Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...

22 Nisan 2014 Salı

26-27 Nisan 2014'te İzmir Tüyap Kitap Kitap Fuar'ında Sizi Bekliyorum...

 


 




Merhabalar benim biricik takipçilerim :)

İstanbul dışında bir yerde yaşamam gerekse  ilk tercihim şüphesiz İzmir olur. O denli çok severim; Alsancak'ı, Kordon'u, Karşıyaka'yı, Eşrefpaşa'yı, Dikili'yi... Ve şu an sayamayacağım diğer tüm ilçeleri ile aşık olduğum şehre yazar olarak ilk gidişim. İlk ziyaretim... Evet çok heyecanlıyım. Bu heyecanımı da diğer tüm duygularımı sınırsızca paylaşabildiğim biricik blogumdan duyurmak istedim. Yolunuz düşer de uğramak isterseniz, ben orada olacağım...

Hep söylüyorum biliyorum ama yeniden ve her zaman iyiki varsınız...

Sevgiler...


Yer: İzmir Tüyap Kitap Fuarı / Salon 2 - 105F


 


Özlem Çelik

18 Nisan 2014 Cuma

Zincirleme trafik kazası...





Hayaletler sevimli değildir her zaman.

Mesela, sakin sakin otururken gözüme ilişen o not.

Notta yazan saçma sapan bir cümle...

Gözüme sokmaya çalıştığın arkadaşlık zırvaları...

O cümlede kayboluşum.

Sevimli değildi...

Bir damlanın bir diğerine yol açmak için hızlıca ilerleyişi...

Sonra bir diğerinin onu yakalama çabaları...

Onlarda sevimli değildi...

Gözümde titreşen minik bir anı...

Senin bana verdiğin o ilk ve tek hediye paketinin kırışıklığı,

Kırmızı paket kağıdının üzerinde belli belirsiz kıvrımları sarkan rafya kağıdının çaresizliği...

Gözüme ilişen "Arkadaş" sözcüğü...

Sonra,

Sonrası malum...

Zincirleme trafik kazası işte...

Tüm kötü anıları anımsayıp her birini bolca sulama zamanı...

...

Bazı geceler anı kisvesi altında bir takım hayaletler sarıyor zihnimi...

Sanırım "kurşun" döktürme zamanım geldi...









17 Nisan 2014 Perşembe

"Mutlu Yıllar"





       Bende konuşmayı geç öğrenmiş bir çocuğun gevezeliği var. Susturulma korkusu ile seviyorum seni. Bardaktan boşalırcasına... Ve sürekli kendim dahil herkesi, seni unuttuğuma inandırma mecburiyeti ile yaşıyorum!




...
Söylemek istediğim onca söz varken içimde, sana sadece "Mutlu yıllar" yazdım...

"Seni sevdiğimi" unuttum zannediyorsun biliyorum,

Unutmadım!

Hayatımda biri var sanıyorsun,

Yok!

Mutluyum zannediyorsun,

Değilim!

Ben sadece, seni düşünüyordum...

Aptalca biliyorum.

Çoğu zaman şapşallığım tutar bilirsin.

Nasıldı o tabir sahi?

Ciğerimi bilirsin sen.

Bir tek seni sevdiğimi bilmezsin...

Ama konumuz bu değildi doğru ya.

Sana neden yalan söylediğimi anlatıyordum.

Kendini huzursuz hissetme diye...

Üzülme diye...

Ve renkleri mordu, tüm yalanlarımın.

Onları sev diye.

Karşılık veremediğin hisler altında ezilmek nasıldır bilirim.

Sen alışma istedim.

Suçlu hissetme kendini..

Üzülme...

Ben bugün birkez daha doğdum sayende...

Seni sevdiğim her gün olduğu gibi...

Hoşgeldin yeniden, "Mutlu Yıllar"...


......

  
  Aşk'ın rengi  mordu. Deniz kokardı ve tadı bazı zamanlar şeftali'ye benzerdi...





      

13 Nisan 2014 Pazar

Sahi neden?






Çokta fazla uğraşmak zorunda kalmadım. Sadece derin bir nefes aldım. Bir son nefes. Sonra yavaşça kendimi suyun dinginliğine bıraktım. Dibe doğru... Ölmek niyetinde olmadım hiç. Ben daha çok sevmek, bolca görmek, en az bir kez sevilmek ve şeftalili turta yapmayı bilmek istedim. Ben yazın güneşi, kisin kari her mevsim denizi sevdim. Seni sevmek yanlış mevsimde yanlış bir meyveyi aşermek gibiydi. Kisin ortasında canim birden şeftali istemişti.

