Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
geçmiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
geçmiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2016 Pazar

Serzeniş.




Çok acıklı bir şey farkettim. Ben yoluma devam edememişim meğer... Başaramamışım... Herşey iyi gidiyor sanırken, kedime sarılıp ağlarken buldum kendimi... Telefonuma fotoğrafını ne zaman kaydettim bilmiyorum. Veya o şiiri beni düşünüp mü yazdın? Üstüme alındım. Sirkeci'den geçmek için yolumu uzatarak, her zaman beni beklediğin o kaldırım kenarını çiğneyerek geçerek, o çirkin konuşmayı yaptığımız ara sokak kafesine inatla gidip oturarak birşeyleri kendime kanıtlarım sandım. Acıtmıyor sandım. Beraber olduğumuz sürenin neredeyse 4 katından fazladır ayrıyız. Ve ben iyileştiğimi sanıyordum düne kadar... 

Neden yalnızsın dedi, yeni edindiğim bir arkadaşım. Öyle istediğim için dedim. Yalandı. Belki az da olsa doğruluk payı olabilir ama çoğunluğu yalandı. Senin beni mahkum ettiğin tedirginliği, canımın hala acıyor olmasını, inançsızlığımı, iyileşemediğimi söyleyemedim. Yanlış adama yatırım yaptı kalbim, yanlış bir hikayede başrol oldum kısa bir süre, sonra perde kapandı, dedim. Ve bende yalnızlığımın tuhaf konforunda huzurluyum dedim. Yalan! Huzurlu değilim. Kalbimde kaynayan çaydanlık beni huzursuz ediyor. İnsanlarla tanıştırılmaya çalışmam! Mütemadiyen hayatıma sokulmak istenilen "doğru" insanlar... Beni huzursuz ediyorlar... Ben iyileşmeden henüz, bir başkasına nasıl merhem olabilirim ki... Yapamıyorum. ve bunun sebebi, senin lanetin. Evet... Bu lanet. Bu yarım kalmışlık hissi baş edilir gibi değil. 

Mutlu ol demiştim sana, Allah ayağını taşa değdirmesin. Hala öyle düşünüyorum. Umarım bir daha yolum seninle hiçbir şekilde, hiçbir evrende, varsa sonra ki hayatlarda kesişmesin. Silinsin geçmişim... Sen benim en büyük pişmanlığımsın...

Keşke hiç olmasaydın...

21 Aralık 2014 Pazar

Perde




Biz yokuz artık. Başkaları var. Şarkımızı şarkısı sanan. Kayan yıldızlarda aynı dileği dileyen... Kendilerini sonsuz zannedenlerder var.  Şehrimizi kendi şehri zanneden, bizim yolunu ezbere bildiğimiz yolları yeni keşfedenler var. Bizim karnını çoktan doyurduğumuz martılarımıza simit atanlar var. Ağaçkakan görme umuduyla ağaçlara bakarken birbirlerini unutanlar var. İyi geceler demeden uyuyamayanlar...

Kısacası, sen ve ben bir zamanlar neysek, ne olma ümidindeysek şuan öyle olanlar var... Yenilmez hissediyorlar kendilerini. Oysa o kadar kolay ki yenilmek. Bir anlık gaflet! Bir anlık boşluk! Bir anlık heves! Bir hata... Kocaman, devasa bir hata anı... Yaparken farketmediğin. Domino taşlarının üstüste yığılıp kelebek etkisi yarattığı bir hata... Senden vazgeçmemi sağlayacak tek bir hata. Yapmaman gereken tek şey... Senden istediğim tek şey...

Nasıl bu kadar aptal olabildin! Nasıl... Bu kadar sersem, bu kadar ahmak, bu kadar vurdumduymaz olabildin. Ne zaman bana verdiğin sözlerden vazgeçtin. Benden ne zaman vazgeçtin!

Aptal! Umudu kirletmek ancak senin gibi bir aptalın yapacağı birşeydi... Bravo sana... 

