Ben hayal dünyamın günlüğünü tutuyorum sadece...

18 Nisan 2013 Perşembe

Çok sevdim.





Çok sevdim. O kadar çok ki sana hiç söyleyemedim. İçimde biriken kelimeler boğdu beni aslında. Kendimi duymamak için hep yüksek sesle dinledim şarkıları. Bir şarkım oldu hep, böyle her dinlediğimde içimi dağlayan. 

Çok sevdim seni. O kadar ki sustum hep. Anlamanı bekledim. Karşılıksız olduğunu bile bile direndim. Direnişi yakıştırdım kendime.

Seviyor dedim beni bir şekilde. Benim istediğim gibi değil, belli. Ama seviyor işte o da. Kendince, bildiği gibi. Seviyor beni, arkadaş gibi. 

Başkalarını aldım hayatıma, tiksindim kendimden. Korktum hep. Başkasını yanında göreceğim diye. Görüyorum şimdi. Yanyanasınız ve yakışıyorsunuz da üstelik. Ben ucu yırtık cebimde ellerim, yürüyorum boşluğa. Sigara izmaritleri bırakıyorum peşim sıra. Yerle bir dünyam şimdi. 

Şimdi, soluksuz kalma zamanı. Medet ummalı falcılardan. İnanmalı daha çok Tanrı'ya. Umuda sarılmalı şimdi. Zamanla anlaşmalı. Bitmeli. Bir an önce. Kimse görmeden.

Mevsimlerden aşk'ken sokaklarda, evinde buz gibi ümitsizlikle yanma zamanıdır şimdi.

16 Nisan 2013 Salı

Blogum Dergisi Ödülleri için başvurular başladı. Dalınızda en iyi blog olduğunuzu düşünüyorsanız, bekleriz...

                                                                    
Online Blog Dergisi  Blogum'un temellerini Mayıs 2012 tarihinde atıldı.
O zamandan bu zamana kadar, aralıksız olarak tam on bir sayı yayınlandı.
Bu sayılarda tam olarak, 296 farklı blog yazarına yer verildi.
Ortalama olarak da ay da 15.000 internet okuyucusuna ulaşıldı.
Her sayıda Blogum Dergisi ekibi kendisini geliştirdi ve böylece daha da iyi
işler ortaya çıktı.
Blogum Dergisi birinci yılı şerefine,
Blogum Dergisi Ödüllerini; internet üzerinden oylama ile gerçekleştirecek.
Dört farklı kategoride bloglar internet üzerinden oylamaya sunulacak. 
Bu kategoriler; Aile, Moda, Kültür-Sanat ve Hobi olarak belirlendi.
Kategori birincilerine Blogum Dergisi plaketi ve sürpriz hediyeler verilecek.
Başvuru Tarihleri : 15 Nisan -3 Mayıs 2013
Oylama İşlemleri : 5-25 Mayıs 2013
Oylama Sonuçları : 26 Mayıs 2013
Sponsorlar :
Kupon Sihirbazı - http://www.kuponsihirbazi.com/
Bloglar Mahallesi - http://bloglarmahallesi.com/
Başvurularınızı aşağıdaki linklere tıklayıp gerçekleştirebilirsiniz. Aile kategorisi başvuru formu için Tıklayınız.. Moda kategorisi başvuru formu için Tıklayınız..
Kültür-Sanat kategorisi başvuru formu için Tıklayınız.. Hobi kategorisi başvuru formu için Tıklayınız.. Başvuru yapmadan önce bilgi almak için : info@blogumdergisi.com 
adresine mail atabilirsiniz.

3 Nisan 2013 Çarşamba

Sağırdır bazı insanların kalbi...

  



  İnsanlar arasında fark yoktu aslında. Fark beyinlerin çalışma şekillerindeydi...

          Bazen ne yapsan anlatamazsın kendini. Sağırdır bazı insanların kalbi. Onlarında suçu yoktur. Suç, onları sağır edenlerindir. Yarınlarını unutturanlarındır. Ah almaktan korkmayanlarındır suç. Bir sözün bütün bir ömrü sağır edeceğini bilmez bazıları. Ve sen sesini duyurmak için kendini parçalarsın. Duymaz seni, çünkü vazgeçmiştir inanmaktan. Oysa senin ne derin yaraların vardır. Ne çok acımıştır kalbin. Ne çok düşmüşsündür. Toz dumandır için. Ama inanmaktan vazgeçmemişsindir. Çünkü bilirsin ki vazgeçtiğin an çorap söküğü gibi dağılacaktır hayatın. İnanmaktan vazgeçtiğin an bitecektir masalın. Güvenmekten,umuttan,inanmaktan,gelecekten vazgeçmeden yaşama çabasıdır seninkisi. Aşık olabilme ümidini kaybetmemektir.