Seni çok sevdim! Bu oldukça trajikomik çünkü ben aslında bu denli hüzünlü bir kadın değilim. Ama ask beni hep hüzünlendirdi. Dramatik filmleri ve kitapları sevmedim oysa. Ben gülmek istedim hep. Seni sevmek istedim. Aklımda çirkin, bencilce ve biç miktar narsist bir soru var. Beni neden sevmedin??


Biz neden birlikte olamadık! Kahrolasıca dünya bu kadar küçük müydü sığamadık?
Biz mi büyüktük?
Fazla mı çirkindik?
Ya da çok mu güzeldik?

Biz neden birlikte olamadık!!
Sahi bir gün oturup uzun uzun anlatsana bana ya istersen yıllar sürebilir...

16 Mart 2014 Pazar

Ben Öz! Duygularını hunharca yaşayan bir kadınım...






Ben yüreği ağzında bir kadınım. Az biraz korkak, delice cesur, epey fevri, çokça kırılgan, biraz çatlak, bazı zamanlar komik, bazen sessiz, çoğunlukla konuşkan, bir tutam kinci ama her daim affedici...

Ben yerinde duramayan bir kadınım. Sevdim mi koşmak isterim. Bir yere varma derdi olmaksızın, amaçsızca koşmak isterim. Sonra aniden durmak! Ve yeniden koşmak...

Ben duyguları sınır çizgilerinde volta atan bir kadınım. Elime iğne de batsa, aşık olduğum adam beni yarı yolda da bıraksa aynı kırgınlıkla ağlarım. Hiç susmayacak gibi... Sonra bir anda güneş çıktı diye deli gibi kahkahalara boğulabilirim.Gökkuşağını da severim, yakamozu da...

Azım yoktur benim çokça yaşarım!
 
Ben yorgun bir kadınım. 27'sine sayılı günler kalmış ama 7 yaşının muzurluğunu üzerinden hiç atmamış bir kadınım.

Ben aşk kadınıyım. Dostlarımın tabiriyle... Aşkı yazmak için buralardayım. Size sadece göz kırpmak istedim...










15 Mart 2014 Cumartesi

Bugün biraz karışığım..!





Yapamadım.Bu kez çok yaklaşmıştım. Az kalsın başkasını sevecektim! 

Peter, benim çocuk tarafım. Ben iki ayrı adam sevdim sende. Biri komik, konuşkan, deli dolu, az biraz arsız, çokça mahzun, neyse o... Diğeri kör, sağır, dilsiz, vurdumduymaz, buz gibi, ama yumuşacık, derin, güçlü... Ben birbirinden hiç ayırmadan sevdim sizi...Birinizin hakkı diğerine geçmedi. İzin vermedim. 

Denedim Peter, başkasını sevmeye gayret ettim. Yapamadım. Senin gibi gülmüyordu içten, onunlayken gülmüyordum. Gülmek ne zor şeymiş Peter! Gülemedim hiç... Sen de yoktun... 

Az biraz boynum büyük bugün. Sevmem ben 14 Mart'ı. Sevemem. Nesi var bu tarihin deme. Bazen tarihler sevilmez Peter. Mesela senin gittiğin tarihi hiç sevmeyeceğim.. Dönsen bile... Bugün üşüyorum. Kaç kat giyindim kimbilir. Aklım karışık biraz. Sigaraya yeniden başlama isteğim var. Tükenene dek içmek istiyorum. Bugün çok karışığım Peter. Bugün "gidişlerin, öksüz kalışların, terkedilişlerin" günüydü. Ben bugün biraz daha öle yazdım...

Kızma Peter. Ölmek değil niyetim. Benim ki bir alışma hali. Ellerimi ceplerimin en derininde tutma çabası. Sana yazmamak, seni aramamak, sana ihtiyaç durmamak savaşı..! Sanırım bir sigara yakmalı... Yoksa seni arayacağım...




3 Mart 2014 Pazartesi

Boğazıma oturan öküz'e ithafen..!






       Hayat gariptir. Bir gün hiç beklemediğin bir anda, o lanet şarkı radyoda ince ince çalar. Oysa sen mavilerini giymişsindir ve deniz kokunu sürmüşsündür... Sen vazgeçtiğini kendine ispat etmek için dişlerini sıkarken... O şarkı çalar. Sadece bir şarkıdır. Önemsizdir. Ve hatta mantıksızdır sözleri. Ama onun sevdiği düşer aklına... O an..! Yaşamla ölüm arasında ki o ince çizgide dişlerini sıkmaktan çenen ağrımışken bir damla düşer gözünden. O kopacak fırtınanın habercisidir. Nefesini tutup insanlardan uzaklaşırsın. Ve ağlarsın. Ağlamak sana yakışmasada... 

Sadece bir şarkı dersin kendini kandırmak için..! Altı üstü bir şarkı...

Neden bu denli çok sevdiğini bilemediğim bir şarkı...


Hoşçakal Peter...

Şarkı bitti...!