seninleyken ciğerlerim temiz, kalbim kirliydi..
Şimdi tam tersi..
Ama ben seni hala özlüyorum..
Tenimde ki yanma geçti.
Sigaramı söndürdüm.
Uyumalıyım.
Uyumalı düşlerim..
Uyumalıyız sevgilim..
Uyumalıyız ki geçsin.. Bu inat bitmeyecek belli..
Yaşayamadık o güzellikleri..
Gökkuşağını göremedik seninle..
Ya da gördüğümüzü fark etmedik..
Neyse ben susmalıyım artık..
Yoksa sana koşacağım deli divane..
Kızgınım. kırgınım. unutmalıyım.

Sen yoksun. bitti. bitti. bitti. bitti. bitti. bitti. bit...