Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...
1 Ocak 2013 Salı
30 Aralık 2012 Pazar
Rüzgar Çanı'na selam...
Acı verici
şeyler yazıyorum ben. Hüzünlü… Böyle insanın içini çekerek okuduğu şeyler.
Belki de olması gerekenden fazla hüzün vardır içimde...
Bu sene
canımı acıtmamış gibi yaptım yokluğun için. İnsan her sene aynı günü resmi
bayram ilan eder mi mutluluğuna. O gün melatonin,
serotonin ve endorfin salgılamıyor vücudum. Mutluluğun zerresi geçmiyor
aklımdan. Yüzümde bir küçük damla
tebessüm… Bu senede yoktun. İnsanlar artık üzülmemem gerektiğini düşünüyor.
Haklılar. Biliyorum. Ama içim karman çorman…
Bir bilsen, ne çok şey var anlatmak istediğim sana. Âşık
olamadım bu sene de. Aynı işte çalışıyorum hala. Arkadaşlarım var yeni. Ama ne
zaman boş bir sandalye olsa masada, seninle hiç gitmediğimiz o yerde hayaletin
sanki gelip oturuyor yanı başıma. Bir bira söylüyor. Soğan halkalarımı
paylaşıyorum onunla. Konuşmuyor benimle. Ama duyuyor içimde ki çığlıkları.
Sigarama ortak oluyor. Kahvaltılara gidiyorum, içmeye gidiyorum, dans etmeye
gidiyorum hiç sevmesem bile. Olmuyor. Ne biçim bir yoksunluk bu anlamıyorum.
Anlamadığım için anlatamıyorum da.
Oysa sana
yine çok ihtiyacım var. Neler oldu bir bilsen. Bu deli yine ne işlere
kalkıştı! Romanımı bitirdim. Güzel de
oldu. Noterde tasdikletmek için kredi çektim. Tasdiklettim de… En mutlu
günlerimden biriydi. Görsen taksim de yürüyorum, kuşlar için bir liraya arpa
satanlardan arpa aldım minik dostlarım için. Bol bol besledim onları. Sonra
mendil satan amcalardan mendiller aldım. Islak mendiller, kuru mendiller… Sokak müzisyenlerini daha çok sevdim o gün.
Para attım müzik kutularına bolca. Sonra dosyama sarıldım gülümseyerek yürümeye
başladım. Tanımadığım insanlara günaydın dedim. Dükkânlarını yeni açan
insanlara hayırlı işler diledim. Akşam ilk iş yayınevlerine gönderdim dosyamı.
Haber bekliyorum hala…
Bu kadarla
kaldı sanma! İnternet üzerinden online yayın yapan bir dergide yazmaya
başladım. İlk yazım için kocaman 2 sayfa verdiler bana. Nasıl gururlandım
görmeliydin. Gözlerim dolu dolu defalarca okudum. Ezbere bildiğim yazıyı… Copy Center’a
gidip kuşe kağıda büyük bir boy çıktı
aldım kapağın ve yazdığım sayfanın… Sahi söylemedim dimi sana. Kapakta yazımın
başlığı vardı. Hala yazıyorum orada. Bloğumda da yazıyorum. İnsanlar ara sıra
içten mesajlar gönderiyorlar bana… Her birini nasıl özenle okuyorum bilemezsin…
Sonra sabah
oluyor. Erkenden kalkıyorum. Giyinip işe hazırlanıyorum. Servise yürürken
eskiden beraber koştuğumuz parkın içinden geçiyorum. Arabanı görüyorum bazen
park etmiş. Uçuşu yok bugün herhalde diyorum. Balkonuna bakıyorum evinizin. Rüzgâr
çanının sesini dinliyorum. Saatime bakıp hızlı adımlar ile yürüyorum. Ama bil rüzgâr
çanınıza selam vermeden geçtiğim tek bir sabahım bile olmadı.
7 sene bitti.
Ama hala hayaletin ile yaşıyorum ben. Seneye canımın biraz daha az acıması için
dua ediyorum sadece… Çünkü emin ol katlanılacak gibi değil yokluğun.
Seneye
görüşmek üzere cancağızım…
Etiketler:
7,
aşk,
ayrılık,
dergi,
mendil,
noter,
roman,
rüzgar çanı,
selam,
sokak müzisyeni,
yazı.kapak
21 Aralık 2012 Cuma
Kadın / Benim Sesimden...
ozumdecokiyiyim.blogspot.com için bu kez yazmakla yetinmedim birde benim sesimden dinleyin istedim.
Etiketler:
aşk.,
beyaz elbise,
blogspot,
kadın,
kendi sesimden,
ozumdecokiyiyim,
öz,
ses
19 Aralık 2012 Çarşamba
Kaçış Planı
Rüzgar senin sokağından geçerken ki kadar sert esse hep duramazdım bu şehirde.