      10 yıldır müthiş bir sabırla aynı dileği dilemektir.

       Yaşadığın dünyanın her yerinde sağırlaştırılmış insanlar gezmektedir. Düzeltmek istersin zamanında başkasının yaptığı hatayı. Onarmak istersin açtığı yarayı. Kendini anlatabilmek istersin. Anlatsan, anlasa değişecektir bakışı dünyaya. Herkes kötü değildir çünkü. Ama o kadar kırgındır ki duymaz çığlıklarını. Sen yoluna devam etmek zorunda kalırsın. 

            İnsanların ne kadar  korkunç olabileceğini gördüğüm her an, her dakika, her saniye biraz daha sıkı tutunuyorum dünyaya. Çünkü birileri hatırlatmalı insanlığı,insanlara...

           (Tüm yanlış anlaşılmalar için)

      

26 Mart 2013 Salı

Mutlu Olmalısın...




       Yağmuru duyuyorum. Pencereme çarpıyor. Bu kadar hüzünlü olmak zorunda değil dünya. Ben bu kadar acı çekmek zorunda değilim. Yeni başlangıçlarım olsun istiyorum. Çabalıyorumda. İnan bana. Daha az sigara içiyorum. Pek karıştırmıyorum eskileri ne zamandır. Güzel resimler asıyorum duvarlarıma. Çiçekler kurutuyorum. İnadına renkli giyiniyorum. Daha çok insanla tanışıp, daha çok hayat paylaşmaya çalışıyorum. 

       Yaşam bu ya inanmak zorundaymışım gibi geliyor. Her sabah aynanın karşısında dikilip tam bir dakika boyunca kendimi kandırıyorum; "Mutlu olacaksın" diyorum kendime. Mutlu olmak zorundasın. Mutlu olmalısın. Mutlu ol! 

    Biliyorum hayat o kadar kısa ki. Gözümü yeniden açtığımda bitmiş olacak ve hayıflanacağım geçmişime.. Çokça da kızacağım kendime. Ama yağmur yağıyor ya böyle hüzünlü, gözlerim dalıyor belirsizliğe... Anılar geliyor gözlerimin önüne. Keşke diyorum biri çıksa, çıksa da beni kurtarsa bu yalnızlıktan. Hüzünlerimi alıp yerine mutluluklar koysa. Gülsek beraber. Yeni anılarımız olsa mesela. Yağmur yağınca hüzünlenmesek. Komik bir ikili olsak. Çünkü hüzünlü olmak çok yordu beni. 

     Biliyorum bir yerlerde beni gülümsetmek için bekliyorsun. İnanıyorum. Yoksa yaşayamam. Ama biliyor musun acele etmen gerek. Çünkü inancım yağmurda eriyor artık yavaş yavaş. Çık gel neredeysen yabancı'm...

24 Mart 2013 Pazar

Geleceğe bir adım at!!!

     



        Bazıları savaşmak istemez. Yenilgiyi baştan kabullenmişlerdir. Ne yapsan kar etmez artık. Bırakman gereken yeri bilmelisin. Yoluna devam edeceğin yeri... Hayat gerçekten kısa çünkü. Yürümeye başla... Geriye bakma şimdi. Geçmişin seni kovalıyor, biliyorum. Bir sürü hata bir sürü saçma sapan şey yaşadın. Çok canını acıttılar. Sana verdikleri zararın farkına bile varmadılar hiç.             
          Şimdi unut hepsini. Affet. Elbet sende mutlu olacaksın. Nasıl, nerede veya kimle bilmiyorum. Ama mutlu olmak zorundasın. Çünkü herkes mutlu olur. Senin de illa yoluna devam etmeni sağlayacak birşeylerin vardır. Bir şarkı belki, ya da hiç gitmediğin bir ülkenin hiç görmediğin bir yerine ait bir fotoğraf. Geleceğe dair bir şeyler illa bulacaksın. İnanmanı sağlayacak. Yeni bir kağıt falı öğrenebilirsin. Ya da kolay bir ilizyon. Bir el çabukluğu. Bir bozuk parayı birinin kulağının arkasından çıkarmak gibi mesela. Ya da bir kozalak bulursun. suya girince kapanıp kurudukça açılan. Mucizesine bakakalırsın.