........................Ve perde kapanır.................


26 Mart 2013 Salı

Mutlu Olmalısın...




       Yağmuru duyuyorum. Pencereme çarpıyor. Bu kadar hüzünlü olmak zorunda değil dünya. Ben bu kadar acı çekmek zorunda değilim. Yeni başlangıçlarım olsun istiyorum. Çabalıyorumda. İnan bana. Daha az sigara içiyorum. Pek karıştırmıyorum eskileri ne zamandır. Güzel resimler asıyorum duvarlarıma. Çiçekler kurutuyorum. İnadına renkli giyiniyorum. Daha çok insanla tanışıp, daha çok hayat paylaşmaya çalışıyorum. 

       Yaşam bu ya inanmak zorundaymışım gibi geliyor. Her sabah aynanın karşısında dikilip tam bir dakika boyunca kendimi kandırıyorum; "Mutlu olacaksın" diyorum kendime. Mutlu olmak zorundasın. Mutlu olmalısın. Mutlu ol! 

    Biliyorum hayat o kadar kısa ki. Gözümü yeniden açtığımda bitmiş olacak ve hayıflanacağım geçmişime.. Çokça da kızacağım kendime. Ama yağmur yağıyor ya böyle hüzünlü, gözlerim dalıyor belirsizliğe... Anılar geliyor gözlerimin önüne. Keşke diyorum biri çıksa, çıksa da beni kurtarsa bu yalnızlıktan. Hüzünlerimi alıp yerine mutluluklar koysa. Gülsek beraber. Yeni anılarımız olsa mesela. Yağmur yağınca hüzünlenmesek. Komik bir ikili olsak. Çünkü hüzünlü olmak çok yordu beni. 

     Biliyorum bir yerlerde beni gülümsetmek için bekliyorsun. İnanıyorum. Yoksa yaşayamam. Ama biliyor musun acele etmen gerek. Çünkü inancım yağmurda eriyor artık yavaş yavaş. Çık gel neredeysen yabancı'm...

24 Mart 2013 Pazar

Geleceğe bir adım at!!!

     



        Bazıları savaşmak istemez. Yenilgiyi baştan kabullenmişlerdir. Ne yapsan kar etmez artık. Bırakman gereken yeri bilmelisin. Yoluna devam edeceğin yeri... Hayat gerçekten kısa çünkü. Yürümeye başla... Geriye bakma şimdi. Geçmişin seni kovalıyor, biliyorum. Bir sürü hata bir sürü saçma sapan şey yaşadın. Çok canını acıttılar. Sana verdikleri zararın farkına bile varmadılar hiç.             
          Şimdi unut hepsini. Affet. Elbet sende mutlu olacaksın. Nasıl, nerede veya kimle bilmiyorum. Ama mutlu olmak zorundasın. Çünkü herkes mutlu olur. Senin de illa yoluna devam etmeni sağlayacak birşeylerin vardır. Bir şarkı belki, ya da hiç gitmediğin bir ülkenin hiç görmediğin bir yerine ait bir fotoğraf. Geleceğe dair bir şeyler illa bulacaksın. İnanmanı sağlayacak. Yeni bir kağıt falı öğrenebilirsin. Ya da kolay bir ilizyon. Bir el çabukluğu. Bir bozuk parayı birinin kulağının arkasından çıkarmak gibi mesela. Ya da bir kozalak bulursun. suya girince kapanıp kurudukça açılan. Mucizesine bakakalırsın.

          Belki kiraz kokan bir mum alırsın günün birinde. Belki yeni bir yazar keşfedersin. Yeni bir film çekerler ve sen çok beğenirsin. Kendinle paylaşırsın. İlla birileri olmak zorunda değil ya. Belki bir şarkı ezberlersin ve içtiğin günler daha bir güzel söylersin. Belki gökkuşağını bir daha görürsün...

         Şimdi yürümeye devam et. Geleceğe bir adım at.