Nasıl zor bilemezsin sen, tüm ömrümü bunu anlatmaya adasam bile sen hep aynı kalacaksın. Benim seni sevmeme sebep olan o umursamaz gözlerinle bakacaksın hayata hep. Ve ben seni düşündüğüm için utanacağım kendimden. Bitecek gibi değil bu.
Bir insanın kendine en uzak yeri sırtıdır derler ya öylesin şimdi.
Dizinde uyuduğum sabahlarım var zihnimin karanlık köşelerinde.. Ellerinin saçlarımın arasında dolaştığı anlarım var. Yağmurdan sığınmak için gölgene sığındığım, ceketinin içinde kaybolduğum zamanlarım var. Bir sürü sen varsın içimde. Aşık, şapşal, onurlu, vurdumduymaz, komik, kötü, en çok kötü senden var içimde. En çok o iz bıraktı. Atlatamadım. Geçmedi.
Şimdi benden tavsiye istiyor insanlar, aşk için. Verecek bir tavsiyem yok ki, enkazım ben. Üzerinden geçen zamana karşı bir tek bebek adımı bile atamadım ben. Ben mi tavsiye vereceğim? Ben bir şey verecek olsam sadece kaçış planı verebilirim aşktan. Benim yaptığım gibi. Sıkıldığını mı hissettin senden. Ayrıl! Kimsenin senden ayrılmasına izin verme. Aşık mı oldun? Ayrıl. Aşık olduğunu bilmesine izin verme. Seni sevdiğini mi söyledi, ayrıl! Senden vazgeçtiğini görmeyi kaldıramazsın!
Hayal kurma! Çünkü bir sigara içimliktir aşk dediğin. Bırak gitsin…
Etiketler:
aşk,
aşk.,
enkaz,
hayal,
iz,
kaçış planı,
ozumdecokiyiyim,
rüzgar,
sigara,
vurdumduymaz
1 Aralık 2012 Cumartesi
30 Kasım 2012 Cuma
Uyuyamayan güzel...
Âşık
olmak zor zanaat ti… Çünkü doğru adamı bulmak gerekirdi önce, kalbinden her
daim ipe sapa gelmez serseriler geçerken. Aslında yaşamak istediklerin
fütursuzcaydı ama sen geleceğini düşündüğünden akşam evine elinde ekmeği ile
gelecek o adamı aradın hep. Sakladın ruhunu ve izin vermedin kimselerin seni
gerçekten tanımasına. Biliyorum. İstediğin hayat bu değil ama bunu yaşıyorsun.
Bu verildi çünkü sana. Ve sende kavga etmekten korktuğundan belki de kabul
ettin sorgusuzca.
Sen
martılardan korkan kadın âşık olacağın adamı seçememekten korkuyorsun şimdi de.
Oysa sende biliyorsun hayat sana iki tane seçenek sunacak ve sen güvenli
dünyanın küçücük penceresinden korkarak bakacaksın aşka. Yanlış kararlar
vereceksin. Bir sürü yanlış karar. Oysa ne kadar isteyeceksin âşık olduğun
adamla geleceği düşünmeden yaşamayı.
Hayat sadece bir matematik
sorusu… Birçok bilinmeyeni olan tuhaf bir
denklem… Sen x’e değerler vereceksin, aşkı bulmak için. Doğrusunun bu olduğunu
düşüneceksin. Oysa sana hep söylüyorum. Aynaya bak, kimsenin göremediği Sen’e. Sonra
seni üzecek o adama âşık ol.
Elbet doğru tercihlerin olacak.
Bırak yadırgasınlar seni. Sen kendini unutma yeter. Çünkü bir kez unutursan
kendini, hayallerini yaksan da ısıtamazsın içini…
Uyu şimdi. Dünya daha güzel ve
anlaşılır bir yer olduğunda söz seni uyandıracağım… Ama bil ki prens hiç gelmeyecek.
25 Kasım 2012 Pazar
13 Kasım 2012 Salı
Kıymalı yumurta Özlem'i
Alışamam zannettiğim ne çok şeye
alıştım ben bilemezsin. İnsan acıyla ilk karşılaştığında nasıl çaresiz, nasıl
nefessiz kalır bilirim ben. Böyle için kurumuş hissedersin. Sanki seni ayakta
tutan tüm hayati sıvıların kaybolup gitmiştir. O kadar susuzsundur ki derinin
çekildiğini hissedersin. Bu yüzden nefes alırken ciğerlerine iğneler batar,
derin nefesler almaktan korkarsın. Dizlerde ki bağın çözüldüğü andır o an.
Yığılacak gibi olursun ama enteresan bir şekilde ayaktasındır. Yürüyor, nefes
alıyor, karnını doyuruyor, seni tanımayan insanlardan acını gizliyorsundur.