          Belki kiraz kokan bir mum alırsın günün birinde. Belki yeni bir yazar keşfedersin. Yeni bir film çekerler ve sen çok beğenirsin. Kendinle paylaşırsın. İlla birileri olmak zorunda değil ya. Belki bir şarkı ezberlersin ve içtiğin günler daha bir güzel söylersin. Belki gökkuşağını bir daha görürsün...

         Şimdi yürümeye devam et. Geleceğe bir adım at. 

            

14 Mart 2013 Perşembe

Tıp!

        



        Yılların alabildiği şeyler de varmış. Mesela bundan 9 sene önce ellerim titreyerek kapının önüne bir hediye bırakmıştım. 8 sene önce seni ne denli özlediğimi anlatmaya çalıştığım bir mesaj göndermiştim ağlayarak. 7 sene önce bugün arayıp alo deyişini duymak için nefesimi tutmuştum...

        9 sene geçti. Bugün sana mesaj gönderdim yine. Hiç vazgeçmediğimi bil istedim senden. Ama ne bir damla gözyaşı ne de titreyen eller. Ne de uzun soluklu cümleler vardı. Sıradan bir alışkanlık ile ellerim tuşlar üzerinde gezindi.

       9 sene önce kapıma bir hediye bırakmıştın. 8 sene önce mesajıma uzun bir cevap vermiştin. 7 sene önce sesini özlediğimi bilip telefonda uzun uzun alo demiştin. Bugün ise çok ince olduğumu söyledin. 

         İnce değildim aslında. Sadece seni özlemekten yoruldum. Taşıyamayacağım bir hale geldi yokluğun. Ve ben seni herhangi biri ilan ettim. Sıradan. Benim için anlamı olmayan.

         9 sene sonra bugün yine sana mesaj göndereceğim. Cevap yazmayacaksın bu kez. Bitsin isteyeceksin. 

             Ama ne var biliyor musun? 

            Beni bırakıp gittiğini sana her yıl aynı gün hatırlatacağım... Ve sen benim sayemde en azından yılda bir gün utanacaksın!

10 Mart 2013 Pazar

Hayatı güzelleştirebilen şeyler de vardır...

    



   Kasım ayına dek insanlara kendimi duyuramama endişesi ile hayata küsmüştüm. Sonra kuzenim bana bir dergiden bahsetti. Online ve blog yazarların hitap eden, İlgimi çekti. Blogum Dergi'siymiş adı. Takip etmeye başladım. Bir dergide yazmak hayal edebileceğimden çok büyüktü... 

   Konuk yazar alıyorlarmış. Ne kaybederim diyerek başvurdum. Kabul ettiler. İlk yazım yayınlandı.. Nefes Al...

          Rüyaların gerçek olabileceğine dair çocuksu bir heyecan ile yeniden başvurdum. Aralık yazım çıktı.. Sonra devamlı yazarları olmamı istediler, oldum. Şimdi Mart ayındayız. Ve ben derginin yazı isleri sorumlusuyum. Ve hala yazıyorum.

         Bunu neden anlattığımı soruyorsundur kendine şimdi. Demem o ki hayatta güzel şeylerde oluyor. İnsanlara ulaşmak hayal ettiğin kadar zor değil. Kendine bir şans tanı yeter. Ve tabi bu işi yapan, seni insanlara ulaştırmaya çalışan birileri varsa destek ol. Ol ki çoğalsınlar. 

        Teşekkür ederim Blogum dergisi. Bir tesadüfün hayatımı bu kadar güzelleştirebileceğine hayatta inanmazdım...  Özel bir şirkette, hayal kurmayı unutmuş insanlar arasında memur misali çalışan ben.. Geçinmek için çalışmak zorunda olduğunu bilen ben, hayallerim için uykusuz kalmayı göze alabiliyorsam sende alabilirsin. 

     Hadi üşünme paylaştığım herhangi bir bağlantıyı tıkla da bizim koca ay boyunca senin için nasıl çalıştığımızı  gör. Herşey senin için...

     Emin ol sen de başarabilirsin...



                                                          Özlem Çelik