Nasılsın sorusuna hiç yapmadığın kadar içten bir gülümsemeyle iyiyim
diyorsundur. İyiyim, yıkıldım ama sen bilme. Ve ben paramparçayım seninle
konuşurken. Sen gülümsememe odaklan ve beni anlama! Farketme ne yaşadığımı. Sen
sadece alman gereken cevabı al ve sorgulama fazlasını diyorsundur aslında.
Yıllarca böyle yaşadım. Kimselere
kalbimi açmak istedim ben. Dostum olmasın, derdimi kimseye anlatmayayım dedim.
Bir daha kıymalı yumurta yemedim. Sen benden gitmek için bana son kez
geldiğinde mutfakta pişen kıymalı yumurta kokusunu duyuyorum her yerde.
Yiyemiyorum. Sevmiyordum artık...
Biliyor musun? Yıllarca geri dönmeni
bekledim. Annem, ne zaman hüzünlensem seni andığımı bilir. Ah hayaldaşım!
Seninle bir kadeh tokuşturmuşluğumuz yok işte. Olmadı bir rakı masasında
birlikte bir anımız. Şarkı söylemedik sarhoşluğun etkisiyle. Biz hiç yüzmedik
seninle. Ve güneşlenmedik. Sen benim en derin, en gizli yaramsın ve ne yazık ki
hep orada kalacaksın. Acın her depreştiğinde bir yazıma konuk olacaksın.
Duymayacaksın, görmeyeceksin, okumayacaksın.
Az daha
sabretseydin, zaten yıllar bizi yavaş yavaş uzaklaştıracaktı birbirimizden...
6 Kasım 2012 Salı
Beni görmemiş say!
Kitapların
arasında kendine bir dünya kurmuş her birini tek tek inceliyordu onu izlerken.
Her bir kitabı eline alıp önce kapağına sonra arka yüzüne bakıyor sayfalarını
hızlıca çeviriyor sonra elinde tartıyordu. Neye dayalı bir seçim olduğunu
anlayamamıştı kadın. Tüm gününü orada geçirmek ister gibiydi adam. Elinde
olmadan gizemli adama katıldı kadın. Adam ne yapıyorsa o da aynısını yaparak
kitapların arasında dolaştı. Oysa kadın sistemliydi, kitap almaya gitmeden önce
hangi kitabı alacağına karar verir ve alacağı kitap yoksa oyalanmadan çıkardı
kitapçıdan. Ama adam, kendini işine kaptırmış öyle sakin öyle huzurluydu ki,
kadının alacağı kitaplar aklından uçup gitmişti.
Bir süre
sonra kadına bakarak kitaplardan birini kulağına götürdü. Kadın şaşkınlıkla bir
sonra ki hamlesini anlamaya çalışırken adam gayet kendinden emin bir halde;
kadına bakıp "beni oku" diyor dedi. Kadın güldü. Adam kitabı
koltuğunun altına sıkıştırdı ve devam etti. Bir diğer kitabı eline aldı adam
sonra ve "Adını öğrenmek istiyor" dedi.
Özlem dedi
kadın çekinerek.
Gülümsedi
adam.
Eline aldığı
kitabı kulağına götürüp aynı soruyu sordu kadın. Senin Adın ne?
Adam cevap
vermedi.
Devam ettiği
sır dolu yolculuğunun içinde kaybetti kendini yeniden. Uzun bir süre sonra
koltuğunun altına biriken kitapları ile kasaya gitti. Ödemesini yaparken de
izledi kadın. Sonra kitaplardan birinin üzerine bir şeyler yazdı. Ve poşete
geri koydu. Poşeti tezgahın üzerinde bırakıp tezgahtara birşeyler söyledikten
sonra ayrıldı. Kadın merakla kasaya gitti. Elinde tuttuğunu unuttuğu kitap ile
beraber. Niyeti adamın peşinden gitmekti. Tezgahtar kadına tam o an seslendi.
Kitaplarınızı
unuttunuz!
Hangi
kitapları?
Biraz önce
çıkan beyefendinin size bıraktığı kitapları.
Kadın
şaşkınlıkla kasaya ilerledi. Poşeti aldı ve kitapçıdan çıktı. Adam çoktan
gitmişti. En yakın kafeye oturup kitapları karıştırmaya başladı.
Kitabın ilk
sayfasında sadece Beni oku yazıyordu. Bu kitap adamın kulağına götürdüğü ilk
kitaptı. İkinci kitabı eline alıp hemen ilk sayfasını açtı. Özlem yazıyordu. 3.
kitabın ilk sayfasında Senin adın ne yazılıydı. Heyecanla 4. kitabı açtı kadın.
Kitabın adı
"Beni görmemiş say"dı. İlk sayfası boştu. Tüm sayfaları hızla
taradıktan sonra kitabı kapattı. İşte o zaman kitabın arka kapağında ki fotoğrafı
fark etti. Kitabın yazarıydı gizemli adam ve kadın ona hiç
ulaşamayacaktı."
3 Kasım 2012 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




